İmar

Çetin Ateş'in çılgın üst geçit projesi bürokrasiyi aşamıyor!

Metrobüs duraklarında ticari alanlar, rezidanslar ve otopark yaratacak olan üst geçit projesi, hem çevreci hem de akılcı çözümler sunuyor. Bununla beraber fikri geliştiren Çetin Ateş ve ekibi bürokrasiyi aşamıyor ve projeye başlanamıyor

Metrobüs duraklarının durumu malum. Tacizler, kapkaç ve en son birkaç ay önce, durakta kalp krizi geçiren birinin ambulansa taşınamaması sorunları, uzun vadede metrobüsün ne kadar etkili bir ulaşım aracı olduğu sorusunu meydana çıkarıyor. Duraklara hele kışın ulaşmak bir eziyet, arabanızı yakınlarda bir yere parkedip metrobüsle işinize gitmekse, park yeri bulmak açısından apayrı bir eziyet. Engellilerin ise hiçbir duraktan yararlanması mümkün değil. Bu noktada Noya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Ateş ile proje ekibi, çok basit bir fikirden yola çıkarak farklı bir projeye imza atmak üzere. Üzere diyorum, çünkü proje az çok belirginleşmiş olsa da, henüz başlanamıyor.

Kara ve demir yoluyla yapılan toplu taşıma alanlarında, istenirse 400 bin metrekarelik bir alana kadar çıkılabilen ticari alanların olduğu üst geçitler inşa ediliyor. Projelerde rezidans, otel ve otopark alanı da olması düşünülüyor. Yaklaşık 1 yıl önce “Sosyal alanlar içeren üst geçit projesi” olarak, Türk Patent Enstitüsü’nden patentlerini de almışlar.

“Kaliteli konteynır dükkanlar sayesinde, çok hafif konstrüksiyonlu bir çarşı, bir outlet ortamı doğacak” diyen Ateş, “Hafif konstrüksiyonlarla, izolasyonu yapılacak küçük dükkanlarla, çeşitli çarşı ve pazar alanı çıkacak. Örneğin bir sahaflar havası yaratacaksınız. Bu araları da güneş panelleriyle kapattığınızda, güneşten enerjisini üreten bir yapıya dönüşecek. Konteynerlerin üzerine yeşil sahalarda serilen canlı gerçek çimlerden koyabiliriz. Sular yürütebiliriz. Böylece bu yolların böldüğü 2 ayrı coğrafyayı, üstten yeniden birleştirmiş oluyoruz. Yerleşikler açısından, sanki yol yokmuş gibi olacak” diyor.

Yapım esnasında trafik aksamayacak
Üst geçit projesi için pilot bölge olarak, İstanbul Üniversitesi’nin kampüsünün de bulunduğu Avcılar seçilmiş. Projenin Bolu Tüneli gibi değil de, Mecidiyeköy’deki üst yol gibi görüneceğini belirten Ateş, “Mecidiyeköy’de yolun üstünde yol var. Biz dedik ki yol üstünde çarşı olsun” diyor. Herhangi bir kazı yapılmayacağını, mevcut trafiğin de aksatılmayacağını belirten Ateş, “Normal bir inşaatta olduğu gibi hafriyat çıkarmıyoruz. Kolonları dikiyoruz, kolonların üzerine Mecidiyeköy’deki gibi bir alan yapıyoruz. Arabalar tünelden geçince üstte boş bir arazi elde ediyoruz” diyor.

Projede modüler birimler kullanılarak ticari alan elde edilecek. Bu yüzden projede ticari alanların büyüklükleri, isteğe bağlı olarak artabilir ya da azalabilir. Ateş, “250 metrekareden başlayıp, 300 bin metrekareye kadar çıkabiliriz. Hatta Avcılar’da 400 bin metrekareye kadar alan yaratılabilir, çünkü arada bir mezarlık var. Mezarlıktan Firüzköy tarafında, İstanbul Üniversitesi’nin girişine doğru 80 metrekare yer var. Yine mezarlığın girişine kadar giderseniz, burada bir otopark yapılabilir. Oradan girdiğinizde bir otoparkın üst yeri yine çarşı olabilir” diyor.

Egzos dumanı filtrelenecek
Projede çevreci çözümler kullanılması planlanıyor. Ateş, “Üniversitenin ön tarafındaki karayolu üzerinde bir üst geçit var. Biz bu üst geçidi büyütüyoruz. Bu alanın tamamının üzerini kapattığımızda, Karadeniz’den aldığı müthiş bir rüzgar var. Örneğin üniversite bahçesine rüzgar paneli koyup çok güzel enerji üretebilirsiniz. Tünelin içine gün ışığı taşımayı planlıyoruz. Kabloyla ve aynalarla yansıtarak, sanki tünelden geçmiyormuş gibi bir duygu yaşayacak alttaki şöför. Tavanlara filtre sistemi döşeyeceğiz, arabalar geçerken bütün karbon tavana çekilecek. Onlar düzenli olarak değiştirildiğinde, karbon havaya katılacağına, filtreler kanalıyla muhafaza edilecek. Çevreci sertifikalara da başvurucağız. 4 kişilik arabaların kullanım oranını azaltacağız. Üst geçitlerin üzerine küçük bisikletler koyacağız. Uzak mesafede oturanlar kredi kartıyla alacak. İnsanlar bisikletiyle gelip, orada zincirleyip, binecek. İstanbulkart burada iyi olabilir” diyor ve ekliyor: “Bu vesileyle akaryakıt tüketimi azalacağından, dış ticaret açığımıza da pozitif katkısı olacaktır.”

İş bürokrasiye kaldı
Patent başvurusu ve temsili planlamalar yapıldıktan sonra, bir tadilat programı yapılması ve üniversite raporları alınması gerekiyor. Bu noktada başvurularını yaptıklarını belirten Ateş, geriye izinlerin alınmasının kaldığını söylüyor. Ancak bürokrasi bu noktada büyük bir sorun. Bu yüzden onlar da projeyi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar gibi üst düzey bürokratlarla paylaşmışlar ve bürokrasinin etrafından dönmeye çalışmışlar. Bununla beraber İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’la görüşememişler.Ortadoğu ve Avrupa’daki ülkelerin bu projeye sıcak baktığını belirten Ateş, “Irak, İran, Ürdün, Dubai, Suudi Arabistan’a bürokratlarımızın tavsiyesiyle gittik. İngiltere, Almanya, Danimarka ve Belçika’dan gelip projeyi inceliyorlar, ortak olmaya çalışıyorlar. Ama biz ülkemiz kazansın istiyoruz. Biz başbakanımıza ulaşıyoruz, belediye başkanımıza neden ulaşamıyoruz” diyor.

Yılda 12 milyar dolar kira geliri
“Bu projede kaynak kesinlikle işin en kolay tarafı” diyen Ateş’e göre, proje parasını 4-5 ayda çıkarabilir. “10 milyon metrekare alan, ayda en ucuz 100 dolar kira getirir, bu da yılda 12 milyar dolar (21 milyar 720 milyon TL) kira demek. Maliyetinin ise 10 milyon metrekare için 5 milyar doları geçmeyeceğini düşünüyoruz. Alanları küçültüp büyültün, gelir de paralel olarak azalır ve artar. Kendisini 5-6 ayda amorti edecek bir proje. Mesela İstanbul Üniversitesi’nin Avcılar’da arazisi var. Onları da gelir paylaşımıyla o alana katarsak, o alanın kendisi bile çok katlı otopark olabilir.”

Hepimiz çılgın projelere mümkün gözüyle bakıyoruz
Çetin Ateş, kağıtçılık firması konusunda faaliyet gösteren bir endüstri mühendisi. Adapazarı’na giderken üst geçit şeklinde görülen McDonalds ve Mudurnu restoranlarından ilham aldığını söylüyor. “Aklıma bir fikir geldi, ben de üstüne gittim” diyen Ateş, mimarlarla bir araya gelip projeyi geliştirmek istediklerini belirtiyor. “Biz görsel anlamda, göz gördüğünde daha bir ikna oluyor diye, İbrahim Eyüp adlı bir mimarla bir takım çizimler ürettik. Ama bu çizimler yasal, bizi bağlayan çizimler değil. Bunları geliştirebiliriz. Biz fikri bulduk, bundan sonra mimarlarla bir araya gelip geliştirebiliriz” demeyi de ihmal etmiyor.

Eda Utku/Hürriyet