Sektörel

Yerel yönetimler gayrimenkul satarak gelirini artıracak!

Balıkesir Belediyesi Genel Sekreteri Mehmet Gürbüz, yerel yönetimlerin yüksek faizlerle borçlanmak yerine gayrimenkul satarak, kendi kaynaklarını kullanarak likidite sağlayabileceğini açıkladı.

Balıkesir Belediyesi Genel Sekreteri Mehmet Gürbüz, tarafından yerel yönetimlere nefes aldıracak proje başlıyor. Proje kapsamında ‘Sat ve geri kirala’ modeliyle yerel belediyeler ellerindeki gayrimenkulleri likiditeye çevirip kendi gelirini sağlayacak.

1- Yerel yönetimlerin yüksek faizlerle borçlanmak yerine kendi kaynaklarını kullanarak likidite sağlayabileceğini söylüyorsunuz. Bunu nasıl yapacaklar? 

Belediyeler küresel bir vizyona geçebilmek için artık kendi kaynaklarını kendileri üretebilmeli. Burada Avrupa’da çok yaygın olan ‘sat ve geri kirala’ modeli önemli bir yer tutuyor. Bu sistemde yerel idareler ellerindeki gayrimenkulleri bir yatırımcıya ya da leasing firmasına sunuyor. Belirlenen ekspertiz değeri üzerinden satın aldığı gayrimenkulünden elde ettiği gelirle hizmet için kendine kaynak yaratıyor. 

Daha sonra aynı binayı 20-25 yıllığına kiralayarak kullanıma devam ediyor. Yani belediye kendi durağan gayrimenkulünü likiditeye çevirmiş oluyor. Böylece hayata geçireceği proje ve hizmetler için yüksek faizli krediye ihtiyaç duymadan yani borçlanmadan ve merkezi yönetime yük olmadan kendi kaynağını sağlamış oluyor. Sat ve Geri Kirala yöntemi belediyelere ve kamuya düşük maliyetli borçlanma, faizsiz borçlanma, kamu borcunu azaltma imkanı, yabancı yatırımı çekme imkanı gibi avantajlar sağlar. Yatırımcıya sağladığı imkanlarsa garantili gelir imkanı, faizsiz kira geliri, varlığa dayalı menkul kıymet, vergi avantajları var.

2- Şehir planlamacısı olarak sizin insan merkezli şehircilik noktasında da bazı çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. İleriye dönük ne tür adımlar atılmalı, nasıl bir şehircilik anlayışı benimsenmeli sizce? 

Türkiye olarak şehirciliği merkezine medeniyeti ve insanı yerleştirmemiz lazım. Bunun için şehirleri çok fazla yapı ve betona boğmadan inşa etmeliyiz. Kent ormanları, yürüyüş yolları, bisiklet yollarının olduğu ve olmazsa olmaz yeşil alanın bol olduğu projeleri hayata geçirmeliyiz. Kişi başına düşen yeşil alan miktarı olarak 10 metrekareden ziyade 20 metrekareler hedeflenmeli. 

3- Bu projeyle aynı zaman da Balıkesir’i bir marka şehir haline getirmeyi hedefliyorsunuz. Sizin deyiminizle Balıkesir yeni bir Hong Kong olabilir mi gerçekten? 

Günümüzde ülkeler kadar artık şehirler arasında da büyük rekabetler var. Şehirler birbirleriyle yarışıyorlar. Paris, Londra ve Pekin gibi. Ülkemizi daha ileriye taşıyabilmemiz için marka şehirler yaratmamız lazım. Sadece bir İstanbul yetmez, Anadolu’da yeni İstanbullar oluşturmamız gerekiyor. Çinli yatırımcıların Pekin’den Londra’ya bir yol projesi var. Türkiye bu İpekyolu’nda çok güçlü bir ticaret merkezi haline gelebilir. Bu konuda Balıkesir’in potansiyeline güveniyoruz. Balıkesir’den yeni bir Hong Kong yaratabiliriz. Ayrıca Balıkesir gibi liman şehri Mersin, tekstil kenti Kahramanmaraş ve sınır kentimiz Gaziantep gibi şehirlerimiz de lojistik ve tekstil noktasında birer marka şehir haline getirebiliriz. Sadece bölgenin sahip olduğu değerler belirlenerek, buna yönelik yatırım ve projelerin teşvik edilmesi gerekiyor. 

4- Balıkesir’de bir serbest bölge oluşturmaya yönelik çalışmalarınız vardı. Bu proje şu an ne aşamada? 

Bandırma’da 6 bin dönümlük bir alan üzerine kurmayı planlıyoruz. Amacımız Çinli endüstri firmalarının ülkelerinde ürettiği malların Balıkesir’de paketlenip, patentlenerek Avrupa ve diğer dünya ülkelerine gönderilmesini sağlamak.