İmar

Türkiye'deki 26 milyon konutun yarısı takibe alınacak!

İmar affı imar barışı adıyla gündeme geldi.  İmar barışıyla beraber Türkiye’deki 26 milyona ulaştığı tahmin edilen konutun yaklaşık yarısının  sorunları yasal takibe alınacak. 

Para Dergisi'nden Talha Apak'ın haberine göre; Erken seçim kararının alındığı şu günlerde imar affı bu defa imar barışı adıyla gündeme geldi. Bununla, Türkiye’deki 26 milyona ulaştığı tahmin edilen konutun yaklaşık yarısının sorunlarının yasal takibe alınması amaçlanıyor...

YASADA belirtilen koşullara ve imar mevzuatına göre yapılmamış yapıların yine yasada belirtilen şartlara uygun olanların mülkiyet sorunlarının düzenlenmesi “İmar Affı” olarak tanımlanıyor. Hükümet yetkililerince olası düzenlemenin adına, “imar affı” yerine “imar barışı” olarak tanımlanabilecek “yapı kayıt belgesi” adı altında yeni bir düzenleme yapılmasını gündeme getirmiş bulunuyor. 

Türkiye’de özellikle erken seçim zamanlarında toplumda hep bir af beklentisi öne çıkmıştır. Bu kez de, vatandaşta çeşitli af beklentileri öne çıkmaya başladı. Bunların en önemlisi ve olasılığı yüksek olanı da “imar affı”. Deprem fay hatları üzerinde olan Türkiye genelinde, 26 milyona ulaşan konutun yaklaşık 13 milyonu aşan kısmının sorunlu konut olduğu ifade ediliyor. Özellikle büyük şehirlerde, sorunlu konutların oranı yüzde 60 ila yüzde 80 arasında değişiyor. 

 

MEVCUT MEVZUAT YETERLİ OLAMADI 

Mevcut düzenlemeye veya mevzuata baktığımızda; imar affı kanunu, 2012 yılında kentsel dönüşüm projelerini desteklemek amacıyla çıkarılan 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi” kanunuyla birlikte yürürlükten kaldırıldığı görülüyor. Çıkan kanunlar nedeniyle 31 Mayıs 2015 tarihinde yürürlükten kalkması beklenen imar affı kanunu süresi, verilen sürede işlemlerini tamamlayamayan ve tapu sahibi olamayan vatandaşların talepleri doğrultusunda üç yıl daha uzatılarak, 31 Mayıs 2018 tarihine kadar geçerliliğini koruyor. 

Genel anlamda, tamamı ya da bir kısmı kaçak olan yapılar, izne tabi olmayan tüm gayrimenkuller imar affı kapsamına giriyor. Uygulamada farklılıklar ortaya çıkabildiği için kanundan yararlanabilecekler veya yararlanamayacaklar detaylı bir şekilde belirtilmiş bulunuyor. Yani, imar mevzuatına göre izne tabi olmadan yapılmış bütün yapılar imar affı kapsamında değerlendiriliyor. Ancak kanunda belirtildiğine göre, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunan ve sanayi, depolama, turistik, tarımsal alanlarda ve askeri bölgelerde yer alan yapılar için imar affı uygulanamıyor. 

Bunun yanı sıra Çanakkale Boğazı bölgesinde 1983’ten sonra inşa edilen kaçak yapılar da imar affı kanunundan yararlanma hakkına sahip olamıyor.

 

YENİ DÜZENLEME VE BEKLENTİ VAR 

Seçim sürecine girilen şu günlerde, imar sorunu olan bağımsız birimin devletle ihtilaflını çözmek ve oluşan beklentilere çare olmak için, hükümetçe düşünülen “yapı kayıt belgesi” düzenlemesiyle yeni bir “imar barışı” hayata geçiriliyor. Bununla, kat mülkiyeti sorunu olan birçok tapu kat mülkiyetine dönüşeceği gibi, yargıda olan birçok ihtilaflı dosya da çözüme kavuşmuş olacak. 

Hükümetçe çalışması devam eden düzenlemeye göre, “afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla ../../2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri’ne 31 Aralık 2018 tarihine kadar başvurulması ve bu maddedeki şartların yerine getirilmesi halinde Yapı kayıt Belgesi verilebilir” deniliyor. Düzenlemenin hayatta geçmesiyle, vatandaşın gelip kendi rızasıyla hali hazırdaki iskana imara aykırılığını bildirmesi gerekiyor. Beyanından sonra, belli bir ücret ödemesi ve kayıt altına alınması gerekiyor. Şimdilik, öngörülen tutar binanın asgari maliyetinin yüzde 3’ü olarak öngörülüyor. Süre olarak da, 2017 sonu itibariyle sahip olunan sorunlu yapıların en geç 2018 sonuna kadar bildirilmesi ile bu haktan yararlanılması olarak öngörülüyor. 

Sorunlu olan yapıyı ya yıkacaksınız veya para cezası keseceksiniz. Çok sayıda müfettiş raporlarına rağmen uygulamada bugüne kadar, bu iki yöntemin uygulanmasında başarılı olunamadı. Bu sorunun çözümü halinde Hazine önemli bir kaynağa sahip olacak, belediyelerin gelirleri artacak, bina sahipleri kat mülkiyeti tapusuna sahip olarak mülkünü rahatlıkla teminat olarak kullanabilecek, satışlar kat mülkiyeti tapusu ile daha avantajlı olacak. 

Sonuçta, kangren olan bu sorun ülkenin her tarafına yayılmış, neredeyse imar sorunu olmayan mahalle, ilçe, il kalmamış bulunuyor. Birçok bina arsa tapusuyla konut olarak kullanılıyor. Bina sorunlu olduğu halde, elektriği ve suyu bağlanmak zorunda kalınıyor veya engel olunamıyor. Daha da ötesi sorunlu olan binanın, emlak ve benzeri vergileri de binanın değeri üzerinden alınıyor.