Sektörel

Kamulaştırma ve acele kamulaştırma arasındaki fark!

Son yıllarda sürekli konuştuğumuz ve hakkında pek fazla bilgi sahibi olmadığımız kamulaştırma ile acele kamulaştırma hakkında bilmemiz gerekenleri Gayrimenkul Hukuku Uzmanı Avukat Kadir Kurtuluş anlatıyor :

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde acele kamulaştırmanın hangi şartlarda yapılabileceğinden, şartların oluşması durumunda diğer işlemlerin sonra yapılması koşuluyla bilirkişiler tarafından değer tespitinin yapılması, belirlenen değerin bankaya yatırılması ve taşınmazın idarece el konulmasına ilişkin hususlara değinilmiştir. Acele kamulaştırma işlemlerinin 2000’li yıllardan sonra artması sonucu acele kamulaştırma insanlar arasında az bilinen ve açıklanması gereken bir model oldu.

Kamulaştırma, kamu gücüne dayanarak kamu yararı amacı ile özel mülkiyet hakkının bilirkişiler tarafından tespit edilen gerçek bedelinin ödenerek ilgili idareye geçmesi işlemine denir. Kamulaştırma işleminin gecikmemesi gerektiği yani kamu yararının acil olduğu durumlarda kamulaştırma işleminden farklı olarak ilk başta bilirkişi raporu düzenlenir ve geri kalan işlemler kamulaştırma işlemlerinden sonra yapılır. Bu süreç ile yapılan kamulaştırma türüne acele kamulaştırma denir. Değer tespiti yapılan taşınmazın değeri bankaya yatırılarak mahkemeye sunulan makbuzla acele el koyma kararı verilir ve bu karar taşınmaz sahibine tebliğ edilir. Taşınmaz sahibi yatırılan parayı alır ve tapu devrini gerçekleştirirse bu bedel kamulaştırma bedeli olur ve kamulaştırma kesinleşmiş sayılır. Taşınmaz sahibi tarafından tapu işlemlerinin gerçekleştirilmemesi durumunda ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun hükümlerine göre “Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil’’ davası açılır. Satın alma usulü ile kamulaştırma işlemini gerçekleştiremeyen idare açılan bu dava sonucunda taşınmaz için ya yeni bir kamulaştırma bedeli belirlenebilir ya da kamulaştırılacak olan taşınmazın tapusu iptal edilerek ilgili idareye tescil işlemi gerçekleşmesi kararı çıkabilir.

Acele kamulaştırma kararı alma yetkisi devletin her organına değil Bakanlar Kurulu’na verilmiştir. Bu konuda karar alma yetkisi sadece Bakanlar Kurulu’na ait olduğu gibi bu konuda yetki devri de mümkün değildir (Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu, 13.01.2011 tarih, E:2010/979, K:2011/00000).Bakanlar Kurulu bu yetkiyi ilk olarak 1978 yılında kullanmıştır.

Ülkemiz de 2000’li yıllara kadar yok denecek kadar az olan acele kamulaştırma işlemi 2000’li yıllarda artış göstermiş ve bu artış her yıl artarak devam etmiştir. Acele Kamulaştırmanın en çok karayolları yapımı ve kentsel dönüşüm alanında yapıldığını görmekteyiz. Bunlardan sonra sırasıyla HES projeleri, baraj yapımı, eğitim, dere ve dere yataklarının ıslah edilmesi, sanayi bölgesi yapılması gibi nedenlerle bu alanlarda da acele kamulaştırma yapılmaktadır.

Acele kamulaştırma ile kamulaştırma arasında fazla bir fark bulunmamaktadır. Yapılan işlemler aynı sıralaması farklıdır. Acele kamulaştırma değer tespiti dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere taşınmaza el konulmasıdır. Acele Kamulaştırma davasının açılması tapudaki malikinin değişmesine sebep olmayacaktır ama davaya taraf olan idare orada kamu yararına olan işlemleri yapabilecektir. Sonrasında yapılan işlemler normal kamulaştırma işleminde yapılan işlemlerle aynı olacaktır. Öncelikle taşınmaz sahibi ile uzlaşma sağlanarak satın alma yolu tercih edilecektir. Bedelde uzlaşılırsa kamulaştırma işlemi sona erecektir. Uzlaşma sağlanamadığı takdirde idare tarafından “Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil’’ davası açılmalıdır. Bu dava süresinde açılmadığı takdirde mal sahibi kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat davası açma hakkına haiz olacaktır.