Ulaşım

İzmir'de Otobüsümü Geri İstiyorum kampanyası devam ediyor!

İzmir'de Büyükşehir'in aktarmalı ulaşım sistemine tepki olarak doğan "Otobüsümü Geri İstiyorum" adlı inisiyatifin kurucusu Aykın, "Kentte bir çeşit 'Stockholm Sendromu' yaşanıyor. İzmirliler maalesef acıyı seviyor" dedi

'İzmirliler acı çekmeyi seviyor'

İzmir'de Büyükşehir'in aktarmalı ulaşım sistemine tepki olarak doğan "Otobüsümü Geri İstiyorum" adlı inisiyatifin kurucusu Aykın, "Kentte bir çeşit 'Stockholm Sendromu' yaşanıyor. İzmirliler maalesef acıyı seviyor" dedi


İzmir'de Büyükşehir Belediyesi'nin hayata geçirdiği aktarmalı ulaşım sistemine tepki olarak doğan "Otobüsümü Geri İstiyorum" adlı inisiyatifin kurucusu Gülizar Molla Aykın, İzmir'de bir çeşit "Stockholm Sendromu" yaşandığını öne sürdü. 

Aykın, "İzmirliler, maalesef acı çekmeyi seviyor" diyerek şunları söyledi: "İzmirlilerin yarısı Başkan Aziz Kocaoğlu'na oy vermiş durumda. Ama, baktığınız zaman oyunu ona vermesine rağmen Kocaoğlu'ndan da şikayetçi. Bu da adını, Stockholm'deki bir olaydan alan ve rehinenin kendisini rehin alan kişiye duygusal bağ geliştirdiği psikolojik durumu anlatan 'Stockholm Sendromu'na denk düşüyor." 


'Otobüsleri alana kadar'

Sosyal medyada da binlerce takipçiye ulaşan kampanyayı yürütürken mağdur olan vatandaşların yeni sisteme tepkilerini net bir şekilde gördüklerini ifade eden Aykın, "Ancak, bu sistemden mağdur olmasına rağmen bu işin içinde siyaset olduğunu düşündüğünü ve kendilerini CHP'li olarak gödüklerini söyleyen çok sayıda İzmirli ile de karşılaştık. Kendileri de bu sistemi istememelerine rağmen bize, siyaset yaptığımızı söylediler. Halbuki biz burada siyaset yapmıyoruz. Sadece otobüslerimizin verilmesi için mücadele ediyoruz" dedi. 

İzmirlilerin kaldırılan otobüslerini geri alabilmek için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Ayrın, "Yalnız bırakılmak istemiyoruz. Biz bu kampanyayı otobüslerimizi geri alıncaya kadar sürdüreceğiz" diye konuştu.


Tacize bile uğradı

Çiğli Evka 6 semtinde oturan Gülizar Molla Aykın, aktarmalı sistemin olumsuzluklarını diğer vatandaşlar gibi ilk günden itibaren yaşamaya başladı. İşe gidiş gelişlerde önemli bir zaman kaybına uğrayan ve hatta birçok hemcinsi gibi tacize de uğrayan Aykın, "İşyerim Alsancak'taydı. Daha önce 35 dakikada tek araçla gidip geliyordum. Ama uygulamanın başladığı 29 Haziran sonrası bu süre 1.5 saate çıktı. Bu nedenle sık sık geç kalıyordum. Uygulama işimi olumsuz etkilerken hayatım da alt üst olmuştu" dedi. 

Çiğli'de yaşayan yüzbinlerce vatandaşın yeni sistemle 802 numaralı Egekent Aktarma - Konak otobüsüne mahkum edildiğini söyleyen Aykın, şunları söyledi: "Evka 6'dan Çiğli'deki aktarma merkezine oradan da 802 ile Alsancak ve Konak yönüne geliyoruz. Ancak, Çiğli tarafında büyük bir nüfus yaşıyor ve bu otobüs çok yetersiz kalıyor. Aktarma yapmak istemeyen insanlar bu otobüse hücum ettiği için her sabah ve akşam sıkış tepiş yolculuk yapmak zorun da kalıyoruz." 


'10 bin el ilanı dağıttık' 

Kendisine büyük sıkıntı çektiği bu süreçte en büyük desteğin eşinden geldiğini ve bu gidişe bir son vermek için birlikte harekete geçtiklerini anlatan Aykın, "Büyükşehir Belediyesi'ne mail ve telefon yoluyla sorunumuzu ilettik. Ancak, hiçbir şekilde geri dönüş olmadı" diye konuştu. Bunun üzerine 5 Eylül'de facebook ve twitter üzerinden "Otobüsümü geri istiyorum" kampanyası başlattıklarını belirten Aykın, üzerinde "Otobüsümü geri istiyorum" yazan 10 bin tane el ilanı bastırıp grup üyeleriyle birlikte İzmir'in çeşitli noktalarında dağıttıklarını söyledi. 

Oluşturdukları grubun gönüllülük esasıyla hareket etttiğini anlatan Aykın, "Bizim işimiz siyaset değil. Sıradan bir vatandaşız. Daha rahat daha sağlıklı ve ucuz ulaşım istiyoruz. Önceki sistem de sağlıklı değildi. Onun için önceki sistemin daha sağlıklı hale getirilerek geri verilmesini istiyoruz" diye konuştu. Ulaşım sisteminin kentte yaşayan insanların görüşleri dikkate alınmadan hayata geçirildiğini ifade eden Aykın, "Dünyanın bütün yerel yönetimlerinde ve belediyelerinde o kentin içinde toplu ve köklü bir değişiklik yapıldığında o kentte yaşayanlara sorarlar" dedi.


İmza kampanyası başlatacaklar

Önümüzdeki günlerde grup üyeleriyle kentin çeşitli noktalarında sistemin değiştirilmesi için imza kampanyası başlatacaklarını açıklayan Gülizar Molla Aykın, "Büyükşehir yönetimi, bizim hakkımızda birkaç gün sonra pes ederler diye düşünmesin. Sonuna kadar savaşacağız" dedi.


Stockholm sendromu nedir?

Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç'in başkenti Stokholm'de yaşanan bir olaydan aldı. Olayda, banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlandı. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmadı, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını beklemeye başladı.




Yeni Asır