Genel

Fed'in tahvil alım miktarı aylık 85 milyar dolardan 45 milyar dolara düşürüldü!

Fed'in, parasal genişlemeden çıkış için ilk sinyali verdiği 22 Mayıs 2013'ten bugüne kadarki yıllık dönemde tahvil alım miktarı aylık 85 milyar dolardan 45 milyar dolara düşürülürken, faiz artırımının başlayacağı tarihle ilgili beklentiler de öne çekildi.

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) parasal genişlemeden çıkış için ilk sinyali verdiği 22 Mayıs 2013 tarihinden bugüne kadarki bir yıllık dönemde tahvil alım miktarı aylık 85 milyar dolardan 45 milyar dolara düşürülürken, faiz artırımının başlayacağı tarihle ilgili beklentiler de öne çekildi.


Ben Bernanke'nin 22 Mayıs 2013'te tahvil alım programının sınırlandırılabileceğine ve 2008 yılından bu yana aralıklarla devam eden parasal genişlemenin sonlandırabileceğine ilişkin açıklamaları hem piyasaların hem ekonomistlerin ekonomiye ilişkin algılarında ve modellemelerde önemli ölçüde değişikliğe neden oldu. Bu bağlamda ABD'de ekonomik aktiviteye yönelik beklentiler iyileşirken, gelişen ülkelere ilişkin algılarda ise bozulma dikkati çekti.


ABD'de büyüme 2012 yılının son çeyreğinde yüzde 2,7 ve 2013 yılı ilk çeyrekte yüzde 1,8 olarak gerçekleşirken, hava şartlarından kaynaklanan ekonomideki durağanlık nedeniyle bu yılın ilk çeyreğinde yalnızca yüzde 0,1 büyüdü. Geçen yılın mayıs ayında yüzde 7,6 olan işsizlik oranı ise bir yıllık dönemde Fed'in parasal genişleme ile ilgili açıklamalarında hedef olarak öne çıkardığı yüzde 6,5 seviyesinin de altına gerileyerek yüzde 6,3 ile Eylül 2008'den bu yana en düşük düzeyine geriledi. Fed'in çıpa olarak değerlendirdiği bir diğer makroekonomik veri olan tüketici enflasyonu (TÜFE) ise 2013 yılı mayıs ayında yüzde 1,4 iken en son açıklanan verilere göre nisan ayında hedeflenen düzey olan yüzde 2'ye yükseldi.  


ABD'de ekonomik aktivitenin güçlenmesiyle faiz artırımlarının ne zaman başlayacağı sorusu piyasaların gündeminde üst sıraya çıkarken, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke piyasaları için ABD'de açıklanan makroekonomik veriler odak noktası oldu. Analistler, tahvil alım programının sonlandırılmasının ardından faiz artışının ne zaman başlayacağına ilişkin beklentilerin hem ekonomik modellemeler hem de piyasaların yönü üzerinde belirleyici olacağını belirtiyor.


Fed'in 2013 Aralık ayında göreve başlayan Başkanı Janet Yellen da 7 Mayıs'ta Kongre'de yaptığı konuşmada varlık alımları sona erdikten sonra da enflasyonda yükseliş belirtileri görülmediği sürece faizleri uzun süre düşük tutmakta kararlı olduklarını söylemişti. İstihdam durumuyla faiz artırımı arasındaki ilişkiye de açıklık getiren Yellen, işsizlik oranı yüzde 6,5’in üzerinde olduğu sürece kesinlikle faiz yükseltmesine gitmeyeceklerinin altını çizdi. Yellen, yüzde 6,5’lik işsizlik oranını faiz artırımını otomatik olarak tetikleyecek bir sınır olarak görmediklerini, ancak bu değerin altına inildiğinde diğer faktörleri de düşünerek faiz yükseltmesini göz önüne alabileceklerini ifade etmişti.


 


- "ABD'deki düşük faizler, gelişmekte olan piyasalara zaman kazandırmaya devam ediyor"


 


AA muhabirine açıklama yapan ABD merkezli Commonwealth Foreign Exchange Piyasa Başanalisti Ömer Esiner, Fed'in tahvil programını ekim ya da kasım ayında sonlanmasını beklediğini belirterek, "Bu düşüncemin temelini Fed'in her toplantıda 10 milyar dolar tahvil alımlarını azaltma kararı oluşturuyor" dedi.


ABD ekonomisindeki iyileşmenin devam etmesi durumunda, ekim ayında gerçekleşecek toplantıda 15 milyar dolarlık tahvil azaltımı gerçekleşebileceğini aktaran Esiner, "Bir faiz artışı için Fed'in belirtilen 6 aylık zaman çizelgesi göz önüne alındığında, ben ABD tahvil faizlerinin 2015 yılının ortalarında yükselmesini bekliyorum. Buna karşın Fed'in oldukça güvercin tutumu, faizlerin 2015'in sonlarına doğru yükseleceği beklentilerini de mümkün kılıyor" diye konuştu.


Esiner, tahvil alım programının kısa zamanda sonlanmasını beklediğini ve bu yıl şaşırtıcı derecede düşük olan ABD tahvil faizlerinin artacağını vurgulayarak, şunları kaydetti: 


"ABD'de faizlerin artması, gelişmekte olan piyasaları geçen yılın sonlarında gördüğümüz gibi yeniden aşırı dalgalanma dönemine sokabilir. Şimdiye kadar gelişmekte olan ülkelerin sürpriz şekilde esnek performans gösterdiğini gördük. Bu büyük ölçüde ABD tahvil faizlerinin oldukça düşük görünümü sayesinde gerçekleşti. Yaklaşık birkaç aydır düşük seviyede dalgalı seyrini sürdüren tahvil faizlerinin, yatırımcıları gelişmekte olan piyasalarda riskli varlıklarda getiri aramaları hiç şaşırtıcı değil. ABD'deki düşük faizler, gelişmekte olan piyasalara zaman kazandırmaya devam ediyor. Ama kaçınılmaz şekilde, ABD'de faiz oranları artacak ve bu riskli varlıkların dışına kaçmaya neden olacak. Eğer şiddetli bir çıkış olursa, bu geçen yıl gelişmekte olan piyasalarda gördüğümüz çıkışa benzeyebilir.


Tahvil alım programının tamamen sonlanması durumunda piyasaların gündeminde ne olacağı sorusu çok önemli. Biz, büyük merkez bankaları tarafından yoğun bir piyasa manipülasyonu dönemine gidiyoruz. Bu müdahaleye piyasaların nasıl tepki vereceği tam olarak bilinmiyor. Örneğin, Fed neredeyse tahvil alımlarının yarısını azaltmasına karşın, ABD tahvil faizleri yaklaşık 6 aydır en düşük seviyelerinde bulunuyor. Piyasalar muhtemelen Fed tarafından nihai bir faiz artışının zamanlaması üzerinde odaklanmaya devam edecektir. Enflasyon ve istihdam, piyasaların önemli odak noktası olmaya devam edecek ama özellikle maaşlardaki artış ve hatta konut piyasası ABD'de Fed sonrası kritik olacak. ABD'de ücret artışı ve hatta konut, Fed için kritik önemini sürdürecek."


AA