Sektörel

İşçilerin yüzde 53.3'ü kiracı: Konuta erişim sorunu gittikçe büyüyor!

Şehir Plancısı Yusuf Ekici, sağlıklı konut hakkı için konutun rant aracı olmaktan çıkarılması gerektiğine dikkat çekti. Konuta erişim sorunu gittikçe büyürken, işçilerin yüzde 53.3'ünün kiracı olduğu belirtildi. 

Emeklilerin barınma imkanı gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. Yükselen döviz kurları, kira bedelleri, doğal afetler sonucunda oluşan yıkımlar milyonlarca kişinin barınma hakkını riske atıyor. 

2022 Eylül'de "Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi" şeklinde tanıtılan projenin açıklanmasından sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği eski Bakanı Murat Kurum, emekçiler ile ilgili "Biraz eşinden, dostundan borç alarak, biraz ilave mesai yaparak bu bedeli karşılayabilir" açıklamasında bulunmuştu. 

Bunların yanı sıra Türkiye’de 50 saatten fazla çalışanların oranı yüzde 25 iken Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütüne (OECD) dahil olan ülkelerde ise bu rakam yüzde 10 şeklinde belirlendi.

İŞÇİLERİN YÜZDE 53.3'Ü KİRACI

2018'de 1603 lira olan asgari ücret, 2019’da 2 bin 20 lira, 2020’de 2 bin 324 lira, 2021’de 2 bin 825 lira, 2022’de ayında 4 bin 253 lira, 2023 ocak ayında 8 bin 506 lira, temmuz ayında ise 11 bin 402 lira iken 2024 yılı ocak ayından itibaren 17 bin 2 TL oldu. 

Evrensel'den Ramis Sağlam'ın haberine göre; Şehir Plancısı Yusuf Ekici, Kent hakkı, konut ve barınma krizi ile ilgili açıklamalarda bulundu. İnşaat maliyet endeksinin 2023 Eylül'de bir önceki aya göre yüzde 2.46 yükseldiğine, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67.93 arttığına dikkat çeken Yusuf Ekici, bir önceki aya göre malzeme endeksinin yüzde 3.39, işçilik endeksinin ise yüzde 0.30 arttığını dile getirdi. 

OECD’nin yükselen güncel kira verileri ile ilgili de konuşan Ekici, "OECD verilerine göre dünya ülkeleri arasında artan kira fiyatları sıralamasında Türkiye zirveye oturmuş durumda. Türkiye’ye en yakın ülke konumunda olan Macaristan ile arasında yaklaşık 5 kat fark bulunuyor. İşçiler arasında konut sahibi olanların oranı çok düşük olduğu için işçiler açısından bu durum önemli sorun oluşturuyor." dedi ve TÜİK verilerine göre işçilerin yüzde 53.3’ünün kiracı, yüzde 42'sinin konut sahibi, yüzde 4.8'inin ise konut sahibi olmadığının ancak kira ödemediğinin altını çizdi. 

ALT GELİRLİLERDE EV SAHİPLİĞİ DÜŞÜYOR 

2006-2021 yılına kadar başta TOKİ olmak üzere kamu ve özel sektör tarafından sürekli konut üretildiğini belirten Yusuf Ekici, "Bir biçimde konut üretilmesine karşın alt gelir grupların 2006 senesindeki konut sahipliği oranı yüzde 59.3 iken bu oran 2021 yılında yüzde 49.4’e gerilemişti. 2020'den bu yana yapılan inşaat ve artan nüfusun da konut sahibi olmayanların oranını ortadan kaldırmadığı görülüyor. Durdurulamayan enflasyon ortamında sağlıklı ve güvenli konutlarda yaşamak mümkün görünmüyor" açıklamasında bulundu.

Ekici, konut sayısının artırılmasının konuta erişim sorununu çözemeyeceğini aktardı. "Ülkemiz de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde yapılan çalışmalar bize gösteriyor ki matematiksel artış, barınma sorununun çözümünde etkili rol oynamıyor" diye konuşan Ekici,  güncel durumda idareler tarafından uygulamaya konulan araçların sorunu daha da büyüttüğüne dikkat çekti. 

EV LÜKS HALİNE GELDİ 

Konutu bir yatırım aracı haline getiren uygulamaların, çok temel ve insani bir hak olan barınmanın bir lükse dönüşmesine neden olduğunu vurgulayan  Şehir Plancısı Yusuf Ekici, herkesin güvenli, sağlıklı bir konutta yaşamaya hakkı olduğunu söyledi. 

"Devlet tüm temel hak ve özgürlükler gibi bu hakkı da korumak ve sağlamakla yükümlüdür. Buradan hareketle konutu bir yatırım aracı şeklinde getiren bütün uygulamaların acilen terk edilmesi gerekiyor. Bunun için öncelikle devletin sağlıklı ve erişilebilir gerçek sosyal konutlar üretmesi acil bir gereksinim şeklinde önümüzde duruyor" ifadelerini kullanan Ekici, devletin bu müdahalesinin  serbest piyasanın konut alanındaki acımasız ve spekülatif yaptırımlarını dizginleyebileceğinin altını çizdi. 

BARINMA SORUNU NEDEN ARTIYOR? 

1. Plan kararları: Yerel yönetimlerin ve bakanlıkların mevcut konut stoklarını dikkate almadan ısrarlı bir şekilde onayladıkları plan, plan revizyonu ve plan değişiklikleriyle yoğunluk artışı yapılması

2. Mevzuat düzenlemeleri: Mevcut plan kararları ve mevzuatı tamamen kadük bırakan kararnameler, kanun ve yönetmelik değişiklikleri.
Mevcut konut stoku dikkate alınmadan yapılan artışlar: Mevcut durumu iyileştirmek yerine yeni “sosyal konut” kampanyalarında ısrar edilmesi

3. Konut kredileri: İnşaat piyasasını canlandırmak için periyodik şekilde uygun kredilerle konutun bir yatırım aracına dönüştürülmesi

4. Konut sahipliği: Artan enflasyon karşısında ekonomik birikimi korumak veya zenginleşmek amacıyla konut alınması ve kiraların arttırılması

5. Yabancılara konut satışı: Yabancılara yönelik konut veya arsa satışları konusunda gösterilen kolaylıklar

Kentsel dönüşüm yasasının iptali için hamle geldi! Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılacak!

1940 yılında hükümet fakir halkı ev sahibi yapmak için harekete geçmiş!

Kiracı oranı 12 yılda yüzde 5 arttı!