Eğitim

250 kültür varlığının restorasyonu devam ediyor!

2003-2009 yılları arasında 165 hamam, 26 kervansaray, 76 han, 26 bedesten, 21 imaret dahil olmak üzere, yaklaşık 3 bin 400 eser restore edildi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, milliyetçiliğin; ırk esasıyla bir ayrımcılığa gitmek olmadığını ifade ederek, "Milliyetçilik, bu ülkeyi var eden, kardeşliğe, dayanışmaya, paylaşmaya sırtını dönmektir diye asla düşünmüyorum. Milliyetçilik, bu toprakların nasıl vatan olduğudur, bu milletin nasıl teşekkül ettiğidir, hangi iklimde doğup, hangi atmosferde büyüyüp, geliştiğini idrak etmek ve bunun gereğini yapmaktır" dedi.

Erdoğan, Vakıf Haftası açılışı dolayısıyla TBMM'de düzenlenen törende yaptığı konuşmada, iktidarları döneminde vakıflar alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Türkiye'de 1996-2002 yılları arasında sadece 46 tarihi eserin onarımının yapıldığına işaret eden Erdoğan, 2003-2009 yılları arasında ise 165 hamam, 26 kervansaray, 76 han, 26 bedesten, 21 imaret, 13 kilise, 3 mevlevihane, 19 çeşme, 30 kümbet ve 4 şadırvan da dahil olmak üzere, yaklaşık 3 bin 400 eserin restorasyonunun tamamlandığını bildirdi.

Erdoğan, şu anda 250 kültür varlığının restorasyonunun devam ettiğini, bu yıl içinde toplamda 500 eseri daha tamamlamış olacaklarını ifade etti. Adana'dan Zonguldak'a, Aksaray'dan Batman, Osmaniye, Diyarbakır'a kadar 81 ilde tarihi eserlerin izini sürdüklerini dile getiren Erdoğan, bunlar için kaynak ürettiklerini, ellerinden tutup ayağa kaldırdıklarını anlattı.

Yapılan çalışmalardan örnekler veren Erdoğan, Adıyaman'da Musalla Camisi'nin onarıldığını, Amasya'da Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Hamamı'nın tamir edildiğini, Antalya'da Yivli Minareli Cami'nin, Bursa'da Emir Sultan Hamamı'nın, kendi dönemlerinde Vakıflar Genel Müdürlüğü eliyle yeniden kazandırıldığını söyledi.

Sadece Türkiye ile kalmadıklarını, Anadolu ve Trakya'da değil, dünya üzerinde medeniyetlerine, kültürlerine ait eser, miras varsa oraya ulaştıklarını, gün yüzüne çıkardıklarını vurgulayan Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TİKA aracılığıyla ata yadigarlarını bulup, o ülkelerin yetkili makamlarıyla görüşüp, anlaşmalar imzalayıp, hayata döndürdüklerini belirtti.

Erdoğan, Türklere ait bilinen en eski eserleri, Moğolistan'daki Orhun Anıtları'nı restore ettiklerini, 46 kilometrelik yolu yaptıklarını, oraya ulaşabilecek imkanları sağladıklarını dile getirerek, "Niçin, tarih ayağa kalksın, tarih konuşsun diye yaptık" dedi.

-"ANKARA DIŞINA ÇIKAMIYOR"-
Erdoğan, Balkanlar, Ortadoğu, Orta Asya, Afrika'da kültür varlıklarının izini sürdüklerine işaret ederek, "Atalarımız nerelere gitmişler, neler yapmışlar. Biz, şimdi 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarının dışına çıkamıyoruz. Hele hele bazıları Ankara'nın dışına çıkamıyor" diye konuştu.

İstanbul, Bursa, Konya, Kayseri büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyelerinin, sınırları içerisindeki yüzlerce eseri bu dönemde restoreettiklerini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz, bizi biz yapan, bizi var eden o ruh kökünden yola çıkıyor, geçmişten aldığımız ilhamla geleceğimiz için bir ufuk çizmenin mücadelesini veriyoruz. Büyük düşünenler, işte bugünlere ulaşan, yüzlerce yıldır, asırlardır ayakta duran bu eserlerin oluşmasını sağladı. Onlar bizi var ettiler, inşallah biz de yarınların var olmasına vesile oluşturacak tohumları atıyoruz. Bizlerde büyük düşünüyoruz. Geleceğe eserler bırakmak için emek sarf ediyoruz.

Lütfen farklı yerlere çekilmesin; milliyetçilik ırk esasıyla bir ayrımcılığa gitmek değildir. Milliyetçilik, ben bu ülkeyi var eden, kardeşliğe, dayanışmaya, paylaşmaya sırtını dönmektir diye asla düşünmüyorum. Milliyetçilik, bu toprakların nasıl vatan olduğudur, bu milletin nasıl teşekkül ettiğidir, hangi iklimde doğup, hangi atmosferde büyüyüp, geliştiğini idrak etmek ve bunun gereğini yapmaktır. Süleymaniye'nin her bir tuğlası, kerpici, taşı farklı coğrafyalardan getirilmiş olabilir, her bir ahşap, çivi, hat farklı bir elde işlenmiş olabilir. Ama Süleymaniye tek başına, tek bir vücut olarak bu ülkenin tamamının, tarihin, medeniyetimizin, kültürümüzün, birlik, bütünlük ve kardeşliğimizin özetidir. Bugün bizim millet tasavvurumuzun da özünde bu vardır.

Bizler aynı vatan üzerinde, aynı bayrak altında aynı idealler altında birlemiş bir milletiz. Dili, dini, ırkı, etnik kökeni, rengi ne olursa olsun, biz tıpkı Süleymaniye, Selimiye, Sultan Ahmet, Galata Kulesi, Akdamar Kilisesi gibi bu toprakların ortak sahibiyiz ve bu toprakların ortak eseriyiz. Nasıl geçmişi birlikte inşa ettiysek, aynı şekilde geleceği de kimsenin kuşkusu olmasın birlikte inşa edeceğiz."

-"ÇAKILI TEK KAZIĞI YOK"-
Erdoğan, 2010 yılı Vakıf Medeniyeti İstanbul olarak belirlenmesinin son derece isabetli bir tercih olduğunu dile getirdi. İstanbul'un, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak, dünyanın bir kez daha dikkatini çektiğini, çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaptığını anımsatan Erdoğan, belediye başkanlığı ve hükümetleri döneminde, İstanbul'u modern bir dünya şehri yapmak için yoğun bir çaba sarf ederken eş zamanlı olarak İstanbul'un tarihi mirasını koruma, geliştirmenin gayreti içinde olduklarını söyledi.

Kendileri bu gayret içinde olurken, bir kısmının Marmaray'a, bir kısmının tüp geçite karşı çıktığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bir kısmı da 1. köprüye karşı çıktıkları gibi şimdi de 3. köprüye karşı çıkıyorlar. Bunları, bu zihniyeti anlamak mümkün değil. Çünkü bunların, bu ülkede çakılı bir tek kazığı yok. 1 ve 2. köprüyle ilgili 250 bin araç düşünülürken, şimdi ihtiyaca cevap vermiyor. 3. köprü bu ihtiyaçtan doğdu. Saatlerce eğer oralarda bekleniyorsa, bunun çözümünü, çıkış yollarını bulmak da bizlerin sorumluluğumuzdur. Bunun için Marmaray dünyanın en derin raylı sistemi olarak, Boğaz'ın altından geçiyor, aynı şekilde onun biraz daha güneyinde çift tüp lastikli sistem yapılıyor. Şu anda ihalesi yapıldı. Öbür tarafta da 3. köprü...Bütün bunları Asya, Avrupa arasındaki bu bağı rahatlatalım diye bu adımları atıyoruz. Ama bütün bunların yanında tarihi zenginlik noktasında ihmal edilmiş İstanbul, bizim dönemlerimizde 2 koldan büyük gelişme kaydetti. Bugün İstanbul, geniş caddeleri, metro hatları, kongre salonları büyük ulaşım yatırımları,havaalanları, uluslararası organizasyonları, artan yeşil dokusu, temiz havası, temiz sokaklarıyla dünyada öne çıkarken, tarih ve kültür noktasında hiçbir şey kaybetmiyor, tam tersine kazanıyor. Bir yandan İstanbul'u, dünyanın önemli bir finans merkezi yapmanın mücadelesini verirken, diğer yandan her türlü tarihi eseri unutulmuş onlarca yadigarını da İstanbul'a yeniden kazandırıyoruz. 2010 yılı Vakıf Medeniyeti İstanbul kapsamında, bu dünya şehrinin yeni güzellikleriyle buluşmasını temenni ediyorum. "

-ANADOLU AJANSINA ÖDÜL-
Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi.

Başbakan Erdoğan, aralarında işadamı Abdülkadir Konukoğlu'nun da bulunduğu bazı kişilere "vakıf insanlar" ödüllerini verdi.

Basın dalında, Anadolu Ajansı (AA) da ödüle layık görüldü. Ödülü, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Hilmi Bengi, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın elinden aldı.

Arınç ayrıca, Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı,Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, Zaman Gazetesi Ankara Temsilciliği adına Ömer Şahin, NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün, Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, TGRT Haber Yönetim Kurulu adına Nuri Elibol, Cihan Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Mustafa Kılıç ve DHA adına Kemal Gülmüş'e, kurumları adına ödül verdi.

Köşe yazarları Hüseyin Öztürk ve Mehmet Çetingüleç de ödüle layık görüldü.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin, proje dalında ödüllerini ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, Ali Nihat Gökyiğit Vakfı adına Prof. Dr. Adil Gürel, Fetihler Hayır Evi adına Şahin Altuner'e ödülünü verdi.

Resim yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödüllerini eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler verirken; "Ben bir vakıf kursam" adlı kompozisyon yarışmasında dereceye girenlere de ödüllerini YÖK Başkanı Prof.Dr. Yusuf Ziya Özcan verdi.
AA