Sektörel

Türkiye’de yılda 30 bin adet konut açığı yaşanıyor!

77 milyon nüfuslu Türkiye’de 21 milyon adet konuta ihtiyaç olduğu belirtilirken, geçen yıl 630 bin adet nüfus artışına karşın, 600 bin konut üretildiği ifade edildi.

77 milyon nüfuslu Türkiye’de 21 milyon adet konuta ihtiyaç olduğu belirtilirken, geçen yıl 630 bin adet nüfus artışına karşın, 600 bin konut üretildiği ifade edildi. Türkiye’de her yıl 30 bin adet konut açığı oluştuğuna dikkat çekilirken, İstanbul’da ise 100 bin adetlik ihtiyaca karşılık, 123 bin adet konut üretimi gerçekleştirildiği vurgulandı.


Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri olan yapı / konut sektörü Yapı - Endüstri Merkezi’nde (YEM) düzenlenen “Pazarlama Argümanı Olarak Kullanılan Mimari Kavramlar” başlıklı panelde uzman katılımcılar tarafından değerlendirildi. Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ece Ceylan Baba’nın kaleme aldığı ve YEM Yayınları tarafından basılan “Loft” adlı kitabının tanıtımı kapsamında gerçekleştirilen panele Ece Ceylan Baba’nın yanı sıra, Next Academy Başkanı İletişimci Levent Erden ve KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik de konuşmacı olarak katıldı.


İki yılda kriz kapıda


Panelde konuşan KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik, Türkiye nüfusu ile konut ihtiyacını karşılaştırarak, ilginç tespitlerde bulundu. Türkiye’de 21 milyon konuta ihtiyaç olduğunu belirten Ömer Faruk Çelik, “Geçen yıl 630 bin nüfus artışı yaşandı. Buna karşılık 600 bin adet konut yapıldı. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere her yıl 30 bin adet konut açığımız var. Buna karşın İstanbul’da 100 bin konut ihtiyacı olmasına rağmen, 123 bin adet konut üretildi. 23 bin adet konut fazlalığımız var” dedi. Geçen yıl 37 bin adet konutun aralarında İngiltere, Almanya, Suudi Arabistan ve Kuveytli yatırımcıların bulunduğu yabancılara satıldığına dikkat çeken Ömer Faruk Çelik, “Yabancıların bu konutları yatırım amaçlı aldılar. İki yıl içerisinde bu konutları satmak istediklerinde, esas sorun o an yaşanacak. Ülkemizde doların seyri her an değişebiliyor ve haliyle Türk Lirası değer kaybına uğruyor. İkinci el olarak satışa sunulacak olan bu konutlar TL bazında satılacağı için, yabancılar zarar etmeye başlayacaklar. Bu da ülkemizde konut sektöründe yeni krizin başlamasına neden olacak” diye konuştu.


“Başımızı sokacak ev istiyorduk, rezidansa taşındık”


Konut sektöründe esas olanın insanların beklentileri olduğuna dikkat çeken Ömer Faruk Çelik,”1980’li yıllarda insanlar sadece başını sokacak bir evi olmasını istiyorlardı. Nitelik veya nitelik onlar için önemli değildi. 1990’lı yıllarda yine nicelik ve nitelik önemli değildi insanlar için, ama geniş ailemiz olduğu için artık apartmanlarda yaşamaya başladık. 2000’li yıllarda ise artık site kültürü başladı. Asansörlü, kaloriferli, sosyal yaşam alanları olan sitelerde oturmaya başladık. 2007 yılından ekonomimizin de büyümesi ile birlikte artık rezidanslar ve villalar devreye girmeye başladı. Konfor aramaya başladık” dedi. Türkiye’de her 10 yılda bir konut sektöründe konjonktürel bir değişim yaşandığına dikkat çeken Ömer Faruk Çelik. “Geldiğimiz noktada ise Loft yapıları tartışmaya başladık. Gelir seviyemiz, yaşam standardımız ve beklentilerimizi değiştirdi. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde de yine değişimler yaşayacağımız kesin” dedi.


Loft: Yüksek standartlı lüks konut tipi


Panelde konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ece Ceylan Baba ise, son yıllarda, Türkiye’deki konut piyasasında öne çıkan proje lansmanlarında sıkça duymaya başlanılan Loft kavramı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Ece Ceylan Baba, “İşlevselliğinden çok estetik yönüyle, “alternatif” bir yaşam tarzı arayışı içerisindeki orta ve üst sınıflara hitap eden, yüksek standartlı bir lüks konut tipini imliyor. Ne var ki, pazarlama diliyle daha bir vurgulanan bu kavramsal ve soyut ayrımın, yapıların fiziki özellikleri dikkate alındığında gerçeklikte çok da fazla bir karşılığının olmadığı; tüketiciye takdim edilen loftların, diğer benzeri lüks konut tipleriyle karşılaştırıldığında, tanımlanan ihtiyaçlar ve getirilen çözümler noktasında neredeyse farksızlaştığı görülüyor. Dolayısıyla, bu fiili farksızlık içerisinde ortaya çıkan fark’ı, yapıların kendilerinde, fiziki varlıklarında değil, onları birer arzu nesnesi olarak kodlayarak piyasasının oluşmasını sağlayan kültürel-simgesel yapıda aramak gerekiyor. Bu yönüyle loft, başlı başına bir postmodernite tartışmasının mimarlıktaki tikel bir tezahürü olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu. Panelde ayrıca ‘loft’ gibi mimari kavramların ülkemizde konut sektöründe iletişim, pazarlama, geliştirme odaklı kullanımları tartışmaya açılarak, konu her yönüyle masaya yatırıldı.