Genel

Alain de Botton: İstanbul'da okul açmak istiyorum!

Bu hafta İstanbul'da birkaç konuşma yapan Alain de Botton, "Bu şehir çok güzel, insanları yeni fikirlere açık ve meraklı" diyor...

Bu hafta İstanbul'da birkaç konuşma yapan Alain de Botton, "Bu şehir çok güzel, insanları yeni fikirlere açık ve meraklı" diyor. "Sanırım bunda bir nevi doyumsuzluğun da etkisi var. Kötü anlamda değil, sadece daha fazlasına ulaşmayı, daha çok şey öğrenip daha çok şey bilmeyi arzu ediyorlar... Londra'dakilerin aksine ruhen genç, heyecanlı ve kıpır kıpırlar. Londra'da herkes öğreneceğini öğrenmiş gibidir, kimse daha fazlasına ihtiyaç duymaz. Hayatın temel sorularını . sizin kadar merak etmedikleri için de bence gayet sıkıcıdırlar." işte Aşk Üzerine, Statü Endişesi, Mutluluğun Mimarisi, Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı gibi kitapların ünlü yazarıyla yaptığımız söyleşi...

■ Ailenizin Türkiye'de kökenleri olduğunu söylemiştiniz, İzmir'de doğmuşlar. Aile içinde İzmir'e dair konuşulur muydu

Atalarımın bir bölümü İzmir'de yüzlerce yıl yaşadı; büyükbabam, kardeşleri, onlardan öncekiler... Babam çok küçükken ayrılmışlar. Yani İzmir tarihimin bir parçası ama aileden hatırlayanlar çoktan öldüğü için oraya dair çok da fazla şey konuşulmadı doğrusu.

■ Her yaz Türkiye'ye geliyorsunuz ama... Kimlerle görüşüyorsunuz buraya geldiğinizde

Görüştüğüm insanlar, okurumken arkadaşım olanlar var. Sohbet ediyor, geziyoruz. Çoğuyla internet üzerinde tanıştım. Bazılarıyla ilişkim, bir müddet yazıştıktan sonra sağlam dostluklara dönüştü.

■ İnternet üzerinden gerçek insan ilişkileri kurulabilir mi

Bir kuralı yok bunun; duruma, yazıştığınız kişiye ve daha bir sürü şeye göre değişir. Aslında hayatta da öyledir, çok kişiyle karşılaşırsınız ama bazıları öylece hayatınızdan çekip giderken bazıları kalır. Yazar olduğum için dünyanın birçok ülkesinden insanlar internet üzerinden bana ulaşıyor, böylece belki başkalarından daha çok kişiyle tanışma şansım oluyor. Güzel bir şey, memnunum.

■ "İnternet ve online iletişim biçimleri dünyayı küçülttü" diyebilir miyiz

Tam değil. İnternet bize bir tür yanılsama sunuyor, bütün dünyayı anlayabildiğimize dair güçlü bir yanılsama... Halbuki dünya aynen eskiden olduğu kadar tuhaf ve yabancı bir yer, değişen bir şey yok. Bir webcam'imiz var, birçok ülkeden arkadaşlar edinebiliyoruz ve başka ülkelerin gazetelerini okuyabiliyoruz diye kendimizi daha bilgili hissediyoruz, hepsi o kadar. Olup bitenleri gerçekten anladığımızı göstermez bu. Gerçekten anlamak, derinlemesine bilmek eskiden de çaba gerektirirdi, şimdi de gerektiriyor. Ayrıca hiçbir konuda derinlemesine bilgi sahibi olmayanların kendilerini bilgili sanmasına sebep olduğu için internet bir yanıyla tehlikeli bir iletişim aracı.

■ İnternet dünyayı ne şekilde değiştirdi Wikileaks hadisesini yaşadık, Julian Assange'ın Nobel Barış ödülü alması konuşuluyor...

Bu olaya iki farklı yönden bakılabilir. Bilgi edinme özgürlüğü, evet çok iyi bir şey. Ama Julian Assange aynı zamanda yayıncılar ve gazetelerle de savaşmak zorunda kaldı, çünkü elindeki bilgilerin bu şekilde uluorta yayınlanması istediği bir şey değildi. Daha da kötüsü özel hayatının bu şekilde ortaya serilmesini istemiyordu. Nihayetinde hepimiz başkalarından gizlediğimiz bir özel hayata ihtiyaç duyarız. Görüyorsunuz; daha fazla bilgi daha az özgürlük olabiliyor. Assange sayesinde, hepimiz bilginin bazı çeşitlerinin bizi özgürleştirmek yerine "mahkûm" kılabildiğini keşfettik.

FARKLI MUTLULUK TÜRLERİ VAR

■ Kitaplarınızın hepsi üç aşağı beş yukarı mutluluk kavramıyla ilgili... Mutluluk birtakım talihli tesadüflerin sonunda başımıza gelen bir şey midir, yoksa elde etmeyi öğrenebileceğimiz bir şey mi

Aşkta mutluluk, evlilikte mutluluk, işte mutluluk, mimaride mutluluk, siyasette mutluluk gibi farklı mutluluk türleri var. Oysa bunlardan biri bile yolunda gitmediğinde bütün kalelerimizi yıkılmış sayıyoruz, ölüm kavramı zihnimizin bir yerinde hep hüküm sürdüğüne göre, mutsuzluğa eğilimli olmamızdan doğal bir şey yok.

■ Sizin için şu hayatta esrarını hala koruyan şey var mı

Bence insan için esrarlı şey kendisi. Hepimiz kendimizi tanımaya çalışıyoruz ve her geçen gün kendimize dair bir şey keşfettiğimiz için bu süreç asla son bulmuyor. Ben kimim Gerçekte istediklerim ne İstediğim şeyler bana iyi geliyor mu Duygularımıza, arzularımıza, ihtiyaçlarımıza, yeteneklerimize dair her geçen gün yeni bir şey öğreniyoruz: Bir bakıma kendimizi fark ederek yaşıyoruz, öyle zamanlar oluyor ki, biz bile kendimize yabancı geliyoruz.


En çok dert ortağı arayanlar sordu

■ Hayat Okulu'na birçok Türk öğrencinin geldiğini söylemiştiniz. Burada okulunuzun bir şubesini açmayı düşünür müsünüz

İstanbul'da bir okul açmayı ne kadar isterim, bilemezsiniz. Gelecekte böyle bir tasanm var. Belki okurlarınız arasından bana ortak olmak isteyenler çıkar, ne dersiniz

■ Havaalanında Bir Gün adlı kitabınız çok ilgi gördü. İstanbul'a adım attığınız anı düşünerek, havaalanından biz İstanbullulara karakter tahlili yapabilir misiniz

Sanırım yapamam. Zira dünyanın neresinde olursa olsun bütün havaalanları birbirine benziyor. Onları sevme sebebim de bu zaten. Kendimi evimde hissettiriyorlar, nerede neyi bulacağımı, hangi bölümün bende hangi duyguyu uyandıracağını biliyorum. Teknoloji, gidiş-dönüş departmanları, bilet ve check-in kuyrukları, kafeler, alışveriş bölümleri; hayat ve ölüm... Ama hiçbir havaalanı Heathrovv kadar eski püskü değil, o yüzden de psikolojik olarak insana en depresif hissettiren yer orası.

■ Birçok konuda kafa yordunuz, yazdınız, birileriher şeyi bilen adam rolüne soyunduğunuzu önesürerek sizi eleştirdi de...

Burada benî izlemeye gelenlerin biraz öyle davrandığını fark ettim. Kitaplanmla ilgili fikirlerini ve düşüncelerini söyleyenler de vardı ama şahsi sorunlarına cevap bekleyenler de çoktu. Nasıl daha fazla para kazanabileceğini soranlar bile vardı mesela. Bir de ilişkisinde kötü giden şeyler için akıl fikir isteyenler... Ama bunlar tatlı şeyler, benim hoşuma gitti. Eleştirenlere cevabımsa şu: Merak etmesinler, her şeyi bilen adam olma durumum yok, hem zaten kimse her şeyi bilemez.

Gülenay Börekçi/Habertürk