Sektörel

Yağmur Akkülah: Mobilya için yüzde 18 KDV çok yüksek

Yağmur Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Yağmur Akkülah, "Mobilyaya uygulanan yüzde 18 KDV çok yüksek" dedi

Yağmur Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Yağmur Akkülah'ın söyleşisini nereden yazmaya başlayacağıma bir türlü karar veremiyorum. 
 
Bu her zaman olmaz. Çünkü söyleştiğim kişinin öne çıkan en baskın özelliği yazımın başlangıç noktası olur. Oysaki Akkülah'ta birbirinden farklı ve biri diğerine baskın gelen pek çok yan var. Belki şöyle başlayabiliriz: Memleket sevdalısı Faruk Akkülah'ın tek oğlu. Peki Faruk Akkülah kimdir? Kısaca anlatmaya çalışayım: 64 yıllık yaşamını MHP'nin varoluşu ve büyümesi için vakfetmiş bir dava adamı. Söyleşimiz süresince pek çok konuya ilişkin söyleminde Akkülah'tan babasına duyduğu hayranlığı ve çocukluk anılarını dinledim. Özellikle fabrikanın girişinde de asılı duran ve Faruk Akkülah'ın hayallerini kaleme aldığı "Bir Gün Gelecek" başlıklı söylem çok etkileyici. Yağmur Akkülah'ın ezberden okuduğu bu söylem kendisine başarılmak üzere bırakılmış bir miras gibi.

Daha çok insana iş imkânı sağlamalıyım

Yağmur Akkülah işin başında olur da o iş günlük rutinde gider mi acaba? Sanırım hayır! Sabahtan akşama yeni modeller düşünen heyecan dolu bir işadamı o. Bu nedenle de Yağmur Mobilya AŞ sektöründe ilkleri yapmayı kendisine amaç edinmiş bir şirket. Siyasi olayların tırmandığı ve Faruk Akkülah'ın oğlu olarak can güvenliğinin olmadığı yıllarda üniversiteye gidemediğinden iş hayatına atılmış olan Yağmur Akkülah, şirketini de çok genç yaşlarda 1978 yılında kurmuş. 1987'de anonim şirket statüsüne geçen kurum şimdilerde 54.000 metrekare kapalı alanda üretim yapıyor.

Yağmur Mobilya'nın üretim kapasitesi oldukça yüksek. Fabrikada yıllık 163.200 adet kanepe, 132.480 adet yatak, baza ve başlık, 5.760 adet yorgan ve 17.280 takım oturma grubu üretiliyor. Şirket bu üretimini 5 ayrı tesisinde sürdürüyor. Yeni fabrikaları Düzce'de faaliyete geçerken Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir, Düzce, Samsun illerinde yer alan bölge müdürlükleri ve perakende satış mağazaları ile müşterilerine doğrudan hizmet veriyor. Yurtiçinde bine yakın bayisi olan şirket ayrıca üretimde 720 kişiye istihdam sağlıyor. Başta ABD, İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Ürdün, Irak, İsrail, Bulgaristan, Yunanistan, İsveç, Azerbaycan, Suudi Arabistan, Avusturya, Danimarka, Romanya, Kosova, Hırvatistan, Slovenya, Moğolistan, Lübnan, Yemen, Afganistan, Sudan, Kıbrıs, Senegal, Libya ve Çin olmak üzere 38 ülkeye ihracat yapan Yağmur Mobilya, Ar-Ge faaliyetlerine de yatırım yapıyor.

"Her şey insan için" diyen iş anlayışı, aslında Yağmur Akkülah'ın hayat görüşünü de yansıtıyor. Bu nedenle de hijyenik şartlarda insan sağlığını olumsuz anlamda etkilemeyecek türde malzemeyle üretim yaparken çevreye de duyarlılık gösteriyor. "Bu dünyadan göçerken bir aksiseda bırakmak gerekir." diyen Akkülah, işini yaparken bu düşüncesini aklından hiç çıkarmıyor ve rakiplerine dahi daha çok istihdam oluşturmaları için destek vermekten kaçınmıyor. Bunu saflık olarak görenlere de, "Vatana, millete hizmet yapıyorum." diyerek cevap veriyor. Sayın Yağmur Akkülah beni affetsin ama sohbet ettiğimiz süre içinde kendisinin de pek çok tekrarladığı gibi "deliliğe" varan bir iş tutkusu var. Peki, bundan şikâyetçi mi? Yok, hayır! Kendisi bu halinden çok memnun. Eh, kendisi memnun olunca bize onun yaptıklarını izlemekten başka bir şey kalmıyor. Akkülah'lar aslen Senirkentli. Yağmur Akkülah Adana'da doğmuş. Babasını tanımlayan cümlesi "Eğitim gönüllüsü bir öğretmen", annesini ise içinde babası olan bir anıyla anlatıyor, "Babamın bir öğretmen olarak kazancı yeterli değilmiş, 183 TL maaş alıyormuş. Bunu gören dedem, anneme 'Sana bir inek alalım da hem çocuklar süt içer hem de fazlasını satarsın, harçlığın olur.' demiş. Annem bir süre sonra arttırdığı harçlıklardan bilezik almaya başlamış. Babam, o yıllarda ilk kez bir mehter takımı kurmuş ve kıyafetleri için annemin bileziklerini hiç düşünmeden almış. Mehter takımının geçiş yaptığı 1950'li yıllara ait fotoğraflardaki insan kalabalığı ve yüzlerindeki ifade her şeye değer." diyor. Faruk Hoca'nın deliliği bu muhteşem olaylarla anlatılır. Yağmur Akkülah bu fotoğrafları özenle saklıyor. Bizi biz yapan anılarımız değil midir diye düşünüyor ve Yağmur Akkülah'ı geçmişine ilişkin bu kadar çok anısı olduğu ve onları koruyabildiği için şanslı buluyorum.
 
Mobilyaya da tutkulu olunuyormuş!

İlköğretim ve lise eğitimini Özel Seyhan Işık ve Özel Güney Lisesi'nde tamamlayan Yağmur Akkülah, lise eğitimi sırasında mobilya işine giren babasının işyerinde çalışmaya başlamış. İşe tutkusu o kadar büyükmüş ki teneffüs aralarında bile babasının işyerine gider çalışırmış. 1978 yılında 14 kişiden oluşan bir mobilya atölyesi kurarak iş hayatına atılan Akkülah, bugün Yağmur Mobilya, Türkmen Kanepe ve Panello Mobilya'nın da yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü. İddiaları olan ve kendi deyimiyle maç bitene kadar asılmayı bırakmayan Yağmur Akkülah iyi bir masa tenisi oyuncusu. Uzun yıllar profesyonelce masa tenisi oynayan Akkülah, 1980'li yıllarda masa tenisini bırakmış. Çevresindekilerle maç yaparken karşısındakine 10 sayı avans vererek başlıyor ama sonuna kadar da maça asılıyor. Temmuz 2009'da iş için gittiği Çin'de, 3 Çinli işadamını masa tenisinde yenmiş.

"Yaşı ellinin üstünde olan bürokratlar sanayiciyi hâlâ eski Türk filmlerindeki işadamları gibi görme konusunda ısrarlı davranıyor. Hani, çalışanlarını aşağılayarak eziyet eden patron anlayışı vardır ya bize de öyle bakıyor, öyle davranıyorlar. Gençler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Organize Sanayi Bölgesi'ndeki jandarma komutanı fabrikama gelerek, 'Size teşekkür etmeliyiz; çünkü burada yüzlerce kişiye iş imkânı sağlıyor ve sabahtan akşama uğraşabilecekleri, meşgul olabilecekleri bir iş veriyorsunuz. Bizim işimizi kolaylaştırıyorsunuz.' dedi. Bu da bir başka yaklaşım." diyen Yağmur Akkülah, Maliye'den gelen denetçilerle yaşadığı bir başka diyaloğu da şöyle anlatıyor: "Muhasebe departmanında biri yaşlıca iki maliye denetçisi, fabrikadaki elektrik sistemiyle idari binalarda kullanılan elektrik sisteminin farklı anlaşmalar gerektirdiğini, bunu yapmamışsak suçlu duruma düşmüş olacağımızı ve cezalandırılacağımızı söylüyordu. İçeri girdim ve Maliye'deki arkadaşlara, 'Buraya gelirken bir daha bir tepsi baklavayla geleceksiniz. Bir de her ay beni doktora muayene ettireceksiniz, şimdi evraklarınızı da alıp gidin.' dedim. Maliyede bu memur amirine dert yanmış. Amir de, 'Yağmur Akkülah haklı!' demiş. Yüzlerce insana istihdam sağlıyor ve devlete vergi ödüyoruz. Sektörümüzde Hacı Boydak gibi binlerce insana iş imkanı sağlayan önderlerimiz var. Bu ülkede milletvekillerinin bakanların ayağına kurban kesileceğine Hacı Boydak gibi binlerce iş imkanı sunan insanlar için kurban kesilmeli. Yurtdışında aynı sektörden fabrikaları geziyor ve üretim tesislerini inceliyoruz. Bize davlumbazınız küçük, sandalye sayınız 10 tane eksik diye ceza yazanlar Amerika ve Avrupa'da bulunan mobilya tesislerindeki pisliği keşke görseler diyorum."

Devletin kayıt dışı üretimi yanlış uygulamalarla körüklediğini düşündüğünü de dile getiren Akkülah, asgari ücretin 496 TL olduğu bir ülkede mobilyada yüzde 18 KDV'nin çok yüksek olduğunu söylüyor. Sigortasız işçi çalıştıranlarla vergi kaçıranların daha dikkatli izlenmesi gerektiğini söyleyen Akkülah, devletin dürüst çalışanı cezalandırdığını dile getiriyor. Türkiye'deki mobilya sektörünün yaklaşık 7,5 milyar dolarlık büyüklüğü olduğunu varsaydıklarını ifade eden Akkülah, bu sektörde kayıt dışının çok fazla olduğunu bu nedenle de gerçek büyüklüğün ne olduğunun tam anlamıyla bilinemeyeceğini söylüyor. Bir milyar dolar ihracat yapan, yan sanayi hariç 25 bin çalışana doğrudan istihdam sağlayan sektörde ham maddesinden üretimine kadar tüm aşamaların ülke içinde gerçekleştirilmesinden ötürü dış ticaret açığı da oluşturmayan mobilya sektörünün daha çok desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Ticareti kâr için yapmayan ruhlara ihtiyaÇ var

Vefasızlığa, haksızlığa hiç dayanamayan Yağmur Akkülah'ın bu duygusallığından ötürü başkalarınca çok kez kırıldığını düşünüyorum. Ramazan boyunca çalışanlarını evinde ağırlayan ve kendisi de onlara yemeğe giden işadamı hayatta ne yapıyorsa onu aşkla, şevkle yapıyor. Başarmak ise onun için her şeyden daha önemli. "Çok sabırlıyım ama bardağı taşıran son damla sonrası tepkim korkunç oluyor. Bu halimi sevmiyorum ama vefasızlık beni çok etkiliyor." diyor. Akkülah kişisel hırslarını, toplumsal hedeflere dönüştürmeyi başarmış inançlı bir insan. "Para önemli çünkü para olmadan bu ülkeye hizmet etmek mümkün değil." diyor. Kendi varoluş nedenini, "Ticareti sadece kâr için değil milleti için yapan, insanlık için yapan, medeniyet için yapan fedakâr ruhlara ihtiyaç var." diyerek netleştiren Yağmur Akkülah, söylediklerini yaşayan pek çoklarından farklı bir insan, farklı bir işadamı. Sanırım bütün bu gayreti de, "Bir Gün Gelecek" söylemindeki Türkiye hayali için...

Artık tüketici kral, ödeyebileceği rakamlarda ürün sunmalıyız

"1993 yılında Fransa'nın Lyon şehrinde bir modeli görmüş ve Türkiye'de de bunu yapmayı hayal etmiştim. Uçaktan iner inmez fabrikaya geldim ve modeli tarif ettim. Çok kısa sürede üretime geçtik. Ürün bayilere dağıtıldığında gazetelere de ilan verdik. Model Avrupa'da çok tutulmaktaydı ve daha o gün telefonlarımız kilitlendi. 3 yıl sonra bu modelimizi de, "lata" sistemiyle ürettiğimiz kanepelerimizi de taklit ettiler. Durumu yine gazetelere verdiğimiz ilanlarla duyurduk. Üretim hızımız gerçekten çok yüksek. Bazen dakikalarla ölçülebilecek hızda kanepe üretiyoruz. Yeni bir ürünün fabrikada üretilmesi ve pazarda tutması en büyük heyecanım.

Çok rakipli bir piyasada oyuncular da güçlü olunca farkınızıortaya koymanız gerekiyor. Fark ya tasarımdadır ya da fiyatta. Artık tüketici kral ve biz onun satın alma gücüne uygun fiyatları belirlemeli ve bizim değil onun ödeyebileceği rakamlarda ürün sunmalıyız. Ben yeni bir tasarımımızı pazara sunmadan ilginç bir test yapar, 30 yıllık bayimiz Yücel Bayram'ın tepkisini gözlemlerim. Eğer o beğenirse ürün mutlaka tutar. Bu test bugüne değin hiç şaşmadı.
Zaman/Günseli Özen Ocakoğlu