Sektörel

Müteahhitliğe akın var!

İNSANIN "bu kadarı da fazla" diyesi geliyor. Sanayici fabrikasını kapatıyor, çiçekçi-çerezci dükkanını kilitliyor. Hepsi müteahhitlik peşinde.

Mahalle aralarında boş arsa, eski ev peşinde koşturup duruyorlar. Ceplerine koydukları 300-500 bin lira ile zenginlik hayalini gerçekleştirmeye çabalıyorlar. 

İnşaatta ranta dayalı büyümeyi gören sanayici ve tüccarlar, müteahhitliğe akın ediyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre 2011 itibariyle 135 bin kişi olan müteahhitlik yetki belgeli kişi sayısı 2012'de 66 bin, 2013'te 47 bin 2014'te 47 bin arttı. 

Bu yılın ocak ayında 2 bin 538, şubat ayında 2 bin 703, mart ayında ise 3 bin 853 kişiye müteahhitlik belgesi verildi. Böylece belgeli müteahhit sayısı 305 bin 566'ya yükseldi. 

76 milyon nüfuslu Türkiye'de taahhüt işiyle uğraşan belgeli 305 bin kişi veya şirket var. 80 milyon nüfuslu, dünya ihracat şampiyonu Almanya'da ise sadece 2 bin 700 adet müteahhitlik şirketi var. Bu durumun birkaç sebebi var. Ama en önemlisi, sanayi üretiminin cazibesini kaybetmesi ve farklı sektörlerdeki daralma sebebiyle sıkışan sermayenin para kazanma arzusunu taahhüt sektöründe bulabileceğine inanmasındandır. Çünkü piyasalardaki yerleşik algıya göre, büyük ve kolay elde edilebilir rantların en ballısı inşaat ve emlak sektöründe. 

Ayrıca, müteahhitlik sektörüne girişte hiçbir asgari şart da bulunmuyor. 

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın bir süre önce, sanayicinin birikimini teknolojiye yatırmak yerine 'Bir arsa alayım bekleyeyim, 5 yıl sonra nasıl olsa değer kazanır' şeklinde ortaya koymaya çalıştığı arsa ve inşaat rantı, diğer sektörlere yıllarını verip para kazanamamış olan herkesin iştahını kabartıyor. Bir de bu durumu, bu şehir rantlarını duyup da efsane şekline getirerek, anlatanların anlatış tarzları da köpürtüyor. 

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir de uygulanan yanlış politikalarla sanayicilerin önce ithalatçı, sonra da inşaatçı olmak zorunda bırakıldığını belirterek ekonomide, üretim ve yatırım yapmanın cezalandırıldığını vurgulamıştı. 

Müteahhit sayısındaki kontrolsüz artıştan inşaat sektörü de şikayetçi. 

TOBB bünyesindeki Türkiye İnşaat Müteahhitleri Meclisi raporunda tüm dünyada belirli bir tanım ve standartla yürütülen müteahhitlik mesleğinin icrasının Türkiye'de kolay ve kontrolsüz olduğuna dikkat çekildi. Bu sebeple, Cumhuriyet tarihinden bugüne kalitesiz büyük bir yapı stoku oluştuğu belirtildi. Tespit edilen 21 milyon yapı stokunun 1/3'ün depreme dayanıksız yapılar olduğu belirtildi. 

Kentsel dönüşüm ve imar uygulamalarıyla şehir merkezlerindeki binaların adeta yenilendiği bu dönemde, eski anlayışla müteahhitliğin devam ettirilmesi engellenmelidir. Çünkü müteahhitliği maliyetleri kontrol altında tutmakla gelir oranı yükseltilebilen bir iş kolu olarak görenler piyasaya hakim olmuştur. Mesleği, tecrübesi ve eğitimi müteahhit olanların dışındakilerin çok süratli bir şekilde elenerek mesleğin dışına çıkartılması şarttır. 


Ticari Hayat/ Mehmet Göktürk