Sektörel

Faizlerdeki indirim en çok konuta yarar!

Habertürk Gazetesi'nin yazarlarından Abdurrahman Yıldırım bugünkü yazısında Merkez Bankası faiz indiriminin konut sektörüne etkisini kaleme aldı. İşte Abdurrahman Yıldırım'ın o yazısı..

Şubat ortasından itibaren gelişmekte olan ülkelere ve Türkiye’ye yönelik sermaye akımları yeniden güçlendi. Mart ayında bu piyasalar tam bir düğün-bayram yaşadı. Nisan ayının ilk haftasında sermaye akımları kesilir gibi oldu ama ikinci haftada yeniden ve daha hızlı olarak geri döndü. TCMB haftalık verilerine göre 15 Nisan’la son bulan haftada hisse senetleri yoluyla 335 milyon dolar, devlet iç borçlanma senetleri yoluyla 879 milyon dolar olmak üzere toplam 1.2 milyar dolarlık sermaye girişi gerçekleşti. Haftalık bazda milyar doların üzerinde net sermaye girişi yakın zamanda olmamıştı. En son 2014 yılında geride bıraktık. Dolayısıyla bizim piyasalarımızda meydana gelen pozitif trendin arkasındaki temel etken küresel sermaye akımı.


- Türkiye’nin faizleri düşürme sürecine girmesi de küresel sermayeyi çekici etki yapıyor. Hem tahvil hem hisse senedi tarafına yabancılar daha iştahlı geliyor. Mart ayında çeyrek puanla başlayan faiz indirimi sürecinde Merkez Bankası nisanda yarım puanlık daha indirime gitti. Faiz koridorunun üst bandını yüzde 10’a çekti. Koşullarda ciddi kötüleşmeler meydana gelmezse indirimlerin devamı yarımşar puan olarak 2-3 ay daha devam edebilir.

- Merkez Bankası’nın faizde ölçülü bir indirime gitmesi ve devamının gelebilecek olması, karar sonrası finansal piyasaların pozitif trendini sürdürmesini sağladı. TL’nin faizi düşürülmesine karşılık döviz kurları son 8 ayın en düşük düzeyine geriledi. Faizlerin indirildiği önceki gün kapanış itibarıyla sepet kur geçen yılın ağustosundan beri ilk kez 2.99’a indi ve 3 TL’nin altın gördü. TL bir günde yüzde 1.08 değer kazandı.

- Döviz kurlarındaki gerilemeyi piyasa faizlerinde düşüş izliyor. Bu da dış sermaye girişlerinin sürdüğüne işaret ediyor.

- Döviz kurunun sakinleşmesinin ve faiz oranlarının gerilemesinin en çok yarayacağı alan konut piyasasıdır. Çünkü Türkiye koşullarında en uzun vadeli kredi kullanımı konutta ve kredi kullanımı bu nedenle faiz oranlarına daha çok duyarlıdır. Son olarak konut kredi faizlerinin ağırlıklı ortalaması yüzde 14.46 idi. Bu da aylık yüzde 1.20’lik faiz yükü demek. Kredi kullanımını pek teşvik etmeyen bir oran.

- Nitekim son aylarda ipotekli konut satışlarında belli bir durgunluk dikkat çekiyor. İşte bankaların kredi faizini belirlemede referans aldığı faiz bandının üst sınırının yarım puan aşağı çekilmesinin etkisini burada göreceğiz. Konut kredileri de aşağı gelecektir ama yarım puanlık indirimin mortgage faizlerinde 2 puanlık azalmaya yol açması tabii ki mümkün değil. Yüzde 1’in altı için önümüzdeki aylarda Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesi beklenecektir.

- Ama yukarıda belirttiğimiz gibi, bu bir süreçtir ve ciddi bozulmalar ortaya çıkmazsa faizlerde düşüş eğilimi sürebilir. Konut kredi faizleri de yüzde 1’i ve altını gördüğünde daha yaygın biçimde kullanılabilir. Bu durumda da faiz indiriminin konut satışlarını canlandırması beklenebilir.

- Tabii ki burada madalyonun ikinci yüzünde konut fiyatlarının aynı yerde kalıp kalmayacağı vardır. Kredi faizleri ucuzlayacak ve bu da talebi canlandıracaksa konut fiyatları da kendini toparlamaya başlayabilir.


‘KAMU HARCAMALARININ HESABINI SORUN’

Maliye Bakanı Naci Ağbal, hükümetin en net, tribünlere oynamayan, kredibıl konuşmalarını yapan bakanlarından biri. İstanbul Sanayi Odası’nın Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’na kalan Naci Ağbal, sanayicilere karşı bankacıları, hükümet ve bürokrasiye karşı da özel sektörü ve vergi mükelleflerini savundu. Ağbal’ın konuşmasından seçili cümleleri şöyle:

-Finans sektörü olmadan reel sektör yaşayamaz. Kredi verecek reel sektör yoksa finans sektörü de ayakta duramaz. Reel sektör sürdürülebilir bir ekonomik ortam istiyorsa mutlaka finans sektörü güçlü olmalı.

-Sizin bize en fazla hesap sormanız gereken şey, harcama tarafıdır. Vergi mükellefi olma bilinci ve kamu harcamalarında hesap verilebilirliği artırmalıyız. Türkiye’de en kritik konu kamu harcamaları ile kamu gelirlerinin kalitesidir.

-Bugün Türkiye’de dolaysız vergiler OECD ortalamasının yarısıdır. Hepimiz bundan ders çıkarmalıyız. Bizim daha fazla Gelir ve Kurumlar Vergisi toplamamız lazım. Maliye idaresinin eksikleri, yanlışları, yapamadıkları ya da yapacakları var.”

Yerine göre özeleştiri yapabilen Naci Ağbal’ın bu tutumunu icraatlarına yansıtmasını ilk test edeceğimiz yer Gelir Vergisi tasarısı olacak.


Habertürk- Abdurrahman Yıldırım