Ekonomi

Türkiye'nin kredi risk primi 900'ü aştı! 2008'den sonra en yüksek seviyeye ulaştı! Türkiye ekonomisini neler bekliyor? 

Türkiye'nin beş yıllık kredi temerrüt takası primleri (CDS) 900'ü aştı. CDS primi neden artar? Kredi risk priminin artması nelere sebep olur? Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, tüm ayrıntılarıyla CDS primindeki artışı, nedenleri ve sonuçlarını açıkladı... Dr

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, Türkiye'nin beş yıllık kredi temerrüt takası primlerinin (CDS) 900'ü aşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Türkiye'nin beş yıllık kredi temerrüt takası (CDS) primleri 900'ü aştı ve 2008 sonrasında en yüksek seviyesini gördü. CDS değeri bir ülkeye borç verildiğinde temerrüt riskine karşı kendini sigortalamak isteyenler tarafından ödenen prim olarak biliniyor. CDS, arabaların kasko primi şeklinde de düşünülebilir. Bu durumda eğer sürücünün riski artarsa, ödenecek prim de yükselir. 

 

O sebeple, CDS değerinde yaşanan yükseliş, yatırımcılar gözünde temerrüde düşme olasılığının önemli oranda arttığını ortaya koyuyor ve ekonomi açısından ciddi bir kırılganlığı işaret ediyor. 

Peki Prof. Dr. Selva Demiralp, Türkiye'nin beş yıllık kredi temerrüt takası primlerinin 900'ü aşmasına ilişkin neler söyledi? CDS primi neden artar? Kredi risk priminin artması nelere sebep olur? İşte merak edilen ayrıntılarıyla kredi risk priminde yaşanan o artış, nedenleri ve sonuçları...

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, iki soru üzerinden Türkiye'nin beş yıllık kredi temerrüt takası primlerinin 900'ü aşmasını değerlendirdi. Bu sorular 2CDS primi neden artıyor?' ve 'CDS priminin artmasının sonuçları ne olur?' oldu. 

İşte Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp'in Türkiye'nin beş yıllık kredi temerrüt takası primlerinin 900'ü aşmasına ilişkin o değerlendirmeleri:

CDS primdeki artışın nedeni ne? 

Politika hataları

Uzunca bir süredir makroekonomik kırılganlıklarımızı, uygulanan politikaların bu kırılganlıkları azaltmak şöyle dursun daha da artmasına neden olduğunu dile getiriyoruz.

Tüm dünya enflasyona karşı faiz artırırken önce "Biz yeni bir model deniyoruz, faiz indirince enflasyon da düşecek", sonra "Aslında bu bilinçli bir tercihti, faiz artırsaydık enflasyon düşerdi ama biz büyümeyi tercih ettik" demek, karar alıcılar seviyesinde yaşanan büyük kafa karışıklığına işaret ederek piyasalardaki panik algısını artırıyor ve CDS primini artırıyor. Ne yöne gideceği belli olmayan, bir sonraki adımı tahmin edilemeyen bir ekonomide belirsizliklerin getirdiği kırılganlık ve riskler de yükseliyor.

Eğer enflasyon probleminiz varsa bununla faiz indirerek mücadele edemezsiniz. Hatada ısrar edilmesi, enflasyonun yarattığı sorunların bütçeden aktarılan kaynaklarla hafifletilmeye çalışılması bu sefer bütçe açığını artırıyor ve sonu görülmez politikalar yatırımcı güvenini sarsıyor.

Düşük faiz sadece enflasyon yaratmaz. Düşük faiz döviz talebini tetikler. Arzını azaltır. Kuruyan döviz likiditesi giderek ekonomiyi durma noktasına getirirken alınan her yan önlem "Yine kalıcı bir adım atılmadı" algısı yaratarak endişeleri artırıyor. Çünkü düşük faiz politikasında ısrar edilmesinin yarattığı hasar artık geçici önlemlerle ötelenemeyecek boyutlara ulaşıyor. Bu nedenle gelen yan önlemlerin geçici rahatlatma etkisi de giderek kısalıyor.

 

Fed ve ECB faiz artışları

ABD Merkez Bankası (Fed) sene başından beri piyasaları şaşırtan bir hızla faiz artırım döngüsünde ileriyor. Temmuz ortasında gelen enflasyon verisinin beklentileri aşarak yüzde 9'lara ulaşması Fed'in yolun bundan sonrasında da ayağını frenden çekmeyeceğine dair inancı güçlendiriyor.

ECB kanadından da benzer açıklamaların yapılıyor olması ve 21 Temmuz'da yıllar sonra ilk faiz artışının beklenmesi uluslararası piyasalarda paranın ana vatanına dönerek likidite kaynaklarının kurumaya devam edeceğini gösteriyor ve risk primimizi yükseltiyor.

 

Global resesyon ve ihracat pazarlarımızda daralma

Büyük merkez bankaları faiz artışlarına devam ederken bir yandan da pandemi ve Rusya savaşı kaynaklı arz sorunları devam ediyor. Bu neden önemli? Çünkü enflasyonun sebebi sadece talep kaynaklı olsaydı, belki o zaman becerikli ve kredibilite sahibi merkez bankaları uygun bir hızda gelecek faiz artışları ile resesyon yaratmadan da bu talebi makul seviyelere çekmeyi ve enflasyonist baskıyı bertaraf etmeyi becerebilirlerdi. Ancak enflasyonun içinde arz faktörleri de varsa ve bu faktörler enflasyon beklentilerini bozmaya devam ediyorsa o zaman talebi makul seviyelere çekmek için gerekli faiz artışı enflasyonu aşağı çekmeye yetmez. O noktada "talebi öldürerek" yani resesyon yaratarak enflasyonu düşürebilirsiniz. Şu anda Batılı merkez bankaları tercihlerinin bu olacağını net bir şekilde ifade ettiler.

Ticaret ortaklarımızın resesyon pahasına enflasyonla mücadeleyi tercih etmeleri ise bizim açımızdan hem ihracat pazarlarımızın daralması hem de enflasyon yurtdışında devam ettiği sürece içeriye ithal edilecek enflasyon anlamına geliyor. Bu durum cari açığın yükselmesi, döviz gelirlerimizin azalması, ve makroekonomik kırılganlıklarımızın artması anlamına geldiğinden CDS primini de yukarı itiyor.

Peki kredi risk priminin artması nelere sebep olur? CDS priminin artması hangi sonuçlara neden olur? İşte detaylar...

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, kredi risk priminin artmasının ortaya çıkaracağı durumları da açıkladı. İşte kredi risk priminin artmasının sonuçları: 

Bankada paranız ve altınınız varsa hemen bunu yapın! İslam Memiş'ten bomba son dakika tahmini geldi! Sakın geç kalmayın!

Doları adım adım bilen Selçuk Geçer'den şok eden açıklama! Yıl sonu için öyle bir rakam verdi ki duyanın dudağı uçukladı

Ünlü analist uyardı! Büyük çöküş geliyor, beklemeyin hemen alın!