Genel

Maslak Kasırları'nda Sultan II. Abdülhamit'in emeği var

Sultan Abdülhamit'in şehzadeliğinin geçtiği ve hükümdarlığının verildiği Maslak Kasırları... Huzur verici bu mekanda hem tarihe yolculuk yapıp hem de sevdiklerinizle hoş sohbetler ederek çayınızı yudumlayabilirsiniz

Açık sarı rengi, panjurlu pencereleri, kırmızı kiremitleri ve ihtişamlı mimarisiyle bizleri çok eskilere götüren bir mekan. Kapısını aralayıp içeriye adımımızı atıyoruz. Yaldız süslemeli yüksek tavanlar, şömineler, gösterişli avizeler, Hereke halılar karşılıyor bizi. Burası Maslak Kasırları. Levent ve Ayazağa'yı birbirine bağlayan caddenin sağ tarafına konuşlanmış bu bina.

Öğreniyoruz ki burası Sultan II. Abdülhamit'in şehzadeliğinin geçtiği ve sultanlığının verildiği kasırmış. II. Mahmut zamanında inşa edilmiş, Abdülaziz döneminde birtakım eklemelerle bitirilmiş. II. Abdülhamit bu köşkü dinlenme ve av köşkü olarak kullanmış. V. Murat'ın tahttan indirildiğini ve Osmanlı'nın yeni hükümdarı olduğunu da bu köşkte öğrenmiş.

Bu kasırda Sultan'ın emeği hayli fazla geçmiş. Marangozluktaki maharetiyle bilinen Sultan II. Abdülhamit'in bizzat kendisinin yaptığı 'aynalı konsül' görünümündeki gizli kapı karşıladı bizi ilk odada. Dolap görüntüsü verilmiş bu ayna sürgülü ve 180 derece açılabiliyor. Yatak odasının kapısına yerleştirilmiş bu aynanın özel bir görevi var: sultanın yattığı yeri kamufle etmek... Başımızı çevirince ahşap merdivenler gözümüze çarpıyor. Meğer ki zarafetle işlenmiş merdivenler de Sultan'ın kendi eseriymiş. çivi kullanılmadan tamamen geçmeli ve ince işli tırabzanları bizzat Abdülhamit tasarlamış. Prototipini imal edip montajını da kendisi yapmış. Üst katta Sultan'ın çalışma ve kabul odalarıyla yatak odası var. Ana bina olarak bilinen bu yerin eski adı Kasr-ı Hümayun'muş.

Burası, 1938-1975 yılları arasında hastane ve laboratuvar olarak kullanılmış. Tavanlarının yaldız işlemelerle süslendiği bu yapının aslında duvarları da işlemeliymiş ancak hastane olarak kullanıldığı dönemde tahrip olmuş. Önümüzdeki ay duvarlardaki desenler ortaya çıkarılacakmış.

Ağaçların arasında kahvaltı keyfi

170 dönümlük korunun içindeki bir diğer mekan da silindir şeklindeki 'çadır Köşkü'. Alt katı mutfak, üst katı Sultan II. Abdülhamit'in hem dinlenip hem de bir şeyler yiyip içebileceği bir alan. Bu köşkün önü ziyaretçiler için dinlenme mekanı olarak tahsis edilmiş. Ağaçların tam ortasında kalan bu alanda çayınızı, kahvenizi içebileceğiniz gibi kahvaltı yapma imkanınız da var. Pazartesi ve perşembe günleri bu hizmetten yararlanılmıyor çünkü kasır ziyaretçilere kapalı. Ancak pazar günü sakin ve huzurlu bu mekanda sevdiklerinizle oldukça uygun fiyata leziz bir kahvaltı yapabilirsiniz. Planınızda toplu olarak kahvaltı yapmak olursa rezervasyon yaptırmanız gerekiyor.

Sultan Abdülhamit'in diktiği kamelya ağaçları

Kahvaltı için ayrılan salonun hemen yanında kış bahçesi var. Sultan Abdülhamit'in doğaya olan merakı malum. Nazının geçtiği her devletten çok çeşitli bitkilerin fidanlarını isteyip, İstanbul'da elinin uzandığı her yere diktirdiği biliniyor. Burada da Sultan'ın kendi eliyle diktiği kamelya ağaçları var. Tam bu aylarda açan kamelyalar görülmeye değer. Bize rehberlik eden Merve Aktürk'ten ağacın, şehirdeki türlerinin en yaşlısı olduğunu öğreniyoruz. Bu bahçe Sultan Abdülhamit'in limonluğu diye de biliniyormuş. Limonluk denir de limon ağaçları olmaz mı hiç Üzerinde limonların olduğu ağaç, bahçeye girince sizi ilk karşılayanlardan. Rengarenk çiçeklerin olduğu bu bahçenin ortasında bir de havuz var.

Maslak Kasrı, tüm haftanın yorgunluğunu atabileceğiniz ve sevdiklerinizle güzel bir gün geçirebileceğiniz mekan. Eşsiz güzellikteki ağaçlar arasında ve tarihsel doku içinde hoş sohbetler ederek çayınızı yudumlayabilirsiniz.
Zaman/Fatma TURAN