Proje Güncel

Yeşim Salkım Maxi AVM'de dönerci dükkanı açacak!

Yeşim Salkım ve eşi Hakan Eratik, önümüzdeki hafta bir alışveriş merkezinin içine dönerci açmaya hazırlanıyor

"Başkalarının düştüğü onursuz duruma düşeceğime çıkar döner ekmek satarım, yine de onların düştüğü duruma düşmem" diyen Yeşim Salkım, dediğini yaptı. Ünlü sanatçı ve eşi Hakan Eratik, önümüzdeki hafta bir alışveriş merkezinin içine dönerci açmaya hazırlanıyor!

DÖNER EKMEK SATARIM DEDİM, DEDİĞİMİ YAPTIM
"Yeşim Salkım'ın diline düşmeyin de, kiminkine düşerseniz düşün..." Magazin dünyasında kime sorsanız, aşağı yukarı bu cevabı alırsınız. Sözünü sakınmayan, gözü kara, doğru bildiğinden asla geri dönmeyen bir kadın o. Hemen her gün hakkında yeni bir haber okuduğumuz Salkım, tüm dik duruşuna rağmen aslında çok yorgun. Ünlü şarkıcı, "Yıllar yüzümde iz bırakmadı. Benim yüzümde çizgiler yok ama ruhumda çok var... Ruhumda çentik atılmamış yer kalmamış" diye başladığı röportajda içini döktü:

Bu izleri silmek için ne yapmak yazım?
Hiçbir şey; mutlu olmaya çalışıyorum her şeye rağmen... Her şeyin yolunda olduğu bir dönem benim hayatımda hiç olamıyor, geçmişi insanı asla rahat bırakmıyor. Her sabah uyandığımda, hayata bir sıfır yenik başlıyorum. Ben de sadece flört etseydim bu kadar konuşulmazdı. Ama kızım için evlendim hepsiyle. Ama ne kadar gereksizmiş... Ayrıca, sanki Türkiye'de bunu tek ben yapmışım gibi eleştiriliyorum. Benim kapı komşumun kızı bile dördüncü kez evlendi. Şanslı diyorlar ya bana, aslında evlenmeyen daha şanslı! Özgür, sorumluluğu yok, hesap verdiği yok, oh ne güzel...

Kızınız Gizem 20 yaşına geldi. O da kendi hayatını yaşıyor artık...
Tabii... Hatta Gizem şimdi beni bırakıp üniversite okumaya yurtdışına gidiyor. Allah'tan eşim yanımda. Bugüne kadar hiçbir erkekle kuramadığım arkadaşlık ilişkisini bir tek Hakan (Eratik) ile kurdum. Kavga ediyoruz, didişiyoruz, bayılıyoruz bunları yapmaya. Yarın ayrılsak birbirimize kızacağımız hiçbir şey yok. İlk defa hayatımda böyle bir şey yaşıyorum. Maddi manevi ne ben onu yaraladım, ne de o beni... 38 yaşımdayım artık ve insan 40'a yaklaşırken o kadar önemli kararlar alıyormuş ki...

BİRBİRİMİZE KIZACAK BİR ŞEYİMİZ YOK
Ne gibi mesela?
Mesela, kalkayım maniküre pediküre gideyim gibi bir derdim yok. Aman üç gün sonra da giderim diye düşünüyorum. Saçlarımı da uğraşmamak için kısacık kestirdim. Kendine daha bir güveni geliyor galiba insanın. Hayatımı kolaylaştırdım. Ben kendi seçimimi hep kendim yaptım. Kimi hayatıma almam gerekiyor, kimi çıkartmam gerekiyor; buna kendim karar verdim. Bunu yapabilmek gerçekten büyük bir karar.

Gazetelerde kendi söylediklerini okuduğunuz zaman, televizyonda kendinizi izlediğiniz zaman hiç 'Ben niye yorum yapmışım!' diye düşündünüz mü?
Ama birilerinin de konuşması lazım. Ben boş konuşmuyorum ki, söylediğim her şey doğru. Bizde bir de çamur at izi kalsın vardır. Ben onu hiç yapmadım... Sadece bana bir saldırı olduğunda susmadım, çıkıp çatır çatır cevabımı verdim. Ama insanlar bunu sevmiyor. Başıma her bir şey geldiğinde çıkıp, beyaz gömlek giyip, boynuma da Allah kolyesi takıp, ağlamam lazımdı herhalde benim de... İnsanları kendime acındırmam ve 'Ah beni herkes affetsin, bir gençlik hatasıydı' demem lazımdı. Zerre kadar inandırıcı değiller.

Bu gücü nereden buluyorsunuz?
Ben Arnavut kadınıyım. Benim inadım inat. Gücümü, damarlarımdaki asil kandan alıyorum. Ben yıllar önce, 'Döner ekmek satarım yine de onların düştüğü onursuz duruma düşmem' demiştim, dediğimi de yaptım. Bereket döner ile anlaştım, önümüzdeki hafta Silivri'deki Maxi Alışveriş Merkezi'nde dönerci açıyorum. Bunun dışında İspanya'dan bir tatlı getiriyoruz eşimle. Onun satışını yapacağız. Bir de adım mücevherle anılıyor ya; e-ticaret sitesi açıyorum, adı da 'By Yeşim Salkım'. Her kadının takabileceği en uygun fiyatlı mücevherleri satacağım. Aslında herkes onları takıyor. Çoğu sahte onların, biliyorum aldıkları yerleri de... 100-150 liraya tektaşlar var.

Siz taktınız mı onlardan?
Takmaz olur muyum, dünya kadar var evde onlardan. Satacağım internetten, bütün kadınlar da şakır şakır takacak. Yahu hangi koca gidip karısına 150 bin dolarlık takı alır da takar! Metresine alır ama karısına almaz, bunu unutmasınlar.

Sizin eski eşiniz metresine mi almıştı?
Evet, oradan biliyorum. Tecrübe... Neler var bu tecrübelerde! Neler gördüm ben! Herkes, 'Ay çok önemli evlilikler yaptın' diyor. Neresi önemli ya benim yaptığım evliliklerin...

EN AĞIRINDAN ŞİDDET DE GÖRDÜM
Önemli değil miydi? Pek çok kadın kariyer sahibi o adamlarla evlenmek isterdi herhalde...
Benim bulunduğum ortam neresiydi, ben devlet dairesinde mi çalışıyordum! Benim kariyerim yok muydu? Büyük paralar kazanabiliyorsun, istediğin yere gidip, istediğin şeyi alabiliyorsun. İçinde bulunduğun camiada da renkli tipler var. O renkli insanlarla tanışmak, tesadüfen aynı yerlerde olmak ve ilişkiye girip evlilik yapmak kadar doğal ne var! Banka memuru muydum ya!

Evlilikleriniz mesleğinize zarar verdi mi?
Verdi tabii. En basitinden, bir ortama girmek istiyorsun yanındaki adam istemiyor... Ya da sahneye çıkıyorsun, o da geliyor karşında oturuyor. O rahat olsa, sen olamıyorsun. Oram mı açıldı, biri bir şey mi söyledi, eve gittiğimizde şimdi bir şey mi söyleyecek diye huzursuzlanıyorsun.

Bu tedirginliğin altında ne var? Mesela hiç şiddet gördünüz mü?
Gördüm tabii. En ağırını da yaşadım ama ben çıkıp da 'Biliyor musunuz dayak yedim' demedim. Şiddet sadece fiziksel de olmuyor. Bir insanın ruhuna uygulanan şiddetin acısı, inanın bana hiç gitmiyor. İşte o seni hayat boylu ruh doktoruna götürüyor. Kimse düşünmüyor, bu kadın bu yaşadıklarını içinde nasıl çözüyor diye... İhanete uğradığında ne yapıyor, nasıl altından kalkıyor, parası pulu mu gidiyor... Ben çünkü rahat rahat otururken keyfimden boşuyorum adamları...
 
Bugüne dek sizin hakkınızda doğru bilinen yanlışlar neler?
Biri; ben ayrıldıktan sonra Hakan Uzan'ın yaptırdığı haberler. Benim hiç 2.5 milyon dolarlık mücevherim olmadı. Paris'te evi var, teknesi var, milyon dolarlık paraları var haberleri. Ben sadece üç sene evli kaldım ve çocuk da yapmadım. Dediler ki, "On milyon dolar değerinde mücevher anlaşması yaparak evlendi, sonra bunu iade etti.." Ben böyle bir anlaşma yapmadım. Ben manyak mıyım! Aklımı mı yitirdim!

Sizin hep mücevher düşkünü olduğunuz konuşuluyora...
Bugün mücevher takmayan kadını dövüyorlar. Her kadın takmayı sever ama herkes kendi bütçesine göre alır. Kimi gümüş takar kimi 100 bin dolarlık taş. Her kadına kocası bir şeyler alıyordur. Günah mı? Cem Yılmaz araba alıyor diye kızıyorlar. Sana ne kardeşim parası var, almış. Bu görgüsüzlüktür, ayıptır. Milletin malı mülkü konuşulmaz ki... Benim mesleğimi hep özel hayatımdan vurmaya çalışıyorlar.

Vurabildiler mi?
Vurdular! En azından beni vurdular. Bir kere beni bambaşka tanıttılar. İnsanlar beni duygusuz, mala mülke, paraya çok önem veren, hayatında hiçbir şeye önem vermeyen, canı isterse sahneye çıkan, istemezse çıkmayan, zaten dünya kadar parası olan biri olarak görüyorlar. Yahu Madonna'nın da parası var ama hâlâ şarkı söylüyor.

Dünya kadar paranız var mı gerçekten? Ya da şöyle sorayım, dünyalığınızı yaptınız mı?
Yok yahu, nereden o kadar param olsun benim. En çok buna gülüyorum. Kazanacağım ama... Yakında ticarete giriyorum.

Yeşim Salkım, Rumelihisarı'nı Sezen Aksu'ya inat olsun diye onun şirketi Most'un elinden aldırdı. Ama kendisinin konser vereceği gün deprem oldu' deniyor. Doğru mu bu?
Ne gücüm varmış benim! Bu sakın onların arasındaki bir hesaplaşma olmasın! Ben sahneye çıkmadım ki, deprem olmuştu zaten ve o konserler de iptal edildi.

Sezen Aksu ile barıştınız mı?
Biraraya geldiğimizde ona her şeyi anlattım. O da, 'Ben zaten bunlara hiç inanmadım. İnansaydım sen burada oturuyor olmazdın' dedi. Muhtemelen Mustafa Oğuz ile Uzanlar arasındaki bir husumetten kaynaklandı bu. Ama bu arada benim adım kullanıldı. Bir de iki taraf da sattı beni, ortada kaldım. Hem o dönem evli olduğum insan, hem de müzik dünyası tarafından satışa geldim. Evim gözetlendi, tehditler aldım, neler yaşadım ben, neler geldi başıma... Üzerinden 10 yıl geçti ya hâlâ ben büyük bir sabırla bunların üzerine konuşuyorum. Hâlâ kendimi anlatıyorum. Bir unutulsa, üzerimden yük kalkacak. Ben ölürken bile hâlâ ben yapmadım mı diyeceğim acaba?

Okan Bayülgen ile ekrandan, Cüneyt Özdemir ile twitter'dan atışmalarınız var. Sakinliğinizi koruyamıyor musunuz siz?
Sen bana taş atarken çok güzel, ben sana karşılığında ekmek mi atacağım? Peygamber miyim ben! Herkesin anlayacağı bir dil, bir uslup var. Ben herkesin anlayacağı dilden konuşmayı öğrendim. Cüneyt Özdemir'in dili bu demek ki...

Aranızda ne gibi bir husumet vardı?
Hiçbir şeyimiz yok. Gazeteciliğine, televizyonculuğuna ölüp bitmem ama ara ara baktığım, denk gelirsem izlediğim biriydi. Fakat magazini çok seviyormuş, bunu bilmiyordum. Durup dururken bana, '7 Kocalı Hürmüz'ü seyrettiniz mi?' dedi. O dilini, uslubunu belli etti. Hah dedim topa girdi, o zaman ben de senin anlayacağın dilde konuşurum....

Her dili konuşabilir misiniz?
Öğrendim artık rahatlıkla konuşurum.

Sabah