Sektörel

Türkiye'de topraktan girme kültürü var!

Baybars Altuntaş, Para Dergisi'ndeki yazısında "Bizde “topraktan girme” kültürü var. Yoksa başka bir makete yöneliyorlar." ifadelerinde bulundu..

Melek yatırım kanunları çıkarmak ve girişimcinin kolay para bulmasını sağlamak yetmiyor. Asıl önemlisi yatırımcının koyduğu parayı yine o pazar içinde geri alabiliyor olması..

 

DEĞERİ 1 milyar doları aşan start-up’lara “Unicom” deniyor. Yani ‘Tek Boynuzlu At’. Dünyadaki sayıları 200 civarında. Yani, bir iş fikri kısa zamanda öyle bir şirket değerlemesine ulaşmış ki nakde çevirseniz say say bitmez.

 

Karadağ Cumhuriyeti’nin toplam gayrisafi milli hasılatının 4 milyar dolar olduğunu ve bu parayla 600 bin insanın geçindiğini düşünürsek, unicorn olarak tanımlanan şirketlerin dünya ekonomisindeki yerini daha iyi anlayabiliriz.

 

İşin ilginç yanı bu tür şirketler Kolombiya, Arjantin, Çek Cumhuriyeti, Malta gibi ülkelerde bile var. Peki, Türkiye’den şimdiye kadar hiç unicorn çıkıtı mı? Cevap: Maalesef hayır. Peki, çıkar mı?

 

Bu soruyu cevaplamadan evvel, bu tek boynuzlu atların yetiştikleri iklime ve coğrafyaya göz atmakta fayda var.

 

"HAMBURGER SEKTÖRÜYLE NE İLGİMİZ VAR?"


Bu unicornların neredeyse yarısı ABD’de ortaya çıkmış. Diğer yarısı ise 25 ayrı ülkede. Çin ve Hindistan, ABD’den sonra unicorn görülen ikinci ve üçüncü pazarlar. Şunu çok iyi anlamamız gerekiyor. Start-up ekosistemi dediğimiz mevzuu yeni iş fikri olan girişimcilerden ortaya demosunu çıkarıp biraz da melek yatırım alabilmeyi başarmış olanların at koşturduğu bir pazaryeri.

 

Bu pazaryerinin pek çok oyuncusu var: Crowdfunding platformları, inkübasyon merkezleri, accelerator dediğimiz hızlandırıcı merkezler, melek yatırımcılar, bankalar, kamu kaynaklan, VC’ler, ortak yatırım fonları, teknoparklar, Ar-Ge merkezleri, CVC’ler (Corporate Ventures).


Ne var ki, tüm bu oyuncuların bir ekonomide bolca bulunması, o ekonominin ortaya unicorn çıkarabilme kapasitesi olduğunu göstermiyor. Neden mi? Mc Donald’stan bir örnekle durumu özetlemek istiyorum: Bir gün Mc Donalds’m yönetim kurulu toplantısında ekonomideki son gelişmelerin hamburger fiyatlarına nasıl yansıyacağı tartışılırken, şirketin CEO’sundan beklenmedik bir çıkış gelmiş. “Neden hamburger fiyatlarına nasıl yansıyacağına bu kadar odaklanıyorsunuz? Bizim hamburger sektörüyle ne ilgimiz var ki? Siz hala Mc Donalds’m gayrimenkul sektöründe faaliyet gösterdiğini anlayamadınız mı?” İşte bu durum, start-up yatırım ekosistemi için de geçerli.

 

Girişimcilere ve start-up’lara yatırım yapmak ve yatırım yapma iklimini iyileştirmek önemli değil ki. Önemli olan, ‘exit’ edebilme yani yatırımdan kolaylıkla çıkış yapabilme iklimini iyileştirebilmek. Bu yüzden, yatırım yapmaktan ziyade, yapılan yatırımdan çıkış yapabilmeyi kolay ve mümkün kılan ekosistemler/ekonomiler çok değerlidir girişimciler ve yatırımcılar için.


Bu yüzden, istediğimiz kadar melek yatırım kanunları çıkaralım, istediğimiz kadar girişimcinin kolay para bulabilmesini sağlayalım; yatırımcının koyduğu parayı geri alabilmesini o pazar içinde sağlayamazsak, ancak ve ancak taş çatlasa önümüzdeki 50 yıl içinde bir adet unicorn çıkarırız. O da çevre şartlarının iyiliğinden ziyade, kısmetti oldu şeklinde yorumlayabileceğimiz bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçer!

 

"TOPRAKTAN GİRME" KÜLTÜRÜ

 

Bizim yatırım kültürümüz şirket değerlemesi üzerinden işlemiyor. Avrupa ve ABD’den pek çok farkı var. Örneğin, Avrupa’da ve ABD’de daha önce bir melek yatırım almış bir start-up ikinci ve üçüncü round finansmanı daha kolay bulabilirken, Türkiye’de daha zor buluyor.

 

Neden mi? Çünkü bizde “topraktan girme” kültürü var. Yani, maketten en ucuz haliyle aldı! Yoksa başka bir makete yöneliyor. Bu alışkanlık maalesef start-up yatırım ekosistemimizdeki belli başlı sorunlardan biri haline gelmiş durumda.

 

îşte kültürel yaklaşım farkı erken aşama yatırımcılığının Türkiye’de önündeki en büyük engel. Buna rağmen, EBAN istatistiklerinde Türkiye 2016 yılında en fazla start-up yatırımının gerçekleştiği Avrupa’nın beşinci büyük start-up pazarı. Ancak iş yapılan yatırımların geri dönüşüne gelince, maalesef Türkiye 35’inci sıraya geriliyor.

 

Keşke melek yatırım kanunu, kitlesel fonlama kanunu, teknopark kanunlarım çıkarmanın yanı sıra yatırımcılarımızın bakış açısını değiştirme kanunu çıkarıp bu işi kökünden halledebilsek!

 

İşin şakası bir yana, yine de umudumuzu yitirmeden start-up’lara daha fazla yatırım yapma yolunda çalışmalara devam etmek gerekiyor.

 


Para