Sigorta

Türkiye'deki 10 konuttan 6'sının deprem sigortası yok!

17 Ağustos Marmara depreminin üzerinden geçen 16 yılda, Türkiye'de zorunlu deprem sigortası istenilen düzeye ulaşmadı. Doğal Afet Sigortaları Kurumunun (DASK) verilerine göre, Türkiye'deki her 10 konuttan 6'sının zorunlu deprem sigortası bulunmuyor.

Türkiye'yi derinden yaralayan, binlerce hayatın kaybedilmesine ve milyonlarca insanın evsiz kalmasına neden olan 17 Ağustos Marmara depreminin üzerinden geçen 16 yılda, zorunlu deprem sigortasının önemi istenilen düzeyde anlaşılamadı. Doğal Afet Sigortaları Kurumunun (DASK) verilerine göre, Türkiye'deki her 10 konuttan 6'sının zorunlu deprem sigortası bulunmuyor.


AA muhabirinin yaptığı derlemelere göre, 2000 yılında kurulan ve o günden bu yana depremzedelerin yanında olan DASK'ın ödediği tazminat tutarı 161,2 milyon liraya ulaştı. 


Devletin bir güvence olarak sunduğu Zorunlu Deprem Sigortası, konutları depreme ve depremin doğrudan neden olduğu yangın, infilak, yer kayması ve tsunami gibi afetlere karşı güvence altına alıyor. Yıllık olarak düzenlenen ve konutun yapı tarzına, brüt yüz ölçümüne ve bulunduğu bölgenin deprem riski derecesine göre hesaplanan poliçelerin prim tutarlarının, herkesin karşılayabileceği seviyede tutulmasına özen gösteriliyor.


Sigortanın teminatı altında olan hasarların ortaya çıkması halinde ise tazminat, mümkün olan en kısa sürede karşılanıyor. Hasar sonucunda ortaya çıkan tazminat, DASK tarafından hak sahibinin hesabına yatırılıyor.


Zorunlu Deprem Sigortası uygulamasının başladığı 27 Eylül 2000'den itibaren gerek Kurum gerekse de sigorta şirketleri, toplumda sigorta bilincini artırmak için çok sayıda kampanya düzenledi. Uzmanlar, buna karşın sigortalılık oranının halen istenilen düzeyde olmadığını belirtiyor. 


DASK'ın verilerine göre, ülkedeki konut sayısı 17,7 milyon, sigortalı konut sayısı 7,1 milyon, sigortalılık oranı ise yüzde 40,4 düzeyinde. 


En yüksek sigortalılık oranı Marmara Bölgesi'nde 


Sigortalı konutların bölgelere göre dağılımına bakıldığında en yüksek sigortalılık oranının Marmara Bölgesi'nde olduğu görülüyor. Marmara Bölgesi'ndeki sigortalılık oranı yüzde 50,5 iken, burayı yüzde 40 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 36,6 ile Ege Bölgesi, yüzde 35,5 ile Akdeniz Bölgesi, yüzde 31,7 ile Karadeniz Bölgesi, yüzde 28,9 ile de Doğu Anadolu Bölgesi izliyor. En düşük sigortalılık oranı ise yüzde 26,3 ile Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nde. 


"Geldiğimiz nokta iyi ama yeterli değil"


Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan DASK Koordinatörü İsmet Güngör, Türkiye'de uygulanan zorunlu deprem sigortası sisteminin, dünyaya örnek olduğunu söyledi. 


Günümüz itibarıyla söz konusu sigortada 7 milyon poliçeyi geçtiklerini ve yüzde 40,4 sigortalılık oranına ulaştıklarını anlatan Güngör, "Bu oranı çok önemsiyoruz. Hele ki il bazında baktığımızda, İstanbul gibi büyük bir metropolde yüzde 50'lere ulaştık. Sistemin ilk başladığı yılları düşündüğümüzde, geldiğimiz noktayı çok olumlu buluyorum" dedi. 


Güngör, söz konusu rakamların, Türkiye ile benzer deprem riski taşıyan ülkelerle de karşılaştırılması gerektiğine işaret etti. Böyle bir karşılaştırmada, Türkiye'nin söz konusu ülkelere göre daha iyi konumda olduğunun altını çizen Güngör, "Evet, geldiğimiz nokta iyi ama biz bunu yeterli görmüyoruz. Şu an yüzde 40'larda olan sigortalılık oranını çok daha yukarılara taşımak zorundayız. Bunun için de gece gündüz çalışıyor, Türkiye'yi karış karış dolaşıyor ve bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz" diye konuştu. 


"En güzel tedbir zorunlu deprem sigortasıdır"


Deprem sigortasının neden gerekli olduğunu da anlatan Güngör, Türkiye'nin yüzde 96'sının deprem tehdidi altında olduğunu söyledi. İsmet Güngör, bunun yüksek bir oran olduğuna dikkati çekerek, herkesin bir gün büyük bir deprem olacak gibi hazırlığını yapması gerektiğini ifade etti. 


Yapılan çalışmaların, Türkiye'de gerçekleşecek büyük bir depremin ekonomik kayıplarının da çok büyük olacağını ortaya koyduğunu aktaran Güngör, şunları kaydetti:


"Devlet, sosyal devlet olması gereğiyle küçük depremlerde hasarı olan vatandaşının, sigortalı olup olmadığına bakmaksızın yardım elini uzatır ve bizim devletimiz bu güce elbette sahip. Buna karşın, herkesin bir gün büyük bir deprem olabileceği gerçeğini unutmaması gerekir. Büyük bir afette sadece konutlar değil, hastaneler, okullar, yollar, altyapı da zarar görecektir ve bunun ekonomik maliyeti çok yüksek olacaktır. Bu, öngörülemeyen bir durum olduğu için hesaplanmamış bir maliyeti ortaya çıkaracaktır. İşte böyle bir durumda sadece Türkiye değil, dünyanın hiçbir devleti bu kadar büyük bir maliyeti karşılayamaz. Şu an biz DASK olarak deprem hasarı için 13 milyar liranın üzerinde ödeme yapma kapasitesine sahibiz. Sigortalılık oranı arttıkça bu kapasitemiz de daha da artacaktır. Herkesin olası bir afette yaşayabileceği ekonomik kaybı için önceden tedbirini alması lazım ve bunun için en güzel tedbir zorunlu deprem sigortasıdır."


Hasar ödemeleri ve bölge bazında sigortalı konut sayıları 


DASK'ın, 11 Ağustos 2015 itibarıyla yıllara göre hasar ödemeleri ile bölge bazında sigortalı konut sayıları şöyle: 



Bölgelere göre sigortalı konut sayısı ve sigortalılık oranı:



AA