AVM

AVM'ler: Kim, niye düşman?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Roma ziyareti sırasında, "Şehrin yüzlerce yıllık ihtişamlı binaları, meydanları, sokakları öyle korunmuş ki ne bir gökdelen, ne de bir AVM var" diye bir tivit atmıştı ya...

Geçenlerde ilginç bir veriye rastladım... 

Hani Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Roma ziyareti sırasında, "Şehrin yüzlerce yıllık ihtişamlı binaları, meydanları, sokakları öyle korunmuş ki ne bir gökdelen, ne de bir AVM var" diye bir tivit atmıştı ya... 

Meğer Roma kentinde de AVM (alışveriş merkezi) varmış ama sadece 5 tane ve tabii ki onlar da tarihi semtlerde değil. 

Cumhurbaşkanı' nm dediği doğru: Eski yapıları çok iyi koruyorlar. 

Orada 500 bin kişiye bir AVM düşüyor. 

Bunu nüfusu 13 milyonu geçen İstanbul'a yansıttığımızda, hadi diyelim 30 AVM olması gerekiyor. Halbuki istanbul'daki AVM sayısı şu sıralar 100 civarında. Daha da artacağı tahmin ediliyor. 

Ayrıca Anadolu'dan gelen haberler de ilginç: İşadamlarının oğulları, "Babamız göçünce fabrikayı satıp AVM yapacağız" diyormuş. (Halbuki Türkiye'nin daha fazla üretime ve ihracata ihtiyacı var.) Büyük kentlerde de aynı eğilimi görüyoruz: Fabrikalarıyla, yani üretimleriyle ünlü olan bazı köklü aileler AVM'ler inşa ettiler. 

Bir arkadaşım bu durumu Güney Kore'nin ekonomi politikasıyla şöyle kıyasladı: "Orada olsa, işadamının AVM yapmasına izin vermezler. 'Madem üç milyar doların var, git yeni bir fabrika kur' derler..." Neyse... Asıl konumuz başka. Bir yandan AVM'ler dolup taşıyor. 

Öte yandan AVM'lere karşı olan da bir kesim bulunuyor. Peki niye? AVM sevgisizliğinin ardında ne yatıyor? 

Soruyorum çünkü neticede çarşı dediğimiz alışveriş alanları da birer AVM sayılır. 

Çarşı, AVM'nin yatay... AVM ise çarşının dikey hali... 

İkisinde de dükkânlar, yemek (lokantalar, büfeler, kafeler) ve eğlence (mesela sinema) yerleri var. 

O halde tekrar soralım: Niye AVM'lerden rahatsızlık duyuluyor da, çarşılardan duyulmuyor? 

Küçük sermaye dertli Sanırım rahatsızlığın iki temel boyutu var: 1) Sermayesi AVM'de dükkân kiralamaya uygun olmayanlar... Müşteri kaybetme korkusuyla AVM'leri kötülüyor. Özetle, küçük sermaye değirmenlere savaş açıyor... 

2) AVM patlaması, büyük kentlerdeki imar hareketinin parçası olduğu için Hükümet ile özdeşleşmiş durumda. Tam da bu yüzden, Hükümete karşı olan kesimler, AVM'lere de eleştirel yaklaşıyor... Ama ilkeli çevreciler hariç, çoğu bunu lafta yapıyor. 

Not 1: Eğer sizce başka temel nedenler varsa... Mesajlarınızı bekliyorum: AVM'lere neden karşısınız? 

Not 2: "Senin tavrın ne" derseniz. 

Sürüyle makale okudum. Sonuç: Batı ülkeleri dükkâm öldürmemeye özen gösteriyor. 

AVM'leri kent dışında kurduruyorlar. Bizde ise kentin göbeğinde AVM'ye izin veriliyor. 

Not 3: Alışveriş deyince aklıma geldi. 

1990'ların ikinci yarısında Milliyet'te çalışırken, cumartesi günleri yayınlanan Vitrin adlı bir alışveriş ilavesi yapmıştık. 9 Mayıs 1998 günü Beşiktaş çarşısındaki Güler Büfeyi yazmıştım. Döneri kekik kokulu, sosislisi enfes, temizliği İTO'dan sertifikalı büfe, maalesef kapanmıştı. Meğer Güler Büfe, geçenlerde tekrar açılmış. Hem de aynı aile tarafından... İnşallah eski standardını sürdürerek, diğer büfelere de ömek olur.


Sabah-Emre Aköz