Genel

Kentlerdeki büyük projeler keyfi olamaz!

Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülü’nde bu yıl Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi İlhan Tekeli, çağdaş mimari sorunlarını, kent planlamasının önemini anlattı.

2004 yılında ölen Sakıp Sabancı, aramızdan ayrılışının 12. yılında onun vasiyeti üzerine verilmeye başlanan “Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri” ile anıldı. Ödüller bu yıl, “Türkiye’de Yeni Merkezler: Kentlerde Ekonomi, Eğitim, Sanat ve Barış” konusunda verilirken, 11 Nisan Pazartesi akşamı, Sabancı Center’da gerçekleşen törende Türkiye’nin önde gelen şehir planlamacılarından ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Tekeli, Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Tekeli, “Bu ödülün ilginç tarafı Türkiye’de yaşamış ve Türkiye’nin kentleşmesi üstüne düşünce geliştirmiş bir kişinin ödüllendirilmiş olması” sözleriyle ödülün önemini değerlendirdi.


50 yıllık meslek hayatında Türkiye’de çok hızlı yaşanan kentleşme sürecine tanıklık etmiş ve buna katkıda bulunmuş bir isim olan Prof. Dr. Tekeli, Hürriyet’in sorularını cevaplarken hem üniversitelerdeki mimarlık fakültelerinin durumu, hem de büyük şehirlere damga vuran projelerle ilgili düşüncelerini anlattı.


SAYI DEĞİL KALİTE ÖNEMLİ

Mimarlık ve şehircilik eğitimlerinin miktarı çok arttı. 1961 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) şehircilik eğitimine başladığımızda üç kişiydik. İlk eğitim üç kişiyle başladı. Şimdi sadece öğrenciler değil üniversiteler de çoğaldı. Her üniversitede mimarlık ve şehircilik bölümü var. Şimdi problemimiz şu; bu kadar çok sayıda ürettiğin şeyi nasıl kullanacaksın? Dahası miktar arttığı zaman üretimin kalitesi meselesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Türkiye’de ortaöğretimde ürettiğin öğrencinin kalitesini uluslararası mukayese edebiliyorsun, ama üniversite sonrasını ölçecek bir sınav yok. Çıkan ürünün kalitesini ancak oradan mezun olanların başarılarıyla ölçebiliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de, mezun kent plancılarının başarısını ölçeceğin bir kriter yok. Kimi başka işlerde çalışıyor, kimi okulda kalıp iddiasını sürdürüyor. Üniversitelerin sayısı arttığı için, oralarda hoca oluyorlar. Ama mesleğin esas amacı alanda aktif olarak kentin şekillenmesine katkıda bulunmak. Ben, onlara siyasete girmelerini, politikacı olmalarını öneriyorum. Bugün baktığımızda, belediye başkanlarının çok azı şehir plancıları.


EMRİVAKİ PROJELER DEMOKRASİ PROBLEMİ

Yerel yönetimlerde, devletin tepesindeki insanların projeye karar vermesi tuhaf bir şey. Demokrasi gereği, yerel yönetimlerin projeleri o kentlinin projesidir. Dışarıdan empoze edilmez. Bu bir demokrasi problemidir. Ben İzmir Belediye Başkanı’nın danışmanıyım. Mesela İzmir’de dönemin başbakanı olan şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 35 projeye Ankara’dan karar verdi. Halbuki biz o projeleri yaparken halkla katılımcı olarak belirliyoruz. Bu projeler, siyasetçilerin değil, İzmir halkının projesi. Kente emrivaki projeler atamak demokrasi ve yönetişim anlayışıyla uygun değil. Büyük projeler elbette olabilir ama keyfi olmaz.


SELÇUKLU - OSMANLI ÇAĞDAŞ MİMARİ SORUNU

Devletin tepesindeki kademeler bize Selçuklu-Osmanlı diye bir mimari kimliği atamaya çalışıyorlar. Bu en başta günümüz demokrasisi ile bağdaşmayan bir şey. Bugünün mimarının elinden yaratıcılık hakkını siyaseten almaktır bu. Diğer taraftan kavram sorunu... Bir kere sözünü ettikleri yapılara yol gösterecek bir Osmanlı ve Selçuklu mimarisi yok. Çünkü örnek gösterdiğimiz yapıları kuranlar da Osmanlı veya Selçuklu mimarisi diye yapmadılar. Onlar o dönemin teknolojisi ve ihtiyaçlarına göre binalarını yaptı. Sonra sanat tarihçileri gelip bu ismi verdiler. Bugünün mimarları da ihtiyaçlara göre işleri yapacaklar, ondan sonra bunu izleyenler ona bir ad verecek. Meselâ TOKİ’nin dergileri var, okuyorum, bölgelere göre yarışma açmışlar. Baktım, hepsi modern mimari, hiç Selçuklu mimarisi üzerine yarışma yok.


ARTIK ÇOK ODAKLI KENT BÖLGELER VAR

Bugün aslında bir kent bölgesi oluşuyor. İstanbul neresi, biliyor musun? Doğan Kuban’a sorarsak tarihi İstanbul var. Ötekiler İstanbul falan değil. Aslında böyle tek merkez diye bir şey de kalmadı. Artık kentler büyük bir alana yayılıyor. Haliyle tek merkez de kalmıyor, çok sayıda odak oluşuyor. Kartal, Gebze, Beylikdüzü vs. Dolayısıyla bunun değerlendirilmesi, eski kent kavramıyla olamaz. Kültürü korumak diye bir şey olmuyor. Kültürün değişmesini, eskiden kopmadan ve eskiyi taklit etmeden özgün olarak farklılığını yeniden üretmek gerekiyor.



İlhan Tekeli kimdir?



Hürriyet