Konut

Yüksek katlı binlar neden tercih edilir?

En çok önem verilen, saygı duyulan ve belki de korkulan tüm yapılar yüksek inşa edilmiştir. Doğa unsurları bile yüksekliklerine göre akıllara kazınıyor.

“Yükselme” özlemi insanoğlunun geçmişten günümüze içinde yaşattığı eğilimlerinden biridir.


İlk gökdelen veya yüksek katlı binalar için başta Chicago ve New York olmak üzere ABD’ye bakmak gerekir. Uzakdoğu’da ise Hong Kong’la başlayıp Japonya, G. Kore, Singapur, Endonezya, Malezya ve Avustralya ve Ortadoğu’ya yayılmıştır bu yapılar. ABD ve Uzakdoğu’dakiler kadar olmasa da günümüzde, Avrupa’da da gökdelenlerin sayısı artıyor. Türkiye'deki en yüksek binalar ise ağırlıklı olarak İstanbul'da yer alıyor. 2000’li yıllardan sonra hız kazanan inşaat faaliyetleri sonuncunda gökdelenler şehir siluetinin vazgeçilmez bir parçası oldu. İstanbul’un Avrupa Yakası’nda en çok Gayrettepe ile Maslak arasındaki Büyükdere Caddesi aksına ek olarak son yıllarda Şişli’nin Bomonti semtinde de gökdelenlerin sayısı artmaya başladı. Asya Yakasında ise Ataşehir, Kozyatağı gibi bölgelerde yaygınlaşan gökdelen sayısı İstanbul Finans Merkezi’nin tamamlanması ile Anadolu yakasında da fazlaca göze çarpmış olacak.


 


Son 10 yıl içinde gerçekleştirilen lansmanları incelediğimizde inşa edilen konut projelerinde çok katlı konut sayısında artış yaşandığını söyleyebiliriz. Peki, yüksek katlı binalar neden tercih edilir oldu, yüksek katlı konut projelerine yatırım yapmanın avantajları neler, bu konseptteki projelerden daire satın alırken nelere dikkat edilmeli? Gayrimenkul yazarımız Mehmet Canıtatlı araştırdı ve yazdı…


 


-Yüksek katlı binların tercih edilmesinin en önemli sebebi tüketicinin panoromik manzara isteğinden kaynaklanıyor. Yaptığım araştırmalarda bu tip binalarda ilk olarak en yüksek katlar satılıyor Şerefiyede pahalı olan da yüksek katlardaki bağımsız bölümlerdir.


 


-Yüksek katlı binaların yapımındaki maliyet hesapları yatay projeye göre daha ucuza imal ediliyor. Bu sebeple, inşaat sektörü zaman zaman dikey projelere yöneliyor. Bunun bir sebebi de şehir merkezlerindeki arazilerin küçük olmasıdır. Bu da inşaat firmasının kontrol edebileceği bir durum değil.


 


-Yüksek katlı konut projeleri, prestij algısı çok yüksek olduğu için daha çok varlıklı kişiler tarafından tercih ediliyor. Ayrıca yüksek katlı binaların home ofise dönüşümü daha kolay olduğu için yatırım açısından da avantajlı bir konumdadır. Tek noktadan sağlanacak olan güvenlik sisteminin işletme giderlerine yansıması, bazen aidatın düşük olmasına vesile oluyor. Tabi ki sosyal donatılarla ilgili hizmetlerden alınan bedellerle aidatlar kabarabiliyor.


 


-Yüksek katlı binalardan konut satın alırken binanın profesyonelce planlanmış olmasına, dayanıklılığına, asansör hızının ve sayısının yeterliliğine, acil durum planına, işletme sistemine ve planının dikey mimariye uygun olup olmadığına dikkat edilmelidir.


 


-Yüksek katlı binalarda yer alan konutların rayiç değeri de yüksek oluyor. Aslında çoğu yüksek bina residance adı ile yapıldığından yüksek bedeller ile satışa sunuluyor. Binadaki hizmet, residance kriterlerine uygun ise yatay veya dikey fark etmez, rayiç değerleri diğerlerine göre doğal olarak yüksek olacaktır, hatta sadece satış bedeli değil işletme bedelinin de yüksek olması muhtemeldir.


 


Peki bu tip yapılarda lüksün sınırı ne olmalı? Yüksek yapılarda B Tipi, A Tipi, A+ Plus kiriterlere göre değişebiliyor. Bu tip binalar için değerleme yapılırken de lokasyon, kalite ve sunduğu hizmetler dikkate alınıyor.


 


-Yüksek bina deyince akla gelen konut projeleri arasında Sapphire, Akasya, Meridian, Batışehir, Trump Towers, Ritim İstanbul ve Anthill’i sıralayabiliriz. Tabi ki Dubai, Malezya, Shangay,


Hongkong gibi ülkelerdeki binaların yüksekliği ise Türkiye’dekilere göre oldukça göz kamaştırıcı ve heybetli. 


Yeni Akit