Sektörel

Tapu harcı oranı düşürülmeli!

Taşınmaz satışlarında gerçek satış değeri üzerinden işlem yapılmaması, tapu harçları başta olmak üzere gelir ve kurumlar vergisi ile KDV yönünden büyük vergi kayıplarına sebep oluyor. Vergilerde bazı değişiklikler talep ediliyor...

Dünya Gazetesi köşe yazarı Abdullah Tolu bugünkü köşesinde vergi incelemelerini ve sektörlerin vergilerde talep ettiği değişiklikleri kaleme aldı. 

İşte Abdullah Tolu'nun 'Vergi incelemesinde cari yıla mı geçiliyor?' başlıklı yazısı...

Vergi incelemeleri genellikle 5 yıllık tarh zamanaşımı süresi içerisinde yapılıyor. Bu süre içerisinde her vergi mükellefi incelenecek diye bir durum söz konusu değil. Bazı mükellefler bu 5 yıllık süre içerisinde hiç incelenmeyebilir, bazıları ise bir veya bir kaç defa incelenebilir. Kendisi hakkında vergi incelemesi yapılan bir mükellef hakkında yeniden inceleme yapılabilir, daha önce inceleme yapılmış olması yeni inceleme yapılmasına engel değil.

5 yıl oldukça uzun bir süre

Bu 5 yıllık vergi inceleme süresi hem Maliye hem de mükellefler açısından uzun bir süre. Mükellefler zamanaşımı süresi bir an evvel dolsun da vergi incelemesi yapılamasın diye düşünürken, Maliye, 5 yıl içerisinde inceleme yapabileceği düşüncesiyle oldukça rahat davranıyor. 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmaya yakın vergi incelemesine alınan bir mükellef çoğunlukla konuları bile hatırlamıyor. Yani, bu uzun süre Maliye’ye kolay, vergi mükelleflerine zor geçiyor.

Dijital değişim vergi incelemelerine yansıyacak mı?

Son aylarda dilimize dolanan bir söz var: “Pandemiden sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”. Evet, aynen katılıyorum, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, vergi denetim ve incelemeleri dahil. Pandemi döneminde çok yakından şahit olduğumuz dijital değişim ve dönüşümün önünde durulması mümkün görünmüyor. Dijital değişim her alanı olduğu gibi, vergi denetimi ve incelemelerini de etkileyecek.

Vergi Müfettişleri Derneği “Denetimde Değişim” etkinliği düzenledi

Pandemi döneminde STK’lar ve mesleki dernekler hiç boş durmadılar, kamuoyunu yakından ilgilendiren konularda dijital ortamlarda uzaktan bağlantı yöntemiyle oldukça yararlı toplantılar ve etkinlikler düzenlediler, katılımcıları ve kamuoyunu bilgilendirdiler.

Vergi Müfettişleri Derneği bu anlamda güzel işler yapıyor, güzel şeylere imza atıyor. Dernek son olarak “VMD ZİRVE 2021” adıyla online bir etkinlik düzenledi. Etkinliğin 18 Şubat 2021 Perşembe günkü bölümünün konusu, “Denetimde Değişim (Geçmişi – Bugünü – Geleceği)” idi. Moderatörlüğünü Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı Onur GÖK’ün başarıyla yaptığı etkinliğe konuşmacı olarak şu isimler katıldı: Güler Hülya YILMAZ (Deloitte), Erdal ÇALIKOĞLU (Ernst&Young), Şaban ERDİKLER (KPMG), Zeki GÜNDÜZ (PWC) ve Abdullah TOLU (TOLUEN YMM).

Bir çok konunun ele alındığı ve son derece başarılı geçen bu etkinlik nedeniyle Vergi Müfettişleri Derneği’ni ve birbirinden değerli Yöneticilerini tebrik ediyorum. Bu tür  faydalı etkinliklere devam etmelerini de, eski bir mensupları olarak kendilerinden istiyorum.

Vergi Denetim Kurulu (VDK) dijital değişim ve dönüşüme hazır mı?

Ülkemizde vergi incelemeleri şu an sadece VDK tarafından yerine getiriliyor. Peki, VDK dijital denetime hazır mı?

VDK, vergi denetimlerinde dijital değişim ve dönüşüme hazır bir görüntü çiziyor. Teşkilat yapılanmasını da 2020 yılında buna uygun olarak yaptı, ölçek bazlı uzmanlaşma modelinden (Küçük ve Orta Ölçekli – Büyük Ölçekli Mükellefler) fonksiyonel uzmanlaşma modeline (Sektörel Denetim, Vergi İadeleri, Vergi Kaçakçılığı) geçti.

Vergi incelemelerinde incelenecek mükelleflerin belirlenmesinden, inceleme görevinin verilmesine, vergi inceleme sürecinin tamamı ile düzenlenen raporların ilgili vergi dairesine gönderilmesine kadar olan işlemlerin tamamına yakın kısmı elektronik ortamda yürütülüyor.

İncelenecek mükellefler eskiden sondajlama usulü denilen bir teknik ile belirleniyordu. Artık bilişim imkanlarından yararlanılarak elektronik veri ambarı üzerinden risk analizi değerlendirmesine tabi tutulmuş mükellefler arasından seçiliyor. Risk analizi ile, sadece incelenen mükellefler değil, tüm mükellefler üzerinde bir denetim yapılıyor, ancak sadece riskli mükellefler incelemeye alınıyor. Risk analizi yöntemiyle, mükellefler hakkında temin edilen bilgiler çeşitli kriterler ve yapay zeka aracılığıyla oluşturulan senaryolar üzerinden değerlendiriliyor ve sonuçları olumsuz olan mükellefler vergi incelemesine sevk ediliyor.

Mükellefler, vergi inceleme sürecini ve aşamalarını mükellef portalı üzerinden anlık takip edebiliyor.

Vergi incelemeleri cari yıla mı çekiliyor?

Artık vergi incelemelerinde cari yıl esasına geçiliyor. Bundan kaçış yok, dijital değişim ve dönüşüm de bunu biraz hızlandıracak gibi. Sonradan denetim ve ceza uygulaması yerine, cari yıl denetimi ve vergiye uyumun yılı içinde sağlanması daha önemli. E-belge ve defter sistemine geçmiş mükelleflerde, VDK ve vergi idaresi e-fatura düzenlendiği anda inceleme yeteneğine sahip bulunuyor. Bunu daha da geliştirmek ve uygulamaya almak lazım. Anlık- proaktif denetimler çok önemli. Cari yıl denetimi, sahte faturayla mücadele ve vergiye uyumu da artıracak.

Risk analiz merkezleri başta olmak üzere VDK ve GİB’de yapay zekadan fazlasıyla yararlanılmalı. Bunun için güçlü analiz merkezleri ve güçlü insan kaynağına ihtiyaç var. Sadece bu konuda harekete geçilmesi yeterli değil, Vergi Kanunlarında e-incelemeye uygun değişiklikler süratle yapılmalı.

Etkinlikte, gündemdeki vergi değişikliklerini de konuştuk!

Vergiye ilişkin etkinlik olur da, vergide yapılacak değişiklikler hiç konuşulmaz mı? Tabi ki de konuşulur, konuşulması da lazım. Reel sektörün, meslek mensuplarının hatta hemen herkesin beklentilerini bilmek, dile getirmek ve yetkililere iletmek lazım.

Bu konuda söz konusu etkinlikte dile getirdiğim bazı önerilerimi buradan da paylaşmak istiyorum. Bunlar sadece benim önerilerim değil, reel sektörün de beklediği şeyler:

1) Şirket aktifinde kayıtlı taşınmazların değerinin, yüzde yarım veya 1 oranında vergi alınmak suretiyle piyasa rayiç değerlerine yükseltilmesine izin verilmeli, kayıtlı değer ile piyasa rayiç değeri arasındaki farkın özel fonlarda tutulmasına veya sermayeye ilave edilmesine imkan sağlanmalı. Bu şekilde taşınmazlar bilançolarda gerçek değerleri üzerinden gösterilebilecek, satış halinde fiktif kazançlar vergilendirilmemiş olacak. 2003 yılından bu yana bu taşınmazlar için yeniden değerleme ve enflasyon düzeltmesi yapılamıyor.

2) Taşınmaz satışlarında gerçek satış değeri üzerinden işlem yapılmaması, tapu harçları başta olmak üzere gelir ve kurumlar vergisi ile KDV yönünden büyük vergi kayıplarına neden oluyor. Bu nedenle, taşınmaz satışlarına SPK lisanslı ekspertiz şirketlerine yaptırılacak değerlemelere göre tespit edilen piyasa satış fiyatı üzerinden devir zorunluluğu getirilmeli, tapu harcı oranı buna paralel olarak düşürülmeli. Örneğin, binde yarıma. Bu şekilde, gelir ve kurumlar vergisi ile KDV kayıpları önlenecek, sektörde oluşan haksız rekabet de giderilmiş olacak.

3) Grup KDV mükellefiyeti yeniden gündeme alınarak yasalaştırılmalı. Bu şekilde grup şirketleri için konsolide tek bir KDV beyannamesi verilerek, grup şirketlerde bir kısmının KDV ödemesi, bir kısmının ise devreden KDV’sinin bulunması nedeniyle ortaya çıkan sorun da giderilmiş olacak.

4) Finansman gider kısıtlaması ile binek otomobillerde amortisman ve gider kısıtlaması uygulamaları yeniden gözden geçirilmeli, mümkünse kaldırılmalı.

5) Vergi mükelleflerinin yaklaşık 250 Milyar TL civarında bulunan devreden KDV’leri gider yazma, vergi ve SGK borçlarına mahsup, nakden iade şeklinde tasfiye edilmeli.

6) 4. Dönem geçici vergi beyannamesi kesinlikle kaldırılmalı.

7) Kur farklarının vergilendirilmeyerek yatırıma dönüştürülmesi için Vergi Usul Kanununa aşağıdaki hüküm eklenmeli, bu şekilde yatırımlar teşvik edilmeli.

“GEÇİCİ MADDE – Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre geçici vergi dönemleri ve yıl sonları itibariyle kasa ve bankalar hesabında bulunan yabancı paraların değerlemesi nedeniyle ortaya çıkan kur farkları, yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılacak yatırımların finansmanında kullanılmak üzere pasifte geçici bir hesapta azami beş yıl süre ile tutulabilir. Bu durumda olumlu kur farkları bu hesabın alacağına, olumsuz kur farkları ise bu hesabın borcuna kaydedilir. Bu süre içinde teşvik belgeli yatırımların finansmanında kullanılmayan kur farkları kara ilave olunur.”

8) Şirketlerde ortaklardan alacaklar hesaplarına yürütülen adat faizi uygulaması gözden geçirilmeli, nihai vergileme halini alan bu uygulama yeniden değerlendirilmeli.

9) Vergi kanunlarında yer alan istisna ve muafiyetler gözden geçirilerek, ekonomik ve sosyal önceliklendirmeler çerçevesinde bir kısmı yürürlükten kaldırılmalı, kayıt dışı gelir unsurlarının sisteme dahil edilmesi sağlanmalı.

10) KDV tevkifat uygulamaları gözden geçirilmeli ve geliştirilmeli.

11) KDV’de yüzde 1 ve 8’e tabi mal ve hizmetlerin kapsamı daraltılmalı, iki oranlı bir sisteme geçilmeli, genel KDV oranı yüzde 12’ye, bu yapılamıyorsa yüzde 15’e düşürülmeli.

12) Ölçüsüz hacizle ilgili düzenleme yapılmalı, haczedilen mallar orantılı olarak serbest bırakılmalı, faaliyeti ve ticareti engelleyecek nitelikte haciz uygulanmamalı.

13) Akaryakıt sektöründe yaşanan sorunun çözümü açısından akaryakıt ürünlerinde KDV oranı yüzde 1’e indirilmeli, yüzde 17’lik fark ise ÖTV’ye eklenmeli.

14) Gelir Vergisi tarifesi dik artan oranlı bir biçimde düzenlenmeli, hem gelir dilimlerinin sayısı artırılmalı (örneğin 7-8 basamak), hem de oranlar giderek büyüyen bir biçimde yükseltilmeli.

15) Şüpheli/değersiz alacaklarda karşılık ayırma/gider yazma zamanına ilişkin uygulama değiştirilmeli, mükellefler şüpheli alacak için geç de olsa karşılık ayırabilmeli.

17) Transfer Fiyatlandırması eleştirilerinin çoğu mükelleflerin kötü niyetinden değil, emsal verilere ulaşamamasından ve düzenlemenin muğlak olmasından kaynaklanıyor. Transfer fiyatlandırması eleştirilerinde vergi aslının % 50’si oranında ceza uygulanmalı.

18) Geçmiş yıl zararları için endeksleme uygulaması getirilmeli.

19) Tarh ve tahsil zamanaşımı süreleri 5 yıldan 2 ya da 3 yıla indirilmeli.

20) Vergi Müfettişleri, iyi üniversitelerden başarıyla mezun olduktan sonra, zorluk derecesi çok yüksek sınavlardan geçerek mesleğe başlatılıyor, iyi bir eğitim ve yardımcılık döneminden geçiyorlar. İyi yetişmiş bu insan gücümüzün kolayca kaybedilmemesi lazım. Son dönemde çok sayıda Vergi Müfettişi istifa ederek, özel sektöre geçmeye başladı. Onlara özel sektörden daha çok, Devletimizin ihtiyacı var. Giderek artan istifaların önlenmesi bakımından, Vergi Müfettişleri ve Yardımcılarının özlük haklarının iyileştirilerek, Sayıştay Denetçileri ve Yardımcıları ile eşit hale getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yine aynı şekilde Vergi Dairesi Başkanlıklarındaki Grup Müdürleri, Vergi Dairesi Müdürleri, Müdür Yardımcıları, Gelir Uzmanları ve yardımcıları ile şeflerin özlük haklarında da düzenleme ve iyileştirmeler yapılmalı, ücretlendirmede hiyerarşik yapı dikkate alınmalı.

Vergilerde değişiklik yapılmasının gündemde olduğu bugünlerde, bu önerilerin de dikkate alınmasında fayda var.

Geçen yıl 2,7 milyon gayrimenkul satıldı, 18,2 milyar TL'lik tapu harcı elde edildi!

2021'de arsa ve arazi alanlar ne kadar tapu harcı ödeyecek?