Genel

Hükümet, İş Güvenliği Eylem Planı hazırlıyor!

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "İş güvenliği konusu artık Türkiye için hayati önemde bir konu olduğu anlaşılmıştır" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a sorulan soruların odağında, Mecidiyeköy'de yaşanan 10 işçinin ölümüyle sonuçlanan  asansör kazası vardı. 


Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısında, "İş Güvenliği Eylem Planı" yapılması ve kamuoyuna açıklanması kararı alındığını belirterek şunları kaydetti:


"Başbakanlık Teftiş Kurulumuzun çalışmaları, adli ve idari soruşturmaların sonuçları ve aynı zamanda bakanlıklar arasında bir komite kurmak suretiyle aralarındaki iş güdümü ve koordinasyonu ne şekilde sağladıklarını veya bu konuda değişiklikler varsa bunların öngörüldüğü bir çalışma yapılacak. İş güvenliği konusu artık Türkiye için hayati önemde bir konu olduğu anlaşılmıştır. Bu sadece 10 tane işçimizin, bir asansörün düşmesi sonucu vefatıyla ilgili de değildir.


Son zamanlarda o kadar garip olaylar yaşanmaya başladı ki bildiğiniz gibi bir damperli kamyon, şehir içerisinde damperi kalkık vaziyette, kilometrelerce yol alabiliyor ve sonunda da bir üst geçide çarpmak suretiyle geçit çökertiliyor ve altında kalan minibüsün şoförü hayatını kaybediyor. Bir başka yerde bir barajın yakınında insanlar piknik yaparken, sular birden geliyor, uyarılar yapılmıştı da olabilir ama insanlarımız burada hayatlarını kaybedebiliyorlar. Bir tanker Diyarbakır'da bir patlama sonucunda havaya uçuyor ama 30 yurttaşımız hayatını kaybediyor. Yani mesele sadece 10 işçimizin hayatını kaybetmesiyle ilgili de 300 vatandaşımızın Soma madenlerinde hayatını kaybetmesiyle de bunu bağlantılı düşünebiliriz."


"İş kazası en çok inşaat sektöründe meydana geliyor"


Arınç, "O kadar yasal düzenleme yapıyoruz, o kadar işçi sayımız artıyor o kadar yeni güvenlik tedbirleri alıyoruz ama buna rağmen eğer bu iş kazaları olup hayatımızı kaybedebiliyorsak nerede bir eksiklik var veya uygulamada nerede bir aksama var şüphesiz bunları da görebileceğiz" diye konuştu.


İş kazaları konusunda pek çok sektör dikkate alınarak yapılan incelemelerde, en yüksek kaza oranının inşaat sektöründe olduğunun görüldüğüne işaret eden Arınç, son 5 yılın ortalamasıyla inşaat sektöründe kayıp sayısının 351 civarında olduğunu bildirdi. Bazı yıllarda bu sayının 400-500’ün üzerine çıktığını, bazı yıllarda 200 civarında kaldığını anlatan Arınç, "Yani binlerce insanının çalıştığı sektörlerin içerisinde bu kadar sayının bile yüksek görülmesini biz fevkalade önemsiyoruz" diye konuştu.


"Bir kişinin hayatı bile bizim için çok önemli"


 İşyeri istatistiklerine göre, "çok tehlikeli işyeri" sınıfında 226 bin 577 işçi bulunduğuna dikkati çeken Arınç, "az tehlikeli", "tehlikeli" ve "çok tehlikeli" sınıflardaki işyeri sayısı toplamının da 1 milyon 391 bin 453 olduğunu aktardı. Bunların tümünde çalışan sayısının da 3 milyon 773 bin 92 olduğunu belirten Arınç, şöyle devam etti:


"Bütün buralarda iş yeri hekimlerimiz var. İş güvenliği uzmanı belgesi alanlarımız var ve teftiş görevlerini yapan 959 iş müfettişimiz, 544 iş sağılı güvenliği uzmanı, 415 iş müfettişimiz işin yürütülmesi yönünden teftiş görevlerini icra ediyorlar. İş kazası meslek hastalığı istatistiklerine baktığımız zaman da diğerlerine baktığımız zaman da feryat edecek çok büyük zor durumda kaldığımızı ifade edebilecek sonuçlar yok. Ama bir kişinin hayatı bile bizim için çok önemli."


Toplantıda, iş kazası sonucu meydana gelen kayıplar noktasında iş sağlığı ve iş güvenliği bakımından bir eksiklik olup olmadığını uzun boylu tartıştıklarını dile getiren Arınç, "Biraz önce söylediğim için diğerleri de dikkatiniz çekebilir, en çok ölümlü iş kazası inşat sektöründe oluyor. Bunun ortalaması 351 olduğunu söylemiştim. 2008’de 297, 2009’da 156, 2010’da 475, 2011’de daha yüksek sayıda 570 ama 6 yılın ortalaması 351 görülüyor" bilgisini verdi. 


Arınç, 2012 yılı sonu itibarıyla ölümlü iş kazası sayısına göre ikinci sırada 115 ölümlü iş kazasıyla nakliyat sektörü bulunduğunu, üçüncü sırada ise maden sektörü yer aldığını ifade etti.


Maden sektöründe 2008'de 66, 2009’da 20, 2010’da 125, 2011’de 116, 2012’de 44 ölümlü iş kazası yaşandığını, ortalama iş kazası sayısının 74 olduğunu anlatan Arınç, diğer iş kollarından metal iş kolunda ise 52, makina iş kolunda 27, gıda sektöründe 26, tekstil sektöründe 22, mobilya sektöründe de de ortalama ölümlü kaza sayısının 11 olarak görüldüğünü kaydetti.


"(Ne iş varsa yaparım abi) dönemi, geçti"


"İş Güvenliği Eylem Planı yapılması ve kamuoyuna açıklanması, inşallah bu çalışmalara müteakip en kısa zamanda bizzat Başbakanımız Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanacaktır" diyen Arınç, toplantıda ayrıca Mesleki Yeterlilik Kurumunun rolü üzerinde durulduğunu belirterek, şunları söyledi:


"Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız bugüne kadar 560 meslek hakkında kriterler belirlemiştir. 'Yani ne iş varsa yaparım abi' dönemi, geçti. Vasıflı elemanların işlerde çalıştırılması döneminin de geldiğini düşünüyoruz. Mesleki yeterlilik sertifikası almayanların, o mesleklerde çalışmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda bir yönetmeliğin çıkarıldığı ve bakanlıklar arasında koordinasyonla elimizde maddi imkanlar da bulunduğu halde, mesleki yeterlilik konusunda bugüne kadar ciddi bir adımın atılmadığı maalesef görülmüştür. Yani şüphesiz bu işi bilenlerin, bu işleri yaptıklarını düşünebilirsiniz. Birkaç gün önce gelip önemli bir işi yapmak üzere görevlendirilen insanın gerçekten bu konuda yetişip yetişmediğini, bilgi ve becerisinin olup olmadığını elinde herhangi bir belge veya sertifikası bulunup bulunmadığını kontrol edecek bir mekanizmaya mutlaka ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. 


Mesleki Yeterlilik Kurumu'nun faaliyetlerine önem verilecek ve bu standartlar ihtiyari olmaktan çıkarılıp zorunlu hale gelecek. Mesleki Yeterlilik Kurumu'na mutlaka eğitimlerle ilgili kaynak aktarılacaktır ki kaynak konusunda da herhangi bir sıkıntımız yoktur. Dolayısıyla Mesleki Yeterlilik Kurumu'nun çalışması ve sertifikalarının düzenlemesiyle ilgili bu yıl sonuna kadar mutlaka faaliyete geçirilmesi kararı verilmiştir."


İş kazalarıyla ilgili konuda bir başka boyutun da denetim mekanizmaları söyleyen Arınç, şöyle konuştu:


"Kamudaki denetimin, özel sektördeki denetimin ve bu süreçlerin daha dikkatli yapılması ve ayrıca bunların raporlar halinde öngörülmesi bu konuda bir eksiklik varsa bunların süratle giderilmesi düşünülmüştür. Tabii bütün Türkiye için aslında asansörlerin faaliyetlerinin çalışmalarının mutlaka sık sık kontrollerle yapılması gerekiyor. Bazı gazetelerde de başlıklar halinde vardı, yani kamuoyunu aydınlatıyor gazetelerimiz, o konuda teşekkür etmemiz lazım. Çünkü başka araştırmalara göre de Türkiye’de 460 bin civarında asansörün faal halde bulunduğunu ama bir iddiaya göre bunların yüzde 60’ının çalışmaması gerektiği konusunda bir ciddi endişe var. Eğer durum gerçekten böyle ise biz hepimiz asansörlere binerken cidden bir endişe içinde olmalıyız. Asansörlerin kontrolleri, kapasiteleri mutlaka periyodik bakımlarla desteklenmelidir. Bunu çalıştığımız Başbakanlık kurumundan da bilebiliriz, şüphesiz TBMM’den de ama 20 katlı sitelerde oturan arkadaşlarımız da var belki biraz masraflı olabilir ama teknik bakımlarının mutlaka periyodik olarak ve şikayet üzerine de kontrol altında tutulması gerektiğine inanıyoruz."


 Başbakan Yardımcısı Arınç, son kaza sonrasında da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının İş Sağılı ve İş Güvenliği Kanunu'nun 25. maddesine göre olayın yaşandığı yerdeki tüm faaliyetlerin durdurulduğunu ifade ederek şunları belirtti: 


"Diğer şantiyelerde de 5 gün süreyle faaliyetleri durdurulmuştur ama kazanın olduğu yerde işçilerimizin haklarının da zarar görmemesi bakımından ve gerekli inceleme ve kontrollerin da yapılabilmesi amacıyla iş yerindeki inşaat sahasındaki tüm faaliyetler durdurulmuş bulunmaktadır."


AA