Genel

Ali Babacan: Yılın ilk çeyreğinde 4,4'lük büyüme yakalandı!

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ekonomik büyüme konusunda, " 3-4 aralığı oldukça emniyetli bir aralık olarak görülmekte. Orta Vadeli Programımızla beraber kesinleşmiş son tahminimizi resmen duyurmuş olacağız" dedi.


Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ekonomik büyüme konusunda, "Çok geniş bir aralık vermek gerekirse 3-4 aralığı oldukça emniyetli bir aralık olarak görülmekte. Orta Vadeli Programımızla beraber kesinleşmiş son tahminimizi resmen duyurmuş olacağız" dedi.


Babacan, Anadolu Ajansının üst üste ikinci defa global iletişim ortağı olduğu 5. İstanbul Finans Zirvesi'nde gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.


Ekonomik büyüme tahmininde revizyon olup olmayacağına yönelik soru üzerine Babacan, geçen yılı yüzde 4,1'lik gerçekleşmeyle beklentilerden daha yüksek büyüme ile kapattıklarını söyledi.


Yılın ilk çeyreğinde tahminlerin üstünde 4,4'lük büyüme yakalandığını dile getiren Babacan, ikinci çeyrekte daha düşük büyüme rakamı görüldüğünü ifade etti. Babacan, şöyle konuştu:


"İlk yarının tamamına baktığınızda tablo çok da iç karartıcı değil. Bu yılın tamamıyla ilgili beklentimiz olumlu. Çok geniş bir aralık vermek gerekirse 3-4 aralığı oldukça emniyetli bir aralık olarak görülmekte. Orta Vadeli Programımızla beraber kesinleşmiş son tahminimizi resmen duyurmuş olacağız. Onu duyurmadan önce benim daha nokta atışı bir tahmin vermeme çok da doğru olmaz. Konsensüs rakamına ya da farklı uluslararası kuruluşlarının, piyasa analistlerinin yaptığı çalışmalara bakıldığında 3-3,5 arasındaki rakamları daha sık görüyorsunuz."     


Büyümenin daha yüksek rakamlar yerine 3'lü rakamlarla ifade edilmesinin nedenlerini de değerlendiren Babacan, ihracat pazarlarındaki düşük performansın bu gelişmede önemli bir etken olduğunu belirtti. Babacan, özellikle Irak'taki gelişmelerin ve güvenlikle ilgili sıkıntıların ihracatın aksamasına neden olduğunu, Avrupa ekonomilerinin beklenenden düşük performansının da bir başka etken olduğunu söyledi. 


İç piyasada, "gelirimiz varsa harcayalım, borçlanarak harcama konusunda dikkatli olalım" yaklaşımında olduklarını ifade eden Babacan, önemli ölçüde arzu edilen tablonun gerçekleştiğini vurguladı. Babacan, toplam kredi hacmi artışının uzun vadeli dengeli rakam olarak görülen yüzde 15'e yaklaştığını, ticari krediler çok daha hızlı artarken tüketici kredilerinin artış hızının düştüğünü, KOBİ kredilerinin yüzde 20'nin de üzerinde arttığını dile getirdi.


Bundan sonrası için dengeli ama daha yüksek büyüme oranlarının önemli olacağını belirten Babacan, bunu yaparken de enflasyonu ve cari açığı kontrol altında tutabilmeyi hedeflediklerini kaydetti.


- Özel sektör yatırımları


Babacan, özel sektör yatırımlarının yavaşlaması konusundaki soruyu yanıtlarken, özel sektör yatırımlarının çok önemli olduğunu, en çok sevindikleri dönemlerin büyümenin özel sektör yatırımlarıyla gerçekleştiği dönemler olduğunu söyledi.


Büyümenin tüketim ve yatırım harcamalarından kaynaklandığına işaret eden Babacan, yatırım için yapılan harcamaların hem bugünün hem de geleceğin büyümesinin temelinin atılması açısından önemli olduğunu vurguladı. Babacan, "Son 1 yılda bu konuda maalesef arzu ettiğimiz tabloyu görmüyoruz. Yatırım harcamalarında, özellikle makine-teçhizat yatırım harcamalarında arzu ettiğimiz rakamları görmüyoruz. İmalat sanayine daha çok yatırımın olması önümüzdeki dönemde temel önceliklerimizden olacak. Bu sadece teşvik politikasıyla mümkün değil. Bu, ekonominin tüm sektörlerinde rasyonel kazancın oluşmasıyla mümkün" diye konuştu.


Babacan, inşaat sektörüne yönelik sözlerini anımsatarak, şunları kaydetti:


"İnşaat sektörü de desteklediğimiz çok önemli bir sektörümüzdür. Gelişmiş ülkelerde dahi milli gelirin yüzde 8'i inşaat sektöründen gelir ama bir inşaat sektörünün kendi kuralları içerisinde düzenleme ve denetlemelerle çalışması, bir de kısa vadeli küçük kalem oynatmalarla oluşan ölçüsüz rantlar var. Bu ölçüsüz rantların oluşmasıyla ilgili eleştirilerimiz var. Ölçüsüz rantların daha kontrollü, fırsat eşitliğine dayanan ve şeffaf şekilde yönetilmesi gerekiyor. Böyle olmalı ki hangi sektöre yatırım yapayım denildiğinde sektörler arasında kararlar daha sağlıklı verilebilsin. Aksi halde çok kolay ve bir gecede bir kalem değişikliğiyle, mevzuat değişikliğiyle sağlanan rantların olduğu bir alan varken, ister istemez sanayi gibi uzun vadeli, çok emek, ciddi fedakarlık isteyen bir sektöre ilgi düşebiliyor. Bunu yeniden dengelememiz gerekiyor."


Faizin yatırımcı, hele hele borçlanarak yatırım yapanlar için maliyet unsuru olduğunu, bunun da yatırımlar üzerinde etkisinin bulunduğunu ifade eden Babacan, bunun yanında yatırım kararları verilirken sadece faize bakılmadığını, en önemli unsurun güven olduğunu dile getirdi. Babacan, ülkenin demokrasisine, ekonomisine güven varsa, öngörülebilirlik varsa yatırım kararlarının büyük ölçüde verileceğini söyledi.


Babacan, şöyle konuştu:


"Bizim asıl amacımız önümüzdeki dönemde Hazine'nin borçlanma faizlerinin, yatırımcıların kredi kullanırkenki faizlerin düşük oranlara inmesi olacak. Faizler çeşit çeşit ama piyasayı asıl etkileyen Hazine'nin 2, 5, 10 yıllık borçlanma faizleri ya da sanayicimizin, iş dünyamızın iş yaparken kullandığı kredilerin faizleridir. Bunu da zaten BDDK ve Merkez Bankasının düzenlemeleriyle kredileri sanayi ve KOBİ'lere yönlendirecek adımları attık. Önümüzdeki dönemde gerekirse buna benzer adımlar başka enstrümanlar kullanılarak atılabilir. Yatırımı, sanayiyi daha cazip hale getirebilmek için makro ihtiyati tedbirleri de daha güçlü şekilde kullanabiliriz." 


 Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Tek bir banka ile alakalı konularda BDDK yetkilidir, kurallar içerisinde gerektiği zaman gerekli adımı gözünü kırpmadan atar" dedi.


Babacan, Anadolu Ajansının üst üste ikinci defa global iletişim ortağı olduğu 5. İstanbul Finans Zirvesi'nde gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.


Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in Türk bankalarının fazla borçlandığına ilişkin değerlendirmeleri ve Bank Asya'ya ilişkin sorular üzerine Babacan, Basel kriterlerine göre sektör için belirlenen sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 8 olduğunu ifade etti.  


Türkiye'de ise kriz öncesinde bu oranın yüzde 12 olarak uygulanmaya başlandığına işaret eden Babacan, oranın son dönemlerde yüzde 15-16 civarında seyrettiğini, bunun dünya standartlarına göre çok yüksek olduğunu söyledi.  


Ali Babacan, banka bazında takip ve denetleme görevini BDDK'nın yürüttüğünü belirterek, şunları kaydetti:


"BDDK, Bankacılık Kanunu'na göre hareket eder. Kanundaki maddeler de çok açıktır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da BDDK, kurallar içerisinde, banka banka ne gerekiyorsa kuşkusuz yapacaktır. Herhangi bir banka ile ilgili hangi adımın atılıp, hangi adımın atılmayacağı kararı da BDDK'nın bağımsızca vereceği bir karardır. Bankacılıkla ilgili bazen, kaynağı belirsiz bilgiler ortalıkta dolaşabilir. Bunların önemli bir kısmı da kasıtlıdır. Bunu Gezi olaylarında da yaşadık. Bugünlerde de yalan yanlış bir sürü bilgi ortalığa saçılabilir. Bankacılıkla ilgili bütün bilgileri yetkili kişi ve kurumlardan almak gerekir. BDDK da herhangi bir banka ile alakalı bir şey söyleyecekse bunu ya Başkan çıkar söyler ya da web sitesinde bir duyuru olarak söyler. Dolayısıyla bu sektörle ilgili söylentiler, şunlar, bunlar dikkate alınmaması gereken hususlardır."


Sektörün yurt dışından sağladığı kredilerin önemine işaret eden Babacan, bu konudaki risklerin minimal düzeyde olduğunu dile getirdi. 


Geçen sene yüzde 8 olan cari açığın bu sene yüzde 6 veya biraz altında beklendiğini anımsatan Babacan, "Bu ne demek? Milli gelirimizin yüzde 2'si kadar daha az finansmana ihtiyacımız olacak demek. Dolayısıyla bankalarımızın da yurt dışından finansman ihtiyacı yüzde 8'lik cari açığa göre daha düşük olacak. Bütün bunlar tartışılır ama hiç kimse merak etmesin ki biz bunları zaten bu kuruluşlardan aylar, yıllar önce görüyoruz ve gerekli adımları da gerektiği zaman atıyoruz. Ama tek bir banka ile alakalı konularda BDDK yetkilidir, kurallar içerisinde gerektiği zaman gerekli adımı gözünü kırpmadan atar" dedi.  


- Kredi kartına taksit sınırlandırması


Tüketici kredilerine ilişkin düzenlemeler ve kredi kartına taksit sınırlaması ile ilgili bir soru üzerine Babacan, tüketici kredileri veya borçlanıp harcama açısından gelinen noktanın arzu ettikleri bir nokta olduğunu söyledi. 


Başbakan Yardımcısı Babacan, arzu edilen bir noktaya gelmişken bunun yeniden farklı bir noktaya gitmesini istemediklerini dile getirerek, buna karşın sektör bazlı bazı küçük rötuşlar yapılabileceğini kaydetti. 


Örneğin kuyumculuk sektöründe 4 taksit uygulanması konusunda ilgili tüm kurumlar arasında ortak bir görüş oluştuğunu anlatan Babacan, "Böyle çok küçük düzenlemeler olabilir ama onun dışında çok geniş çaplı gevşetme yönünde bir tedbir asla gündemimizde değil. O zaman ne olur? Bir sene öncesine döneriz. Bir sene öncesinin problemlerini tekrar önümüzde buluruz. Dolayısıyla doğru bir iş yaptıysak doğruda ısrar etmek mutlaka önemli olacaktır" diye konuştu. 


- "Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'yi daha iyi anlamalı"


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kredi derecelendirme kuruluşlarına ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine Babacan, söz konusu kuruluşların son krizde ciddi ölçüde kredibilite kaybına uğradıklarını dile getirdi.


Yatırımcıların kredi derecelendirme kuruluşlarının verdikleri nota eskisi kadar itibar etmediklerine dikkati çeken Babacan, buna karşın bazı fonların kendi iç işleyişleri gereği yatırım yapacakları ülkeyi seçerken kredi notunu dikkate aldıklarını belirtti.


Anılan kuruluşların Türkiye'yi objektif bir şekilde değerlendirmeleri ve ülkenin ekonomik ve siyasi gerçeklerini daha yakından izlemeleri gerektiğini anlatan Babacan, şöyle devam etti:


"Çoğu zaman bu kuruluşlar yılda birkaç defa yaptıkları Türkiye ziyaretlerinde 2-3 kişilik ekiple Türkiye'nin nabzını tutmaya çalışıyorlar. Öte yandan Türkiye'ye milyarlarca dolar yatırım yapan çok sayıda yatırımcı var. Büyük çapta yatırım yapanların çoğunun zaten kendi değerlendirme ekipleri var. Kredi derecelendirme kuruluşunun 2-3 kişilik ekibi belki çalışma yapıyor ama diğerleri 10 kişi araziye geliyorlar, yüzlerce kişiyle görüşüyorlar. Ülkeyi derinlemesine kavrıyorlar. Ondan sonra yatırım kararlarını veriyorlar. Dolayısıyla bizim bu kuruluşlardan beklentimiz ülkeyi daha iyi anlamaları, daha geniş ekiplerle ve daha derinlemesine analizlerle Türkiye'nin gerçeklerini öğrenip  kredi notlarını vermeleri ve ona göre yatırımcılara bu bilgileri ulaştırmaları."


Birçok yatırımcıdan, söz konusu kuruluşlardan Türkiye'nin hak ettiği kredi notunu alamadığını duyduğunu aktaran Babacan, fiilen yapılan yatırımların bunu gösterdiğini söyledi. 


- Tarım ürünleriyle ilgili komite 


Gıda enflasyonunu kontrol altına alacak bir şeyler yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine Babacan, geçen hafta pazartesi gerçekleştirilen Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında tarım ürünleri ile ilgili bir komite kurulması kararı aldıklarını söyledi.


Babacan, komitede ilgili diğer bakanlıkların müsteşarları ve kurum yetkililerinin de bulunacağını ifade ederek, komitenin tarım ürünleri piyasasını yakından izleyeceğini belirtti.


Komitenin çok yakında Başbakanlık Genelgesi ile resmen kurulacağını bildiren Babacan, tarım ürünlerinin özel bir izlenmeye ihtiyaç duyulduğuna işaret etti. 


AA