Emlak Terimleri

Türkiye’de havzaların mevcut durumu 2014!

2014 - 2023 dönemine ait Ulusal havza yönetim stratejisi, 4 Temmuz 2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. İşte Türkiye ’de havzaların mevcut durumu 2014..

Türkiye’de havzaların mevcut durumu 2014!

2014- 2023 dönemine ait Ulusal havza yönetim stratejisi, 4 Temmuz 2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 


Strateji kapsamında, Türkiye’de havzaların mevcut durumu ile hedeflenen durum için gerçekleştirilmesi gereken projelere yer veriliyor.


Türkiye’de Havzaların Mevcut Durumu 

Türkiye 25 hidrolojik havzaya bölünmüş olup (Tablo 1, Şekil 1) bu havzalardan toplam ortalama yıllık akış 186 milyar m3’tür. DSİ verilerine göre bunun yaklaşık üçte biri, ülkenin doğusunda yer alan Fırat-Dicle havzasına aittir.  


Alansal büyüklük olarak bunu Kızılırmak ve Sakarya havzaları izlerken, ortalama yıllık akış miktarı olarak Fırat-Dicle havzasından sonra Doğu Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Antalya Havzaları gelmektedir.  


Havzaların ekolojik, sosyal, demografik koşulları ve havza kaynaklarının kullanımı bulunduğu bölgeye göre ve havza alanlarının yatay ve dikey dağılımına bağlı olarak farklı havza yörelerinde önemli farklılıklar gösterebilmektedir. 


Yukarı havzalarda ve Doğu bölgelerinde nüfus oranı genel olarak düşükken aşağı havzalarda ve batı bölgelerindeki havza alanlarında nüfus yoğunluğu yükselmektedir. Kırsal yoksulluk ve geçim için doğal kaynaklara bağımlılık yukarı havza yöreleri ile doğu ve güneydoğu bölgelerinde, aşağı havza alanlarına ve diğer bölgelere göre daha yaygındır. 


Yukarı havzalar daha çok hayvancılık, küçük ölçekli tarım ve ormancılık amaçlı kullanılırken, aşağı havzalarda geniş alanlarda tarımsal faaliyetler uygulanmaktadır. 


Tarımda aşırı kimyasal gübre ve ilaç kullanımından kaynaklanan toprak ve su kirlenmesi aşağı havzalarda ve batı ve güneydeki havza yörelerinde giderek artmakta, buna karşın yukarı havza yörelerinde tarım çoğunlukla organik tarıma yakın koşullarda sürdürülmektedir. Mera alanlarının önemli bölümü aşırı ve düzensiz otlatmalar, orman alanlarının yarıya yakın kısmı ise geçmiş yıllardaki düzensiz yararlanmalar nedeniyle bozuk durumda olup birçok alanda ekosistemlerin parçalanması görülmektedir. 


Eğime uygun olmayan şekilde yol inşaatları da bozulum ve erozyona neden olmaktadır.  


Ülkemizin Batı bölgelerinde ve aşağı havzalarda kentsel nüfus ve sanayi kuruluşları yoğunlaşmış olup, buna bağlı olarak yerleşim alanları, su ve enerji talepleri artmıştır. Bu bağlamda çevre kirliliği ile çarpık kentleşme ve plansız sanayileşme verimli toprak, su, orman ve mera gibi doğal kaynakları ve varlıkları her geçen gün daha fazla tehdit etmektedir. Batı bölgelerinde ve kentsel yörelerdeki havza alanlarında sanayi ve hizmet sektörleri ana istihdam ve geçim kaynaklarını oluşturmakta, tarıma bağımlılık ve istihdam azalmaktadır. 


Mevcut 112 milyar m3 kullanılabilir su kaynağından halen yararlanma oranı % 36 civarında olup, 32 milyar m3’ü sulamada, 7 milyar m3’ü içme ve kullanmada, 5 milyar m3’ü sanayide kullanılmaktadır. Bu durumda ülkemiz su kaynaklarının yaklaşık  % 74’ü sulama, % 11’i sanayi, % 15’i kentsel tüketim için kullanılmakta iken sırasıyla bu oranlar Dünyada % 70, % 22, % 8, Avrupa’da ise % 33, % 51 ve % 16’dır.


Son yıllarda bilim kurumları ve STK’ların da katkısı ile toplumda havzaların doğal kaynaklarının ve varlıklarının sürdürülebilir yönetiminin sağladığı değerlerin (toprak muhafaza, su miktarı ve kalitesi, karbon tutumu, biyolojik çeşitliliğin korunması, vb.) önemi hakkında farkındalık ve destek artmış olup, buna paralel olarak bozuk alanların rehabilitasyonu, ağaçlandırma, toprak muhafaza ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik programlar ve uygulamalarda ciddi artışlar sağlanmıştır. 


Havzalarımızda yer alan orman ve mera alanlarının önemli bölümünün hala bozuk durumda olması, tarım alanlarından kaynaklanan toprak ve su kayıplarının boyutu, sedimantasyon ve doğal afet tehditlerinin yarattığı zararların büyüklüğü dikkate alındığında havzalarımızda toprak muhafaza, doğal kaynakların rehabilitasyonu ve doğal afet sahalarında uygun önlemlerin alınması çalışmalarının boyut ve etkinliğinin geliştirilmesi konusunun UHYS içinde özel yere sahip olması gerekliliği açıkça görülmektedir. 


Ulusal havza yönetim stratejisi 2014-2023!