Konut

Tapuda aile konutu şerhine yeni düzenleme getirildi!

Yargıtay, tapuda 'aile konutu' şerhine yeni düzenleme getirdi. Buna göre tapuda şerh yoksa bile sonradan eşlerden biri, "burası aile konutuydu" itirazıyla satışı iptal ettirebilecek.

Türk Medeni Kanunu, 2002 başında değişirken yasada, özellikle kadınları korumaya yönelik bir düzenleme yer aldı. Buna göre evin mülkiyet hakkını üzerinde bulunduran eşin evi satması durumunda eşi ve aile bireylerinin mağdur olmamaları için "aile konutu" kuralı getirildi. Evin mülkiyeti üzerinde bulunmayan eş (genellikle kadınlar) tapuya giderek evin aile konutu olduğunu bildiriyordu. Böylelikle mülkiyeti üzerinde bulunduran eş, diğerinin iznini almadan satışı yapamıyordu. Yargıtay da bu kurala dayanarak şimdiye kadar "eğer satış sırasında tapuda aile konutu şerhi yoksa satılan evin aile konutu olduğunun sonradan iddia edilemeyeceği" yönünde kararlar veriyordu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, konutu satın alan kişiyi ayrıca "diğer eşin açık rızası var mı" diye araştırma yapmaktan kurtaran ve iyi niyetli alıcıyı koruyan bu içtihadını değiştirdi. Karar, alım-satım süreci tamamlanmış, yeni sahibinin oturmakta olduğu evler için de geçerli olabilecek. Diğer eş evin aile konutu olduğunu ileri sürer ve bunu elektrik, su faturası, eski ikâmetgah gibi belgelerle ispatlarsa gerçekleşmiş olan satışlar tartışmalı hale gelecek. Karar emlak alım-satımındaki alışkanlıkları da değiştirecek. 


Sabah



Haber Yeni Yüzyıl Gazetesi'nde şu şekilde yer aldı;


Yargıtay, eşlerin birlikte oturduğu konuta kadının rızası olmadan ipotek konulmasını yasaya aykırı buldu.


YARGITAY Hukuk Genel Kurulu, eşlerin birlikte oturduğu konuta kadının rızası olmadan ipotek konulmasını yasaya aykırı buldu. Genel Kurul, aile konutunun maliki olan eşin yaşantıyı güçlüğe sokabilecek biçimde, konutun ipotek edilmesi gibi tek başına ayni hakla sınırlayamayacağına işaret etti. Bunun ancak diğer eşin (kadının) açık rızası alınarak yapılabileceğine karar verdi.


Amaç aile birliğini korumak


“Aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması ve aile konutu şerhi konulması” istemiyle açılan davada, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ile yerel mahkeme arasında yaşanan hukuki uyuşmazlıkta son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu söyledi. Genel Kurulun kararında, uyuşmazlığın, tapu kaydında aile konut şerhi bulunmayan taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılıp kaldırılmayacağı noktasında toplandığı belirtildi. İlgili mevzuatı hatırlatıldığı gerekçeli kararda, şöyle denildi: “Düzenleme ile malik olmayan eşe, aile konutu ile ilgili tapu kütüğüne şerh verilmesini isteme hakkı tanınmış, eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, ‘aile birliğinin’ korunması amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bir diğer deyişle, aile konutunun maliki olan eş aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi tek başına bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma ancak diğer eşin açık rızası alınarak yapılabilir.


Eşin açık rızası aranıyor


DAVA konusu taşınmazın tapu kaydında ipotek tesis edildiği tarihte aile konutu şerhi bulunmadığının açık olduğu vurgulanan kararda “Davalı eş dava konusu aile konutu üzerinde diğer davalı banka lehine ipotek tesis etmiş, bu işlem sırasında davalı banka tarafından davacı eşin (kadının) açık rızası alınmamıştır. Bu durumda, Türk Medeni Kanunu’nun 194/1 maddesi eşin açık rızasını aradığından, yapılan işlemin geçerli olduğunu kabul etmek imkansızdır” tespiti yapıldı.


Yeni Yüzyıl Gazetesi/ Demircan Ülger