Genel

Beyazıt Sahaflar Çarşısı'nın tarihi!

Türkiye’nin kültür tarihine tanıklık eden Beyazıt Sahaflar Çarşısı, Kapalıçarşı geçmişiyle birlikte sadece binlerce değerli kitabı değil, 556 yıllık tarihi de barındırıyor. Osmanlı Devleti, sahaflığın ilk merkezlerinden biriydi.

Bir toplumu ayakta tutan kültürdür. Kültürün yaşatılıp yarınlara aktırılmasını sağlayan en güçlü unsur ise yazıdır hiç kuşkusuz. Kitaplar da, yazıların dünyasıdır bir bakıma. Onca yaşanmışlıkları, deneyimi, bilgiyi içeren kitaplar, kendi dünyasına sığmaz. Korunmak ister, bir arada olmak ister. Onları koruyanlar sahaflar, bir araya getiren mekânlarsa sahaflar çarşıları oldu günümüze yüzyıllarca.


“Kalem, kılıçtan keskindir” der bir atasözümüz. Çünkü ülkelerin ayakta kalmasında ve gelişmişliklerinde bilginin, kitapların, dolayısıyla sahaflığın büyük etkisi var. Osmanlı Devleti’nin 600 yıldan uzun süre ayakta kalması da sadece fetihlerle mümkün olmadı hiç kuşkusuz. Osmanlı Devleti, sahaflığın ilk merkezlerinden biriydi.


İstanbul Sahaflar Çarşısı Derneği Başkanı Adil Sarmusak’tan aldığımız bilgilere göre, dünyada sahaflık ilk kez 700’lü yıllarda Endülüs’te Emeviler tarafından başlatıldı. İkinci merkez Bağdat, üçüncü merkez de Osmanlı Devleti oldu. Osmanlı’da sahaflık, ilk başkentler olan Bursa ve Edirne’nin ardından İstanbul’a taşındı.


İmparatorluğun yükseliş aşamasına geçişi, sahaflığın da yükselişine sahne oldu. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed’in bilim ve sanata yakın ilgisi, sahaflığın gelişmesini sağladı. İstanbul’da ilk sahaflar, Fatih Camii müştemilatı içinde dağınık bir şekilde yer almaya başladı. Ayasofya’da ve Eyüp Sultan’da da sahaflar çarşısı kuruldu. Bu dağınık yapılanma, Kapalıçarşı’nın inşasıyla düzene girdi ve 1458 yılında Kapalıçarşı’nın en iyi yeri sahaflara ayrıldı. İç bedestende kuyumcular tarafındaki kapıdan girip, sağ kapıdan çıkıldığında, bugün halı ve kilim satılan dükkânların kapladığı yer sahaflar çarşısı idi.


Kapalıçarşı’daki Sahaflar Çarşısı’nda 50 dükkân vardı

Osmanlı döneminde sahaflık itibarlı ve kârlı bir iş haline gelmişti. Evliya Çelebi, Seyahatname isimli eserinde Kapalıçarşı’daki Sahaflar Çarşısı’nda 50 dükkân olduğunu, 300 kişinin çalıştığını yazar. Sahaflar çarşısı, 1458’den 1894’ye kadar, 436 yıl boyunca Kapalıçarşı’da kaldı. 1894 yılından itibaren ise Beyazıt’taki bugünkü yerinde hayatını sürdürüyor. 120 yıllık Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nın tarihine yol aldığımızda, Kapalıçarşı döneminin büyük yeri olduğunu görürüz. Kapalıçarşı’da değerli kitapların alınıp satıldığı Sahaflar Çarşısı’nda salı ve cuma günleri kitap müzayedeleri yapılırdı. Kitap sevenler için bu günlerin ayrı bir önemi vardı. Müzayedeye çıkarılması istenilen kitaplar önce sahaflar kâhyasına getirilir, o da değerini tam verebilmek için konusunda uzman kişilerin bilgisine başvurur, ardından satışa çıkarılırdı.


Sahaflar Çarşısı, bilgi alışverişi yapılan kültür merkezleriydi

Eski İstanbul yaşantısında sahaflar çarşısı, kültür merkezi olduğu kadar, bilgi alışverişlerinin de yapıldığı ortamlardı. Kitap meraklılarının, yazarların, bilim adamlarının sık sık uğradıkları, sohbet ettikleri, edebi ve ilmi yerlerdi. Sahafların çevresinde hattatlar, mücellitler, müzehhipler, kâğıtçılar, kalemtıraşçılar, mürekkepçiler toplanmıştı.


Osmanlı’da sahaflık genellikle babadan oğula geçer ya da usta-çırak yöntemiyle gelişirdi. Başlı başına uzmanlık gerektiren bir işti çünkü sahaflık. Günümüz kitapçıları veya ki tabevleri, kitap hakkında derin bilgi sahibi olmasa da bu işi yapabilir. Sahaflığınsa kitap satmaktan çok öte bir iş olduğunun altını çizmemiz gerekiyor. Bir sahafın kitaba değer biçebilen, meraklısına yol gösteren, cesaretine heves aşılayan, kitabın özetini yapan, orada yoksa nerede bulunabileceğini söyleyebilen, hangi kitapla kimin ilgilendiğini bilen biri olması gerekir. Bu yönüyle bir nevi bibliyograftır aynı zamanda sahaflar. Günümüzde bu özelliğin sahaflar içinde ne kadar yaygın olduğu tartışılsa da, sahaflık mesleği geçmişte bu inceliklere sahipti.


Batı dünyası da Sahaflar Çarşısı’na ilgi göstermiş

Sahaflar Çarşısı esnafı, Sahaflar Loncasına bağlıydı. Sahaflar da diğer meslek erbapları gibi çırak, kalfa, ustalık dönemlerini geçirmek zorundaydılar. Osmanlı yaşantısında her loncanın, her esnaf grubunun bir piri vardı. Sahafların pirine Sahaflar Şeyhi denilirdi. 19. yüzyılın sonlarında sahaf kâhyalarından en tanınmışı “Sağır Kahya” idi. Sahaflar Çarşısı’nın renkli ve zengin görünümü, yabancıların da dikkatini çekiyordu. İstanbul’a gelen gezginlerin ve yazarların çoğu Sahaflar Çarşısı’na uğruyordu. Bunlardan biri de, Binbir Gece Masalları’nı çeviren Fransız yazar Antoine Galland’dı. Fransa, Osmanlı’nın kültür dünyasında neler olup bittiğini öğrenmek amacıyla, Antoine Galland’ı Fransa Kraliyet Kütüphanesi’nin görevlisi olarak 1672’de İstanbul’a göndermiş. Antoine Galland, Sahaflar Çarşısı’ndan satın aldığı minyatürlü bir yazmayı Fransa Kralına hediye etmiş. Bugün bu kitap Bibliothèque Nationale de France, yani Fransa Milli Kütüphanesi’nde muhafaza ediliyor.


İstanbul Sahaflar Çarşısı Derneği Başkanı Adil Sarmusak’la yaptığımız söyleşide, Batılıların bizim kitaplarımıza ilgisini gösteren çarpıcı bir hikâye de öğrendik. 1940’lı yıllarda, bir adam at arabasına doldurduğu kitapları Haliç’e atmak üzere götürüyormuş. Avusturya Sefiri, adamı fark edip kitapları kendisine satmasını istemiş ve 15 liraya bir araba kitabı almış. Bunların içinden, İbn-i Sina’nın El Kanun fit Tıb (Tıbbın Kanunu) isimli eseri de çıkmış. Bu kitap şu anda Viyana’da müzede sergileniyor.


Beyazıt Sahaflar Çarşısı, özgün dokusunu sunabileceği okurlarını bekliyor

Osmanlı’daki Sahaflar Çarşısı geleneği uzun yıllar yaşamaya devam etti. 1950 yılı ise Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nın hayatında dönüm noktası oldu. Büyük bir yangın, çarşıyı önemli oranda tahrip etti ve çok değerli kitaplar kül oldu. Binlerce el yazması kitap yok oldu. Tahrip olan dükkânlar, başta dönemin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay olmak üzere Prof. Dr. A. Süheyl Ünver, Osman Nuri Ergün ve Hakkı Tarık Us’un çabalarıyla onarılmaya çalışıldı. O güne dek dükkânların sahibi olan esnaf, belediyenin yeniden inşası sonucunda, dükkânlarda kiracı olarak hayatlarına devam etti. Bu durum esnafın üzerine zamanla ağır yükler getirdi. 1980’lerden sonra esnaflardan bazıları Beyazıt’tan ayrıldı. Bir kısmı Beyoğlu Aslıhan Çarşısı’na, bir kısmı da Kadıköy Akmar Pasajı’na taşındı.


Bugün İstanbul’un değişik yerlerinde sahaflar bulunsa da, Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nın önemi ve yeri bambaşka. Evet, geçim kaygısıyla özgün dokusundan çok şey kaybetti. Eski kitaptan çok yeni kitaplarla, okul kitaplarıyla, hatta kırtasiye malzemeleriyle doldu. Ama eğer ararsanız, geçmişteki dokuyu hâlâ bulabilirsiniz. Bugün Çarşıda 41 dükkân var ve hepsi yeni kitap satmıyor. Kimi hat, tezhip, minyatür, kimi sanat, mimari, hukuk, tıp, yabancı dilde eski eser gibi farklı alanlara yoğunlaşmış durumda. Bu yönüyle, piyasada bulamayacağınız bir kitabı hemen alabileceğiniz veya nereden temin edebileceğinizi söyleyen tarihi kütüphane gibidir Beyazıt Sahaflar Çarşısı. Ve 120 yıldır aynı yerde, özgün dokusunu sunabileceği okurlarını bekliyor.


Bir tramvaya atlayıp yol alın bu kültür hazinesine doğru. Beyazıt Meydanı’nın 500 yılı aşan dokusunu içinize çekin önce. Sonra Çarşı’nın tarihi kapısının içine süzülüverin. Tek tek göz atın dükkânlara, esnafla sohbet edin. Sonra da eski kitapları bulup kaybolun içinde. Tozlanmış, onyılları deviren kitapların sayfalarında yeniden doğacaksınız belki de…


TOKİ Haber