Sektörel

YEM’in 2D1 Tasarım toplantısı gerçekleşti!

Yapı-Endüstri Merkezi, Türkiye ve dünyadan yaratıcı yapı profesyonellerini bir araya getiren platformu “2D1 Tasarım Toplantıları”nın üçüncüsünde; oteller, proje sürecinin farklı aşamalarında görev alan mimarların perspektifinden mercek altına alındı.

Toplantıda turizm tesislerinin enerji tüketiminin yüzde 20’sinden sorumlu olduğu ve bu tesislerin sürdürülebilir tasarımının dünyanın geleceği için önemli olduğu vurgulanırken, milenyum sonrası ortaya çıkan dijital genç kuşağın otel tasarımına yön vereceği belirtildi. Toplantıda ayrıca turizmin doğal ve mimari dokunun kâbusu değil, kurtarıcısı olması gerektiğine dikkat çekildi.



Yapı-Endüstri Merkezi (YEM) tarafından düzenlenen ve mimarlık, içmimarlık, tasarım disiplinlerinin önde gelen temsilcilerini yıl boyunca buluşturan önemli etkinliklerden biri olan 2D1 Tasarım Toplantıları'nın üçüncüsü '2D1 Otel' başlığıyla gerçekleştirildi. AKG Gazbeton sponsorluğunda düzenlenen buluşmada otel, 'geçici konaklamalar süresince ev konforu sunmayı hedefleyen mekânlar' klişesinin ötesinde, birçok farklı tema etrafında özelleşmiş fonksiyonlar barındıran, hizmet stratejisi paralelinde konaklayacak kişilere mekânsal bir deneyim yaşatmayı hedefleyen, interaktif sosyal mekânlar olarak mercek altına alındı.


Sibel Öztibet: Tasarımcıların malzeme tercihleri hepimiz için çok önemli


Toplantının açılışında yaptığı konuşmada turizm yapılarının enerji kaynaklarının tüketiminde yüzde 20'ye yakın bir paya sahip olduğuna dikkat çeken AKG Gazbeton Mimarı Sibel Öztibet, "Yapı malzemesi üreten bir firma olarak bugün burada tasarımcıların malzeme tercihlerinin geleceğe giden yolda hepimiz için ne denli önem taşıdığının altını çizmek istiyoruz" dedi. Enerji ve su tüketiminin artmasının nedenlerinden birinin de mevcut turizm yapıları olduğuna işaret eden Öztibet, bu tesislerin sürdürülebilirliğinin dünyanın geleceği açısından önemine vurgu yaptı. Öztibet, tasarım, inşaat ve işletme üçgeninde yenilenebilir tesis özelliği taşıyan binalar inşa edebilmek için öncelikle sürdürülebilirlik kriterlerinin karşılanması ve buna uygun malzeme seçilmesi gerektiğini belirtti.




Hakan Özkaşıkçı: Her şeyin odağında 'misafir' var


InterContinental Hotels Group - Güney Avrupa ve Türkiye Tasarım Yöneticisi mimar Hakan Özkaşıkçı, 'yeni konfor anlayışı' başlıklı sunumuyla milenyum sonrası genç kuşağın rehberliğinde geleceğin 'konaklama' beklentilerine dair ipuçlarını paylaştı. InterContinental Hotels Group'un bünyesindeki 4 bin 700 civarında otelle dünyanın en büyük franchise gruplarından biri olduğunu ve farklı motivasyonlarla seyahat eden oldukça geniş yelpazede bir tüketici kitlesine hitap ettiklerini ifade eden Özkaşıkçı; beklentileri doğru analiz edebilmek için de çok ciddi araştırmalar yapıldığını söyledi. "Biz yeniliğin, 'yeni misafir'de olduğuna inanıyoruz" diyen ve bu yeni misafiri de milenyum sonrası genç kuşak olarak tanımlayan Özkaşıkçı; önümüzdeki 15 - 20 yılı bu grubun şekillendireceğine dikkat çekti. Eğlenirken çalışmayı, birçok şeyi aynı anda yapmayı, teknolojiyi seven, sadakat duygusu olmayan bu kitlenin mobil bir konfor istediğine işaret eden Özkaşıkçı, "Giyilebilir teknolojilerin yanısıra bazı teknolojileri de bir çanta gibi yanlarında taşıyorlar; hem birbirleriyle, hem de birçok şeyle sürekli bağlılar” dedi. Sadeliğin, modülerliğin önemine vurgu yapan Özkaşıkçı, mevcut klasik sunum alışkanlıklarının yeniden yorumlanmasının kaçınılmazlığına işaret etti.


Sayeli Uysal Ayaydın: Otel tasarımı, tutkuyla yapılması gereken bir iş



Hirsch Bedner Associates - HBA Direktörü iç mimar Sayeli Uysal Ayaydın da farklı coğrafyalarda gerçekleştirdikleri projelerden örnekler paylaştığı sunumunda, 'otel tasarımına değer, derinlik, kalıcılık katmak' üzerine yoğunlaştı. HBA'da çalışmaya başlamadan önce bir yıl boyunca dünyanın farklı bölgelerini dolaştığını, renkleri doğadan öğrendiğini, tasarımın bir aritmetik işi olmadığını ve coğrafyadan coğrafyaya değişebileceğini öğrendiğini aktaran Ayaydın; 'otel tasarımı'nı da tutkuyla yapılması gereken bir iş olarak tanımladı.Lüks segmentte yer alan otellerin daha farklı bir müşteri profili olduğuna vurgu yapan Ayaydın, örneğin birçoklarının sadece 'otel' için seyehat organize edebildiğini, bu nedenle tasarımda daha farklı parametreleri dikkate aldıklarını kaydetti.


Gülfem Karaer: Otelde fonksiyon mimariye baskındır, kendini dayatır


MAR Mimarlık Kurucu Ortağı mimar Gülfem Karaer, “Otel Tasarımının Kadersel Aşamaları” başlıklı sunumunda, otelin tarihsel gelişiminden ve mimarın otel projelerinde üstlendiği görevden bahsetti. MAR Mimarlık tarafından gerçekleştirilen projeler hakkında kısa bilgiler veren Karaer; Zaha Hadid, HOK, SOM gibi uluslararası pratikler ile birlikte yürüttükleri projeleri de aktardı. Hocası Nigan Bayazıt’ın “Mimarlık problem çözme sanatıdır” sözüne göndermede bulunan Karaer, otellerin bu yaklaşıma en iyi cevap veren konulardan biri olduğunu belirtti. Karaer, “Otel tasarlarken aslında bir makine tasarlıyorsunuz. Dişliler hatasız olmalı ki makine işlesin. Otelde fonksiyon mimariye baskındır, kendini dayatır. Mimar öncelikle bu ihtiyaçlarla el sıkışmalı. Yoksa sistem intikamını alır ve otel işlemez” diye konuştu.



Aslı Özbay: Argos Yapı’da patronumuz, koruma


“Turizm Korumanın Kabusu Değil, Kurtarıcısı Olduğunda” başlıklı sunumunda, Kapadokya’nın Üçhisar kasabasında 18 yıldır sürdürdükleri restorasyon projesini aktaran Argos Yapı Genel Müdürü mimar Aslı Özbay, “Kenti anlamadan o yere uygun mimarlık yapmaktan bahsedemezsiniz. Burası ‘mimarlığın lüzumu yok’ dediğimiz bir yer.


Projenin Manastır Konak (1997-2002), Tünelli Konak (2000-2004), Vasil Konak (2002-2007), Gemil onak (2004-2009) olmak üzere farklı etaplardan oluştuğunu belirten Özbay, rölöveler alınarak, temellere göre yeniden inşa edilen yapılarda geleneksel yöntemlerin kullanıldığına dikkat çekti. Projenin bu şekilde gerçekleşmesinde ‘Cansever’ faktörüne vurgu yapan Aslı Özbay, “Turgut Cansever, mekânın ruhunun (genius loci) doğru anlaşılmasının ve binanın ona göre yeniden yapılmasının, yapıyı fiziksel olarak ayağa kaldırmaktan daha önemli olduğunu savunurdu. Burası bildiğimiz mimarlıktan çok farklı. Kayayı, taşı çok iyi bilmek, silbaştan öğrenmek gerekiyor. Taş ustaları çok önemli, onların bilgisiyle hareket ediyoruz” dedi. Bölgede buldukları özgün öğeleri, eski kapı ve kemerleri projede kullanmaya çalıştıklarını da ekleyen Özbay, “Buranın patronu, koruma. Bu özel bir durum. Hiçbir işveren otelini 13 yıl süren bir restorasyonun ardından açmıyor.” diyerek sözlerini tamamladı.