Genel

Zorlu AVM zorlu deneyim sunuyor!

Dünya Gazetesi yazarlarından Feyzan E. Top Karşı Pencere adlı köşesindeki bugünkü yazısında Zorlu AVM'den bahsetti. Top, Zorlu AVM'yi beğendiğini ancak içerisindeki mağazalardaki ürünlerin fiyatlarının yüksek oldğunu söyledi...




Efendim bir tabir var; ”giderli” diye. Demet Akalın’dan duydum ilk, “giderli şarkılar” diye, yani herkese uyan, herkese giden şarkılar anlamında kullanılıyor. İşte Zorlu AVM için de sanırım söylenebilecek kelime “zorlu” bir alışveriş merkezi olması, gelin nedenini açıklayayım. Son birkaç haftadır Zorlu da Zorlu konuşup, duruyoruz. Ahmet Nazif Zorlu burayı ilk satın aldığında ne çok konuşuldu. Gentleman Dergisi’ni hazırladığımız yıllarda Ahmet Bey’e ödül verirken, kendisi; “aslında ben en deli işadamı ödülünü almalıydım” demişti. Haklıydı da… Hele bugüne bakınca daha da haklı olduğunu gördük. AVM yapanlar düğün sahibi gibi oluyorlar. Olabildiğince anlamsız bir para harcayıp, yine de kendilerini bir türlü beğendiremiyorlar.


Ben Zorlu AVM’yi beğendim. Bence İstanbul için yepyeni bir açılım. Alışveriş yapar mıyım buradaki markalardan, evet yaparım ama çok yapamam, özellikle girişteki mağazaların büyüklüğü, personelin fazlalığı korkutucu, fiyatlar da cabası… ZORLU AVM’de en çok beğendiğim marka REBUL. Butik bir koku, kolonya evi yapan REBUL’u tebrik ederim. Tek kelime ile muhteşem. Ben AVM olarak çocuk katı sebebiyle Akmerkezcilerdenimdir. ZORLU’daki çocuk katı beni Akmerkez’den koparabilir, çünkü tüm çocuk markaları bir arada ve harika bir dizilimi var. Restoranlar, mağazalar hepsi zamanla oturacak. Zorlu’daki Beymen bile daha tam oturmamış. Dün Home bölümünde gezerken, dikkatimi çekti L’ladro porselenlere L’adro yazmışlar, o kadar detaya inememişler daha, ancak bunların hepsi oturur. Soğuk havalarda gitmek için Kanyon gibi bir adres olacak yazık ki, donuyorsunuz. Cam paneller koymuşlar ama Kanyon’daki gibi iğreti durmuş. Şunu, inşaatı yaparken akıl etmek o kadar mı zor? Herkes yazın burası harika olacak diyor ama yazın da Araplar keyfini sürer, çünkü buranın hedef kitlesi Bodrum’a, Çeşme’ye, Göcek’e inmiş oluyor.


Gelelim Zorlu’nun zorlu taraflarına. Öncelikle AVM olarak güzel olsa da buradaki restoranların burnu büyük bir duruşu var. Misal Morini. Rezervasyon için aradığınızda neredeyse dövecek gibi konuşan bir hanım oturtmuşlar telefon başına, ne zaman sorsanız dolu. Pazartesi akşamı yemeğe gittik, dört masaydık (!) Hafta sonları full ama hafta içi durum bu. Bir de H&M’in davetinin olduğu akşam full çekiyordu. TOM’s KITCHEN kanımca buranın en tarz restoranı, oturmuş, sindirmiş zenginler burada yiyor. Jamie Oliver’s Italian en iyi mutfağı olan yerlerden biri. Ancak burada da et başarılı değil. Nusret o kadar standardı yükseltti ki; Türkler için et anlamında, eti artık kimse başka yerde beğenmiyor. Neyse ki Nusret de pek yakında Zorlu’da açacak. Ancak Jamie’nin personeli çok güleryüzlü, mutfağı çok iyi, Bellini başta olmak üzere içki sunumları da müthiş. Ancak rezervasyon muhakkak gerekiyor. 10 gün önceden yaptırıp hafta sonu gitmek nasip oldu. Hafta içi daha sakin.


Mekanın tek kötü noktası aşırı sıcak olması. O kadar ki Beren Saat-Kenan Doğulu çiftinin yemek yediği akşam karşı masadaki bir beyefendi fenalık geçirdi (!) Performans Sanatları Merkezi’ne gelince… ”Jersey Boys”u izlemeye gittim. Pek çok yakınım da gitti. Hemen hepimiz aynı şeyi konuştuk; mükemmel bir yapı. Böyle bir oyunun gelmesi, gurur verici, salon çok boştu (!) Salon hacmi büyük olduğu için, kaç kişi olunursa olunsun az insan gözüküyor. Hoş ben 15:00 seansına gittim, en çok 250 kişi idik. Aslında Türkiye çapında iyi rakamlar ama önler bomboş. Buna acilen bir çözüm bulunmalı. Yine biletleri sadece Zorlu’nun sitesinden satmak yanlış bir strateji.


Bugün Biletix’ten nelere bilet alınıyor. Kesinlikle Biletix’ten de satışı başlatmalılar. Burada oyun izlemek, İstanbul’da böyle bir salonun varlığı gurur veriyor insana. Şimdiden marta kadar pekçok performansa bilet aldım. Fazıl Say’ı da bu hafta alacağım, ancak buradaki personel daha tam eğitilmemiş. Herkes de bir soruya cevap verirken, ”eee...” diye bir başlangıç oluyor. Sinir oluyorsunuz; “Tuvalet nerede? Eee.. iki kat inin…” Bu eee..’ler bitmiyor. Yine “arada” iki masa koymuşlar, ne oyunla ilgili bir şey satılıyor ne de doğru düzgün yiyecek içecek bir şey var. Yurtdışında bu aralarda içki, içecekler, bonibondan, cipse her şey satılır ve en önemlisi öze lcam veya özel pleksi bardaklar olur. Burada hastane tipi kağıt bardaklar koymuşlar, inanamadım. Acilen bu aralara da birçözüm bulunmalı.


Kağıt bardak da nedir Allahaşkınıza (!). Zorlu AVM ve PSM, İstanbul’un en gözde yerlerinden biri tez zamanda olacaktır, eminim. Daha şimdiden herkes orada. Ancak okyanusu geçip derede boğulmamalı, en yakın zamanda eksiklikler giderilmeli. Lüks bir bütündür. En ufak bir hata mimarı Emre Arolat’ın dediği “kurtarılmış ada” izlenimini “zorlama bir ada” imajından öteye götüremez.


Feyzan E. Top/Karşı Pencere-Dünya Gazetesi