Turizm

Turizm rantçıları Marmaris'i betona çevirdi!

Radikal Gazete Yazarı Vedat Atasoy, Marmaris'in beton denize dönmesi ile ilgili açılan savaşta gönüllülerin kazanması hakkında Marmaris Çevre Gönüllüleri Başkanı Filiz Ersan ile konuştu. İşte o yazı!




Marmaris’i çok severim. Kızmak ve gitmemek için birçok sebep olmasına rağmen kıyamam bahtsız Marmaris’e. Dünyanın belki de en güzel kıyı coğrafyalarından birine sahip bu beldeye neler yapmadık ki... Ama gelin görün ki hâlâ çok güzel Marmaris. O beton denizini görmezseniz, işletmelerin kalitesini tartışmazsanız, hâlâ masmavi koylar ve tertemiz bir havayla kucaklar sizi. 


Türkiye ’nin turizmle tanışan ilk yerlerinden biri Marmaris. Bölgede 1960’ların ilk yarısında başlayan turizm, bugüne dek aralıksız sürdü. Ancak plansız yapılaşma ve kötü yönetimler, 50 yılda ömrünü tamamlama noktasına getirdi. Turizmle ilgili yapılabilecek tüm yanlışlar, maalesef burada yaşandı. Bir anlamda turizm tecrübesizliğimizin eseri Marmaris (Diğer bir bahtsız yer de Kuşadası). 


Sığlanın memleketi 


50 yıl öncesine dönelim… Neden Marmaris’e gelmişti ilk turistler? Sadece yeni bir ülke ve ucuz olması mıydı sebep? Yoksa yemyeşil sığla ve kızılçam ormanlarının denize kadar inmesi miydi? Gerçekten de değil. 


Öncelikle amber kokusunun çıktığı, antik dönemin en önemli ağaçlarından sığla ağacının memleketidir Marmaris. Geçmişin zenginlik ve güç göstergesi olan ve ağaçtan çıkarılan amber yağı, parfümlerin ve kokulu sabunların ham maddesiydi. Ancak günümüzde kimyasal bileşenlerle de elde edilebildiği için zamanla değerini yitirdi. Artık kimse sığla yağı çıkartmıyor. İnsanoğlu, değerini kaybeden her şeye yaptığı gibi, bu değerli ağacı da yok etti. Marx’ın dediği gibi, “Gölgesini satamadığı ağacı kesti”. Dünyada sadece birkaç yerde kalan sığla ormanlarının en genişi Marmaris’te. 


Ayrıca kızılçam ağacının da memleketi Marmaris. İlginç bir ağaçtır kızılçam! Arsızdır, her yerde çok hızlı büyür. Utanmasa denize kadar girmeyi dener. Hatta bazı yerlerde utanmaz, bunu da yapar! İyi ki de yapar! Marmaris ve çevresinin bir güzelliği de denize kadar inen ormanları... 


Ancak kızılçamın kötü bir huyu da var. Kolayca yanabilir. Yaprakları o kadar kolay alev alır ki, bir anda tüm ormanı yok eperir. Hele Marmaris gibi birçok hava koridoruna sahip bir yerde, her an bir yangın tehlikesi bulunur. Bunun için birinin ormanı yakması gerekmez, doğası gereği çok sıcak havada alev alabilir. Bu yüzden bölgedeki orman işletmeleri her an hazırda bekler. Özellikle sıcak aylarda kızılçam ormanları kırmızı alarmdadır. Ama üzülmeyin, bu ağaç aynı zamanda büyür. Ayrıca yangınlarla da ormanı büyütür. Çünkü yanan kozalaklar, 300 metre kadar uzağa fırlar. Doğa ise dengesini bir şekilde bulur. On yıl gibi kısa bir sürede tekrar orman hüviyetine bürünür. Ancak burada fırsatçı işadamları devreye girer. ‘Bu orman yandı’ diyerek oraya hemen 5 yıldızlı tesisini kondurur. ‘Bahtsız Marmaris’ demiştim! 


Yöneticilerin irtibatsızlığı 


Marmaris, muhteşem bir doğal limana sahiptir. Bölgenin en büyük limanına bugün tam üç marina sığıyor. Cruise gemilerinin daha rahat yanaşması için marinanın büyütülmesi çalışmaları geçen sene çok tartışılmıştı. Koyun içinde yer alan ve uluslararası sözleşmelerle mutlak korunması gereken ‘poseidon sualtı çayırları’na zarar verdiği gerekçesiyle yapılan itirazlarla bu proje rafa kalktı. 


Marmaris’in en büyük şansı, onu seven bir ahaliye sahip olması. Birçok sorunla uğraşmalarına rağmen yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları iyi niyetli. Marmaris’i kurtarmak için çaba içindeler. Ancak özellikle asayişle ilgili sorunlar çözülemiyor. Tüm çabalara rağmen hanutçuluk yaygın... 


Düzgün işletmeler olmasına karşın hâlâ sokaktaki turisti kolundan çekip dükkâna sokmaya çalışanların sayısı çok fazla. Yaşlı kadın turistlere, önce sevgili olarak yaklaşan, sonra paralarını alıp kaçan kişilerle ilgili haberler de yabancı medyada sık sık yer alıyor. Bütün bunlar Marmaris’in marka değerini de düşürüyor. Hele yerel yöneticilerin (belediye başkanı CHP ’li, kaymakam AKP ’li olduğu için) birbirleriyle irtibatta olmaması, güvenlik zafiyetini ortaya çıkartıyor. Kendi partisinden olmayan kişilerle irtibat kurmamak, özellikle son dönemde sık sık karşımıza çıkan bir durum. 


Olumsuzlukları daha fazla yazmak istemiyorum. Aslında her biri bir yazı konusu olacak bu olumsuzlukları bir yana bırakıp, biraz da yazının başında sözünü ettiğim muhteşem koylardan bahsetmek istiyorum. Hem tatil yapmak isteyenlere rehber olur hem de ben editörümü sevindirmiş olurum... 


Başka Marmaris yok


Öncelikle Marmaris, aynı Bodrum gibi, birçok koya sahip. Dünyanın en güzel koylarından biri olan Gökova’yı da Bodrum ve Milas’la paylaşıyor. Gökova’da nereye giderseniz gidin pişman olmazsınız. Akyaka, bilhassa otantik mimarisiyle göz dolduruyor. Azmak Deresi’nden Sedir Adası’na birçok alternatif rota sunan Gökova’da, Akyaka’dan kalkan teknelerle her noktaya ulaşabilirsiniz. 


Son zamanlarda en beğendiğim yerlerden biri olan Bördübet Köyü, Marmaris merkeze sadece 20 dakika uzaklıkta! Doğayla uyumlu tatil anlayışının en güzel örneğini göreceğiniz bu koyda iki başarılı işletme var: Amazon ve Golden Key. Özellikle Golden Key, doğada sessiz sakin bir tatilin yanı sıra sıcakkanlı çalışanlarıyla konforu da sunan bir işletme. Çocuklara da güzel bir doğal ortam sunan Bördübet’ten memnun kalmayanı henüz duymadım. 


Bir diğer sevdiğim rota ise Selimiye Köyü. Marmaris’e 30 dakika mesafedeki bu şirin köyü yıllardır bilirim. Halam burada yaşar. Bu yüzden sıkça uğradığım ve huzur bulduğum bir yer. Burada hiçbir işletmede kalmadım. Ancak Beyaz Güvercin Oteli’nde kalan arkadaşlarım çok memnun. Bu arada Selimiye’deki Muhammet’in Yeri’nde deniz ürünlerini tatmadan dönmeyin! 

Kızkumu, Bozburun, Amos... Her biri ayrı bir yazı konusu olacak birçok yere sahip Marmaris’in, son dönemde daha çok yabancı ve ucuz turiste hizmet etmesine rağmen, düzeleceğine hâlâ inanıyorum. İnanmak istiyorum, çünkü başka Marmaris yok! 


Rantçılara karşı savaş açıldı çevre gönüllüleri kazandı


Filiz Ersan (Marmaris Çevre Gönüllüleri Başkanı): Marmaris’in simgelerinden biri olan Filiz Ersan, 20 yıldır yörenin doğasını korumak için çalışan bir aktivist. Marmaris hakkındaki çevre hareketlerine liderlik eden Filiz Ersan, şöyle anlatıyor yöreyi: 


Marmaris, adını dünyaya tescillemiş bir turizm ilçesi olmasına rağmen, ormanları, arı yaşam havzası ve denizi, nüfusun artmasıyla kirlenmeye başladı. Önce çevre kirliliğini önlemek için çıktık yola. Şimdi rantla mücadele ediyoruz. Bu cennet beldede manganez madeni çıkarılmak istendi! Marmaris körfezine şilep ve kruvaziyer gemilerinin geleceği bir ana liman yapılmak istendi. Orhaniye Köyü’ndeki Kızkumu sit alanında deniz dolduruldu. Uzun mücadelemizle holdinglere açtığımız davalar kazanıldı. Halkın da duyarlılığı için uğraştık. Çünkü çevre hep hukukla değil, eğitimle de korunur! Ne mutluyuz ki Marmaris’te hukuk da çevreden yana.



Vedat Atasoy/Radikal