Genel

çin'in ekonomik gelişmesi iki kutup yeni bir sistem mi

Soğuk savaşın sona ermesinden sonra artık ABD'nin liderliğindeki çok kutuplu bir dünyada yaşadığımız düşünülüyordu. ABD'nin yaşadığı kriz ve çin'in ekonomik gelişmesi 'yeniden iki kutuplu bir sistememi dönüyoruz' sorusunu akıllara getirdi

Dünyanın en kalabalık ve en hızlı büyüyen ülkesi çin, hızla yabancılara açılmasına karşın birçok alanda gizemini koruyor. çin'i anlamak zor ama imkansız değil. Yakınlarda yayımlanan iki kitap, 21. yüzyılda çin ve çin Sosyolojisi bu gizeme ışık tutuyor

90'lı yılların başında çinliler ülkeleri hakkında şöyle diyorlardı: 'Zavallı ülkemiz! Bugün kötü durumda ama 20 yıl önce çok daha kötü durumdaydı.' Aynı çinliler bugün şöyle diyorlar: 'Güzel ülkemiz bugün iyi durumdadır ama 20 yıl sonra çok daha iyi durumda olacak.' Antik çağlarda çinliler, Dünyanın çinden ibaret olduğunu zannedermiş. çin o kadar büyük ki ondan başka ülke yok ve çinlilerden başka insan da yok... Türklerin akınları, Avrupalı seyyahlar, sanayileşme, küreselleşme filan derken bunun böyle olmadığını anladılar. Ama sanırım bu pek de hoşlarına gitmedi. şžu sıralar vargüçleriyle Dünyayı aynen antik çağlarda olduğu gibi çinden ibaret bir yer yapmaya çalışıyorlar. Artık aldığımız her şeyin altından 'çin işi' yazıyor. Dünyanın neresine gidersek gidelim bir çinliyle karşılaşılıyor. Dünya siyasetini ilgilendiren bütün konularla ilgili olarak çin'in tavrı araştırılıyor. çinle ilgili televizyon programları yapılıyor, kitaplar yazılıyor. çin yüzölçümü olarak Dünyanın 3., nüfus olarak 1. Büyük ülkesi. Son 20 yılda tutturduğu yüzde 10 ortalamayla Dünyanın en çok büyüyen ülkesi. Ürün çeşitliliği ve parça adedinde Dünyanın en büyük ihracatçısı. En çok doğrudan yatırımı çekme özelliğiyle en büyük üretim merkezi ve pazarı. Bütün bu gelişme ve yayılmasına rağmen çin dünya iş çevreleri ve entelijansyası için bir heyula olmayı sürdürüyor. Bu da çinle ilgili analizleri zorlaştırıyor. çinlilerin de dediği gibi: 'çinli olmadan çini anlamak zordur.' Ama imkansız değildir. İletişim Yayınları tarafından yayımlanan iki yeni kitap bunu ortaya koyuyor. 21. yüzyılda çin, Jeffrey Wasserstom tarafından yazılmış. Wasserstom on yıllardır çin hakkında dersler veren bir akademisyen. Kitabını: 'Uzunca bir süredir görmezden gelinen ama bugün görmezden gelinemeyecek kadar büyüyen çin hakkında herkesin bilmesi gerekenleri anlatmak için' kaleme almış. çin hakkındaki önyargıları yıkmayı amaçlayan kitabın dünyaya mesajı çok açık: 'Bir tarafında çin'in olduğu iki kutuplu bir 21. Yüzyıla hazırlanın.' çin Sosyolojisi'nin yazarı ise Jean-Louis Rocca. Kitap çin'in son 50 yıldaki ekonomik ve toplumsal dönüşümünü analiz edip yeni tanımlamalar yapmaya çalışıyor. Bu iki kitaptan da yararlanarak sizin için farklı bir çin Portresi çıkarıyoruz.

TOTALİTERİZMİN TRAJEDİSİ

Hepimiz Tiananmen Meydanı'ndaki o genci hatırlarız. Tankın önünde dimdik durur ve kılını bile kıpırdatmadan ezilmeyi bekler. Ve ezilir de. O genç kendi hayatını feda etmek pahasına çin'e yeni bir hayat veren kişidir. Onun sayesinde çinliler işlerin eskisi gibi yürümeyeceğini anlayıp sistemlerinde köklü değişiklikler yaptı. Komünist çin tarihi boyunca büyük bir yıkım ve yapım şantiyesi oldu. 1949 yılında kuruldu. 1950'lere Büyük Sıçrayış, 1960'lara Kültür Devrimi damgasını vurdu. çin bu büyük değişim projelerine 60 milyona yakın insanını feda etti. Ve sonuç büyük bir hayal kırıklığı ve başarısızlık oldu. Aslında çin'in trajedisi de bu. Zor yoldan öğrenmek. Büyük toplumsal projelerle yola çıkıp milyonlarca insanının canına kıydıktan sonra aslında huzura ihtiyaç duyduğunu anlamak. Bu yüzdendir ki 1990'lı yıllardaki büyük kalkınmasını bürokrasinin modernizasyonu ve kültür barışı sayesinde başardı. çin zor yoldan da olsa tarihiyle barışmak zorunda olduğunu anladı. Mao tarafından eski düzenin günah keçisi ilan edilen Konfüçyüs bugün yeniden baştacı. Konfüçyüz'ün 'uyum' felsefesi yeni dönemin 'istikrar'ı yücelten ruhunu besliyor çünkü.

Üç AçILIM

çin'in bugünkü atılımının temelinde 90'lı yıllarda başlattığı üç açılım var. Birincisi: sınıf yaftalarının terkedilmesi. Bu sayede insanlar ait oldukları toplumsal sınıf özelliklerini bir damga gibi üzerlerinde taşımaktan kurtulmaya başladı. İkinci dönüşüm eğitimde yaşandı. Eğitim herkese açık hale gelince toplumsal hareketlilik ve dikey geçişkenlikler arttı. Özellikle yurtdışında eğitimin teşvik edilmesi çin'i yabancı fikirlere daha açık hale getirdi. Üçüncü açılım: Temkinli başlayan bir liberalleşme oldu. Kamusal olmayan işletmeler meşrulaştı ve kişi başına düşen milli gelir giderek arttı.

PAZAR DEMOKRASİSİ

çin'in bugünkü ekonomik sistemi Devlet Kapitalizmi olarak tanımlanıyor. Özel girişimlere izin veriliyor fakat sıkı denetim sürüyor. Öte yandan köylerdeki toprak mülkiyeti halen devlete ait. çiftçiler bu toprakların sadece kullanım hakkına sahip. Bu ekonomik yapının çin'in politik sistemine yansıması: Pazar demokrasisi olarak adlandırılıyor. çinliler demokrasi kavramına dünyada olduğundan farklı anlamlar yüklüyor. Aslında sokakta çok geniş bir ifade özgürlüğü var. Sıradan vatandaş bu hakkı her konuşmasına kullanıyor. Yalnız bunun basın yoluyla yayılmasına pek hoş bakılmıyor. Yazar, sanatçı ve gazetecilerin sık sık hapse atılması bu yüzden.

İşž ADAMI MİLLETİN EFENDİSİDİR

Komünizmden önceki dönemde çin milletinin efendisi köylülerdi. Komünizm gelince Mao: 'Milletin efendisi işçidir,' dedi. Aslında her iki dönemde de milletin efendileri kadrolu memurlar zümresi idi. çin'de özel işletmelerin kurulmasına izin verildikten sonra iş adamlarının da aslında kötü insanlar olmayabileceği anlaşıldı. 'Üç temsil edilebilirlik' kategorilerinden biri onlara ayrıldı. çin'in Mao'dan sonraki dönemine damgasını vuran Deng Xiaoping'in meşhur deyişiyle 'Önce bazıları zenginleşecek, sonra da çin toplumunun tamamı refaha kavuşacak'tı.

KÖYDEN İNDİM şžEHİRE

Komünizmin ilk dönemlerinde çinlilerin yüzde 80'den fazlası köylerde yaşıyordu. Üstelik 'herkesi olduğu yerde sabitleyen' devlet politikası nedeniyle köylülerin kentlere göç etmesine izin verilmiyordu. Bu politika son 30 yılda giderek işlevsizleşti ve köyde yaşayanların oranı bugün sadece yüzde 42. Bu akım ciddi bir şehirleşmeyi de beraberinde getirdi. çin'de nüfusu 1 milyonu aşan şehirlerin sayısı yüzü aşmış durumda. şžehirler artık sefahatin, eşitsizliklerin ve ahlaksızlığın değil akılcılığın ve dinamizmin sembolü olarak görülüyor. Bu sadece iş değil aynı zamanda büyük bir turizm potansiyeli demek. 2008 Olimpiyatlarının açılışına Konfüçyüs'ten yapılan şu alıntı damgasını vurdu: 'Uzaktan gelen dostları ağırlamak büyük bir zevktir.'

OLİMPİYAT MEşžALESİ

Sporda gösterilen başarı bir ülkenin gelişmişlik vizyonunu gösterebiliyor. İki kutuplu dünyanın en büyük eğlencelerinden biri ABD ile Rusya arasındaki sportif çekişmelerdi. Bugün Rusya o eski günlerinden çok uzak. Onun yerini ise çin almış görünüyor. 2008 yılında Pekin'de düzenlenen olimpiyatlarda çin, tarihinin en çok madalyasını toplayarak sporun bütün branşlarındaki iddiasını ortaya koydu. 1855 Londra Fuarı İngiltere ve 1876 Philadelphia Yüzyıl Sergisi ABD için ne anlama geliyorsa 2008 Olimpiyat Oyunları çin için aynı anlama geliyor. İşin aslı gösteriş. çin olimpiyat oyunlarında sadece ulaştığı ekonomik, teknik ve sosyal gücü değil 21.yüzyılla ilgili emperyal vizyonunu da sergiledi.

SİSTEMİN AçMAZLARI

Eski çin'den yenisine geçiş pek çok sorunu da beraberinde getirdi. Eski sistem asgari olsa da herkese bir iş ve maaş sağlıyordu. Bundan vazgeçilince işsizlik arttı. Benzer bir sorun sosyal güvenlik sisteminde de yaşandı. Devletin sağladığı zorunlu güvence ortadan kalkınca sistem çöktü. 2009 yılı verilerine göre sadece 390 milyon kişinin hastalık, 232 milyon kişinin emeklilik ve 126 milyon kişinin işsizlik sigortası vardı. Bunlara eklemlenen ama ekonomik bakımdan daha riskli olan bir gelişme: orta sınıfsızlaşma oldu. Eski sistemde hemen herkes orta sınıfa mensuptu. Yenisinde bu oran sadece yüzde 14. Kalanlar: liberalleşmenin nimetlerinden yararlanmış zengin bir azınlık ve güvencelerini kaybetmiş yoksul bir çoğunluk. Uzmanlar, tedbir alınmadığı takdirde bu çarpıklığın çin'in sonunu getirebileceğini söylüyor.

BANKER çİNO

Dünyanın en hegamonik gücü şu an için ABD. Fakat öyle görülüyor ki Dünya üzerindeki hegamonyasını çin'den aldığı ödünç paraya borçlu. şžaka değil, çin, ABD devlet tahvillerinin önemlice bir kısmını elinde tutuyor. Bu yüzden geçtiğimiz haftalarda yaşanan bütçe krizi en çok çin'i endişelendirdi. çinliler ABD'ye 'Bize olan borcunuzu ödemeden batmayın' mesajları gönderdiler. Uluslararası ekonomi çevrelerinde ve piyasalarda şu soru dillendiriliyor: 'Gün olur da ABD borçlarını ödeyemez ve çin borç veremez duruma gelirse dünyanın hali nice olur'

çİNLİ PRENSESLERE DİKKAT

Eski bir deyiş: 'çin'de televizyonu sen seyredemezsin, televizyon seni seyreder,' der. Bu deyiş artık sadece çinliler için değil bütün dünya insanları için geçerli. çin görsel sanatlarda büyük bir atılım gerçekleştirdi çünkü. çin sineması son 10 yılda dünyanın 3. büyük sineması haline geldi. 2002 yılında çin'de sadece 100 film üretilirken geçtiğimiz yıl bu sayı 500'ün üzerindeydi. Bu gelişme ivmesiyle önümüzdeki 10 yıl içerisinde Hollywood ve Bollywood'u sollaması şaşırtıcı olmaz. çin özellikle tarihi dramalar konusunda çok ileri bir seviye yakaladı. çinli aktrisler birçok uluslararası yapımda rol almaya, aranan yüzler olmaya başladı. Nasıl çin Seddi kıyısındaki Türk Devletleri çinli Prenseslerin cazibesine yenik düşmüşse bugün bütün dünya aynı tehlikeyle karşı karşıya.
Sabah