Sektörel

TMB inşaat sektörü analiz raporunu açıkladı!

TMB inşaat sektörü analiz raporuna göre; Ekonominin genel gidişatı açısından lokomotif bir sektör konumunda olan inşaat sektöründe 2014 yılında büyüme %2.2 ile sınırlı kalmıştır.

Ekonominin genel gidişatı açısından lokomotif bir sektör konumunda olan inşaat sektöründe 2014 yılında büyüme %2.2 ile sınırlı kalmıştır. 2013 yılının üçüncü çeyreğinden bu yana ivme kaybeden inşaat sektörü 2014 yılının son çeyreğinde 8 dönemden bu yana ilk kez daralmıştır. Bu bağlamda, inşaat sektörü küresel krizden beri ilk defa GSYH'ye düşürücü yönde etkide bulunmuştur. 2015'te de inşaat sektöründe ekonomiye paralel ve yatay bir seyir beklenmektedir. 


2015 yılı ilk çeyrek sonu itibariyle: ABD'deki faiz artırımının zamanlaması, miktarı ve etkisi, AB'ninparasal genişleme programının boyutları ve etkileri, Çin'in toparlanma çabaları ile ihracatını arttırmak amaçlı olarak yerel para birimini devalüe etmesiyle şiddetlenebilecek kur savaşları, başta Ortadoğu ve Rusya merkezli riskler olmak üzere jeopolitik gerginlikler ve petrolün başı çektiği emtia fiyatlarındaki oynaklık küresel görünüme ilişkin öncelikli gündem maddeleridir. Bu bileşenler ışığında gelişmekte olan ülkelerde ivme kaybetmiş olan büyüme dinamikleri de yakından izlenmektedir. 

Küresel ölçekte iyileşme sürecini geciktiren riskler ve piyasalarda güven ortamını tesis edebilecek olan tüm unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, 2015 yılında dünya ekonomik görünümünün 2014 yılına kıyasla belirgin oranda toparlanması beklenmemektedir. Jeopolitik riskler ve bölgemizdeki siyasi istikrarsızlığın, olumsuz küresel koşullar yanında yurtiçinde de seçim ve siyasetin gölgesi altında bulunan Türkiye'nin kırılgan ekonomik büyümesini olumsuz yönde etkilemeye devam edeceği öngörülmektedir. 

Önümüzdeki dönem Türkiye ekonomisine ilişkin olarak, gerek Ekonomik Güven Endeksi gibi öncü göstergeler, gerekse büyüme, yatırım ve üretim gibi gerçekleşmeler, ekonominin yeni bir hikayeye,farklı bir eylem planına ihtiyaç duyduğuna işaret eder niteliktedir. Hükümetin açıklamış olduğu yeni teşvik paketi, bu ihtiyaca yönelik bir yanıt niteliği ve sıkı para politikasından gevşek para politikasına geçiş sinyali taşımakla birlikte, seçim süreci öncesinde hakim olan mevcut belirsizlik ortamında yaratacağı pozitif dalganın sınırlı olacağı dile getirilmektedir. Belirsizlik ve güven eksikliği unsurlarının hem Türkiye ekonomisini, hem küresel konjonktürü etkilediğibu dönemde, kapsayıcı ve kalıcı reformlarla makro ekonomik göstergelerini güçlendiren ekonomilerin,küresel likidite daralmasından nispeten daha az zararla çıkabileceği düşünülmektedir. 


Son Saat