Sektörel

Beton yapılar 50 yılda bir yıkılmalı ve yenisi yapılmalı!

İzmir'de meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki deprem felaketi sonrasında açıklama yapan Prof. Dr. Ali Kahriman, "İzmir örneği göstermiştir ki, deprem tehdidine karşı betonun 50-60 yıllık teknik ömrü dikkate alınarak 50 yılda bir yıkılıp yenisinin yapılması gerek" dedi.

İzmir'de meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki deprem felaketi sonrasında açıklamalarda bulunan Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Maden Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Ali Kahriman, "İzmir örneği göstermiştir ki, deprem tehdidine karşı betonun 50-60 yıllık teknik ömrü dikkate alınarak 50 yılda bir yıkılıp yenisinin yapılması gerek" diye konuştu. 

Maden Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Ali Kahriman, deprem tehdidinin arazi yönetim politikaları ile azaltılabileceğine dikkat çekti. Sözcü'den Halil Ataş'ın haberine göre; Kahriman, “Türkiye özeline bakıldığında, hem ulusal hem de ulusla arası yer bilimi uzmanları öz verili çalışmalarla, deprem üretim alanlarının ve büyüklüklerinin tahminde çok başarılı öngörüler geliştirmişlerdir. Sismik ve jeolojik bulgular yüz ölçümümüzün yüzde 90’ından fazlasında az ya da çok deprem riski olduğunu açıkça göstermektedir. Yerleşim birimlerimizin; düzensiz, plansız konumları, depremlerin kaynağına olan yakın mesafeleri, yapı stokumuzun niteliği dikkate alındığında söz konusu riskin çok daha yüksek olduğunu göstermektedir” diye konuştu. 

 

“KENTLEŞMEDE BASKI İLE KARŞI KARŞIYA”

“Ne yazık ki ülkemiz kentleşmede muazzam bir baskı ile karşı karşıyadır ve bunun sonucunda büyük çevresel değişimler yaşamaktadır” diyen Kahriman, şunları kaydetti:

“Diğer doğal afetlerle birlikte yaşanan sismik faaliyetler ve kent merkezlerinin mevcut büyüme şekli nedeniyle ülkemiz potansiyel bir tehditle karşı karşıyadır. Sadece coğrafi konumu, fay hatları ve standart dışı bina inşaatı açısından değil, aynı zamanda arazi ve arsa planlama konusundaki yetersizliği, ülkemizin olası bir depremde savunmasız kalma ihtimalini arttırmaktadır. Kentsel arazi geliştirme stratejileri, deprem tehlikesini azaltma planlaması dikkate alınarak yapılmamıştır. Bu nedenle, sismik düşüncenin yerel planlama ve arazi kullanımı geliştirme ve yönetim sürecine dahil edilmesi, yıkıcı deprem riskini azaltmak için hayati önem taşımaktadır”

“SORUN BELİRLENMELİ RİSK DEĞERLENDİRİLMELİ”

Arazi kullanım planlamasının yanı sıra yerel ihtiyaçlara göre deprem azaltma politikası oluşturularak, mevzuatının geliştirilmesi kilit adımlarla olacağını belirten Kahriman, atılması gereken adımları şu şekilde açıkladı: 

“Arazi kullanım ve yönetimi politikasını paydaşlarla birlikte oluşturmak için;  sorun belirleme, risk değerlendirme, planlama, arazi kullanım yönetimi politikaları geliştirme, mevzuat geliştirme, kaynak değerlendirme ve uygulama gibi temel aşamalarda, atölye çalışmaları, sempozyum ve konferanslar biçiminde katılımcı tartışma zeminleri gerçekleştirilmelidir. Bu sürecin sonunda da politika stratejileri geliştirilmelidir”

“JEOLOJİK VE TEKTONİK YAPISI DİKKATE ALINMALI”

Ali Kahriman, şöyle konuştu: 

“Arazi yönetimi; sürdürülebilir kalkınma prensipleri çerçevesinde, kaynakların; politik ve sosyal kurumlar ile yasal düzenlemelerle, insanoğlunun ihtiyaçlarına uygun bir yapıda tahsis edildiği karar verme süreçlerini kapsar. Arazi ve arsa kaynaklarının, bir taraftan ülkenin yer üstü ve yer altı kaynaklarının değerlendirilmesine yönelik olarak, diğer yandan da; coğrafik, jeolojik ve tektonik yapısı dikkate alınarak olası risklere dirençli yerleşim birimlerinin fonksiyonlarına göre kentsel ve kırsal alandaki konumlarının belirlenmesine yönelik olarak planlanması gerekmektedir.”

“ARAZİ YÖNETİM POLİTİKALARI OLUŞTURULMALI” 

Kalkınma ve kentleşme politikalarının oluşturulması gerektinin de altını çizen Prof. Dr. Kahriman, “Kamu altyapısının ve hizmetlerin yönetimi, arazi kullanım politikalarının oluşturulması ve uygulanması, yatırımların planlanmasında mülkiyet transferleri, maden, su, orman, tarım gibi üretim kaynaklarının yönetimi, çevresel etki değerlendirmeleri, deprem başta olmak üzere afetleri azaltma planlarının oluşturulması konularında, arazi yönetimi en önemli araçlardan biridir” diye konuştu. 

“ÜLKEDE YERLEŞİM BİRİMLERİNİN ÇOK BÜYÜK BÖLÜMÜ AKTİF FAY ÜZERİNDE” 

“Ülkemiz yerleşim birimlerinin konumuna bakıldığında; çok büyük bölümünün doğrudan aktif fay hatlarının üzerinde ya da çok yakınında olduğu görülmektedir” diyen Kahriman, “Sismik dalgaların, kaynaktan itibaren mesafenin fonksiyonu olarak sönümlendiği, etkisini azalttığı dikkatte alındığında; orta ve uzun vadeli bir arazi yönetim ve finansman planı ile bu yerleşim birimlerimizin konumunun değiştirilmesi zorunludur. Bunun dışındaki yaklaşımlar günü kurtarmaktan öteye geçemez” açıklamasında bulundu. 

“ELLİ YILDA BİR YIKILIP YENİDEN YAPILMALI”

“Kentsel gelişim stratejileri oluşturularak, proaktif bir iyileşme ve yeniden yapılandırma uygulamasına gidilmesi gerekmektedir” diyen Prof. Dr. Ali Kahriman, şunları söyledi:

“Fay hatlarının doğrudan üzerinde bulunmayan ancak nispeten yakın olan, çoğu mega kentlerimizdeki yerleşim birimlerimizin de ne yazık ki uygun olmayan zemin koşullarının yanında, teknik ömrünü tamamlamış yapı stoklarından oluştuğu bilinen bir gerçektir. Belirli sıklıkta yaşanması kaçınılmaz olan deprem tehdidini, betonun 50-60 yıllık teknik ömrünü dikkate aldığımızda; bu kentlerimizdeki yapıların, kentsel dönüşüm adı altında aynı lokasyonlarda her 50 yılda bir yıkılıp yeniden yapılması gibi inşaat süreçlerine sokulması; risklerin ve kaynak israfının periyodik olarak yaşatılması demektir.”

“DEPREMLERİN TEHDİDİNİ EN AZA ÜLKELERİN GÜVENLİĞİ KADAR ÖNEMLİDİR”

“Sonuç olarak, depremlerin; insan faaliyetlerine yönelik tehditlerini yok etmek yada en aza indirmek; ülkelerin güvenliği ve bağımsızlığı kadar önemlidir” diye konuşan Kahriman, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu nedenle deprem gerçeği ile karşı karşıya olan ülkemizde, ulusal bir deprem etki değerlendirme stratejisi ile kapsamlı arazi kullanım ve mekânsal gelişim planı ve deprem güvenli bina uygulamaları prosedürü konularında; kısa orta ve uzun vadeli politikalar; toplumumuzun tüm kesimlerinin katılımı ile  oluşturulmalıdır. Bu amaçla ve siyaset üstü bir yaklaşımla, sadece bugünü değil aynı zamanda geleceğimizi de planlayabilecek özerk yapıda bir ‘Ulusal Kalkınma Afet ve Arazi Yönetimi Bilim Konseyi’ kurulmalıdır”

Türkiye'de üç yılda 1.5 milyon konut dönüşecek!

Marmara depremi giderek yaklaşıyor! Güney Marmara'da risk büyük!