Kent Haberleri

Narmanlı Han restorasyonu tartışmaları da beraberinde getirdi!

Yıllardır kaderine terk edilmiş Narmanlı Han, yeniden şehir hayatına dönüyor. Tabii Emek Sineması ve her restorasyonda olduğu gibi 'tarih katlediliyor' tartışmaları da beraberinde geldi.

NARMANLI Han, mimarisi ve konuk ettiği isimlerle şehrin hafızası yapılardan. Önce Rus devrimci Troçki, sonra Türk edebiyatı ve sanatının usta isimleri Ahmet Hamdi Tanpınar ve Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nu, bir dönem Rus ve Türk ajanlarını konuk eden bir yapı. İki asır boyunca İstanbul'un en gözde yapılarından biri olsa da 20 asırdır metruk halde bekliyor. İstiklal Caddesi'nde önünden geçen insanların 'Bu kadar güzel bir yapı neden bu halde' diye sormadan edemediği Narmanlı Han, şimdi yeniden şehir hayatına dönmeye hazırlanıyor. Mimarı Sinan Genim, Galatasaray Müzesi Restorasyonu, Okmeydanı Okçular Tekkesi, Tepebaşı Suna ve İnan Kıraç Vakfı, Beyoğlu Ebüsuud Hanı Restorasyon Projesi

 

AKS Antalya Kültür Sanat Merkezi gibi projeleriyle adından çokça söz ettiren bir restoratör. Ancak neredeyse her restorasyon projesinde olduğu gibi, Narmanlı'da yeni bir tartışma konusu oldu hatta sivil toplum örgütlerinin kitlesel açıklamalarına konu edilmek isteniyor gibi. Biz de bu iddiaları, Narmanlı Han'ın iki yıl sonra nasıl bir yapı olarak karşımıza çıkacağını mimarı Sinan Genim'e sorduk. 

 

Mimarlığını üstlendiğiniz tarihi Narmanlı Han'ın otel veya AVM yapılacağı, İstiklal'de üst gelir grubuna hitap eden mekanlar olacağı söyleniyor. 

 

Subjektif iddialar ile olay çıkartılmaya çalışılıyor. Narmanlı Han'da iki sene sonra tekrar konuşalım. Bu iddiaları ortaya atanlar, gelip gördükleri manzara karşısında utanacak. Yedi tane dükkana ne oteli ne AVM'si yapılacak? Yapıda ikisi cadde üzerinde, beşi içerde olmak üzere yedi mekan olacak. Bodrum, zemin ve üst kat olmak üzere üç katlı, her biri 100'er metrekareden 300 metrekare olacak. İstiklal Caddesi'nde ilk defa, Fransa'da da örnekleri görünen avludan girişi olan ve orta sınıfa hitap eden mekanlar olacak. Narmanlı Han'a ilişkin kararı, kullanan insanlar, İstanbullular verecek.

 

Narmanlı Han'da restorasyon sonrası nasıl bir yapı ortaya çıkacak? Bir mimar olarak, bu yapıda ne yapmayı amaçladınız? 

 

Okmeydanı Okçular Tekkesi'ni şimdi gördünüz mü? Daha önce orası karanlık bir yerdi, şimdi bakın çevresine hayat veriyor. Narmanlı Han 20 yıldır terk edilmiş duruyor, kimse sesini çıkarmıyordu. Bütün mesele şu: Narmanlı da böyle bir projenin hayata geçmesi, etrafındaki yapıların yenilenmesini de tetikleyecek. Yurt dışından ve yurt içinden insanlar ilgi göstermeye başladı, bölgedeki insanlar ekonomik olarak zenginleşecek. Bu bazı insanları rahatsız ediyor. İstiyorlar ki Narmanlı Han gibi yapılar gecekondu gibi kalsın, çağdaş olmasın. Çünkü restore edildiğinde bölge ekonomisini canlandıracak. Buna mani olmaya çalışıyorlar. Yapılar güzel ve kullanışlı olursa insanın gönlünü şenlendirir. Toplumun üzerine ölü toprağı serpmek istiyorlar. Ben mimarım, hem kendi hayatımı, hem de insanların, İstanbulluların hayatını şenlendirmeye çalışıyorum. Okçular Tekkesi'nde olduğu gibi Narmanlı'da da bunu amaçladım. 

 

AMAÇLARI OLAY ÇIKARMAK 

20 yıldır terk edilmiş halde bekleyen bir yapının restorasyonuna neden bu kadar tepki gösteriliyor? 

 

Bu projeye tepki gösteren, protestolar düzenleyen insanlar randevu aldılar ama gelip benimle konuşmaktan bile kaçtılar. Çünkü amaçları olay çıkartmak. Narmanlı Han'ın restorasyonu konusunda insanları ajite etmeye çalışıyorlar. Aynı şeyi Emek Sineması'nda yaptılar ama bakın şimdi pırıl pırıl bir mekan oldu ve gidenler methiye düzüyor. Narmanlı Han'ın restorasyonu bitince, İstiklal Caddesi ve İstanbul yeni bir mekan daha kazanmış olacak. 

 

NE GOETHE EVİ NE DE PICASSO ATÖLYESİ 

Kamuoyunu aydınlatmak adına, bu projeye karşı çıkan STK'ların gündeme getirdiği iddiaları size soralım. Birinci ve ikinci derece tarihi eser olan bu yapılardan caddeye bakan kısmının ön cephesinin korunduğu, arka tarafların yıkıldığı ve tarih katliamı yapıldığı iddia ediliyor. Bu proje koruma kurulundan, anıtlar kurulundan tüm yasal izinlere sahip. Sadece ön tarafta hem arka taraftaki yapıların da dış yüzeyi olduğu gibi korunuyor. 


 

20 yıldır metruk haldeki Narmanlı Hanı, 2014’te 57 milyon dolara işadamları Mehmet Erkul ve Tekin Esen tarafından satın alındı.



Narmanlı Han, restorasyon sonrası şehir sakinlerinin nefes alacağı ve dinleneceği bir alan olacak.




İkinci iddia, yapının kimliğini oluşturan tarihi şahsiyetlerin izlerinin silindiğine yönelik. Biz, tam aksine yapıya kimliğini kavuşturuyoruz. Orijinalinde avluda havuz var ama toprakla kapatılmış. Onu eskisine uygun olarak yapıyoruz. Burada ne Goethe'nin evi gibi bir Tanpınar evi ne de Picasso'nun gibi bir Bedri Rahmi Atölyesi var.

 

Daha Tanpınar'ın kaldığı yerin hangi oda olduğu belli değil. Burada ortak tuvaleti olan altı metrekarelik odalar var. Tanpınar ve Bedri Rahmi'nin ekonomik zorluklardan dolayı kaldıkları bu yerleri teşhir etmek istesek, bu ülkenin vaktiyle onları nasıl burada yaşadıklarını gösteren utanç verici bir şey olur. Ama hatıralarını yaşatacağız. Plaketleri olacak, övünç duyucu olacak. 



NARMANLIYI İSTANBULLULARA AÇTIK 

Üst gelir grubuna yönelik mağaza ve lokantalarla, yapının sıradan İstanbullulara kapatıldığı iddia ediliyor. Bilakis, İstanbullular artık Narmanlı Han'a girebilecek. Şimdi oradaki noterle birlikte akşam altı olunca kapı demir parmaklıklarla kapanıyor, insanlar önünden geçmeye bile korkuyor. Restorasyon için ilk fotoğraf çekmeye gittiğimizde biz de korktuk açıkçası. Şimdi, Sofyalı Sokağa bir kapı açılıyor. İstanbullular, Narmanlı Han'ın ortasında yapacağız oturma mekanına gelip dinlenebilecek. Herhangi bir ücret de ödemeyecekler. Daha çok İstanbullu gelecek ki orası da iş yapacak, niye İstanbullulara kapansın. Burada bütün mesele, böyle denetim altında mekanların istenmemesi. Beyoğlu kimlik değiştiriyor. Her yeni proje, o yapının şehir yaşamına katılmasını ve bölgenin canlanmasını sağlıyor. 

 

Bir başka iddia, ağaç ve mor salkım katliamı yapıldığı. Binanın orijinalinde avluda ağaç yok. Şimdi devrilmek üzere olan bir çınar var. Dünyanın hiç bir yerinde bu tip binalarda da ağaç olmaz. Çünkü eski adamlar akıllıydı, ağaçları parklara yapardı. Bu tip yapılarda mimariyi göstermek isterlerdi ağacı değil. 


Şehrin hafızası belgesel oldu

İstiklal Caddesi’ne İtalyan bir mimar tarafından yapılmış , bölgedeki hiçbir yapıya benzemeyip o çevrede avlulu tek yapı olan Narmanlı Han, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle yapımcı ve yönetmen Burcu Soydan ve Umut Mete Soydan tarafından belgeselleştirildi. Belgeselde, İstiklal Caddesi üzerinde 1831 yılında İtalyan mimar Giuseppe Fossati tarafından inşa edilen Narmanlı Han’ın konuklarının sıra dışı öyküsü de anlatılıyor. Belgeselde, hanın 1914’e kadar Rus hapishanesi olarak kullanıldığı, sonra Ahmet Hamdi Tanpınar, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Aliye Berger, gibi birçok önemli isim ve kurumu konuk eden ‘Narmanlı Yurdu’na dönüştüğü anlatılıyor. Mülkiyet sorunları yaşanan han 20 yıldır metruk haldeydi. Narmanlı Han’ın 2014 yılında 57 milyon dolara işadamları Mehmet Erkul ve Tekin Esen satın alınması ve sonrasında hedeflenen restorasyon da belgeselde ele alınıyor.



Star



Haber Yeni Şafak Gazetesi'nde şu şekilde yer aldı...


Beyoğlu’nun önemli tarihî yapılarından Narmanlı Han’ın restorasyonunu gerçekleştiren Mimar Dr. Sinan Genim, gösterilen tepkilere bir anlam veremediğini, amaçlarının ortalığı karışmak ve insanları endişeye sevk etmek olduğunu söylüyor. Genim “Bunlar her yeni atılıma karşı çıkan insanlar. Çünkü yeni atılım yapacak ya da buna katılacak enerjileri yok” diyor.


Narmanlı Han'ın restorasyon projesinin başlamasıyla, buranın yıkılıp yerine AVM yapılacağı haberleri aldı başını gitti. Tanpınar'ın yaşadığı bu yer nasıl olurdu da yıkılırdı? Huzur yazarıyla özdeşleşmiş bu mekânın akıbetini biz de merak ettik. Sorularımızın cevabını almak üzere restorasyonu yapan Mimar Dr. Sinan Genim'in kapısını çaldık ve işin aslını öğrendik.



Sizin Narmanlı Han'la tanışıklığınız ne kadar eski?


Şimdi ben Narmanlı Han'dan önce, buranın sahibi aileyi çok eski tanırım. 1976'da Fransız Geçidi için bana geldiler, onu restore etmiştim. Narmanlı Han'ı da seneler önce söylemişlerdi bana ama sonra kaldı o proje.



Bina şu an ne durumda?


Bu bina 20 senedir virane halde duruyor. Döşeme ve tavanları çökmüş durumda, can ve mal emniyetini tehdit ediyor üstelik. Üst katları belki 30 senedir kullanılmıyor. İçinin fotoğraflarını görseniz kan ağlarsınız. Bina yıkılacak diye doğru dürüst fotoğraf çekemedik. Duvarlar patlamış, demirler açığa çıkmış, balkonlar çökmüş. Çok miktarda kedi var, çünkü Beyoğlu'nun bütün fareleri burda… Ağaçların iki tanesini muhafaza edip taşıyacağım. Siz sormadan ben söyleyeyim: Burada anıtsal nitelikte ağaç falan yok! İki tane ağacı muhafaza edip oldukları yerden biraz ileriye taşıyacağım, o da mecburiyetten.



Siz restorasyona başladınız ve kıyamet koptu. Neden?


Şimdi benim orada yaptığım her şey kanunlara uygun ve açık. Birinci katına şık bir lokanta, alta 5 tane de dükkân ve bahçeye de şık bir kafe. Hepsi bu. Öndeki dükkânlar hariç diğerleri dışa açılmıyor, çünkü ben bu mekânın içi yaşasın istiyorum. Yine bu binanın ortasında eskiden fıskiyeli bir havuz varmış, bugün yok. Ben onu da ekledim bu projeye.



BENİMLE KİMSE GÖRÜŞMEDİ


AVM meselesi nereden çıktı peki?


Ne bileyim ben! Herkes, sözde, AVM'lerden nefret ediyor ya. Zaten kaç metrekare yer, nasıl AVM yapılacak, anlamadım ki?



İtiraz edenler görüşme talebinde bulundular mı?


Bir hanımefendi beni aradı, görüşmek istediklerini söyledi. Ben de memnuniyetle kabul ettim, projede burada, dilediğiniz gibi gelip bakabilirsiniz dedim. Randevulaştık, fakat sonra iptal etti, arkadaşlar gelmek istemiyorlar dedi. Siz bilirsiniz dedim. Dava var falan diyorlar. Yalan… Çünkü savcılık kovuşturmaya dahi gerek görmedi.



Ne istiyorlar peki?


Bir anlasam… Ajitasyon… Ortalık karışsın, kavga gürültü olsun, insanlar endişelensinler. Akıllıca bir şey mi değil. Zaten akıllı olsalar gelip konuşurlar. Akıl akıldan üstündür, akıllı insanlar kendi yaptıkları işleri geliştirecek ve katkı koyacak teklifleri memnuniyetle kabul ederler. Bana akıllıca bir öneride bulunurlarsa kim olursa olsun, çocuk bile olabilir, “Allah razı olsun” derim. Ama senin ileri yaptığın işi aşağıya çekmek isteyenler olursa ben sinirlenirim. Bunlar her yeni atılıma karşı çıkan insanlar. Çünkü yeni atılım yapacak, buna katılacak enerjileri yok, her şeyin olduğu gibi kalmasını istiyorlar. Her şeyin olduğu gibi kalması çöküştür. İstanbul'da da böyledir bu, Moğolistan'ın Ulambatur şehrinde de!



Binanın Fossati'ye ait olduğu söyleniyor, doğru mu?


1831'de Mimar Fossati yapmış diyorlar, öyle bir şey yok. 1850'den sonra yapılmış burası. Ayrıca elçilik binası diyorlar hayır, konsolosluk. İmparatorluğun sonuna doğru gayrimüslimler kendi mahkemelerini kuruyorlar, “konsolosluk mahkemeleri” deniyor bunlara. Bir de hapishane yapmışlar, orayı da bu şekilde kullanmışlar. Ayrıca bina daha 1914'ten evvel daha öndeyken tramvay yolu geçecek diye önden kesilmiş. Fossati yapmış olsa, ki böyle bir belge yok, o bina bu bina değil zaten... Ben bir sürü rapor hazırladım ama kim okuyor ki… Allah rahmet eylesin, Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Hayrullah Örs vardı, çok muhterem bir adamdı. Ben orada mimarken derdi ki bana, “Cahil cehaletini bilir, bu işlere karışmaz. Arif adı üstünde ariftir. Ama bu yarı cahiller var ya, ne bildiklerini bilirler, ne de bilmediklerini…Hayat boyu bunlardan çekeceksin!” Çekiyoruz işte..



Restore edilmesin, sadece onarılsın teklifi de var. Mimari açıdan bakıldığında hangi şartlarda bu faaliyetler tercih edilir?


Şimdi bakın, restorasyon bir mimarlık faaliyetidir. Modern mimariyi, modern malzemeyi, modern düşünceyi ve yaşamın gereklerini, hatta günümüzden 15-20 yıl da öteye cevap verebilecek şekilde yaparsan geleceğe kalır. Çağın ötesine hitap eden mimarîyi bilmeden restorasyon yapılmaz. Onun adı onarımdır. Arkeolojik sitte yaparsın onu da. Bunlar yetersiz bilgileriyle

konuşuyorlar. Hep söylüyorum, bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkün bu çağda. Yoksa haddini bilir, karışmazlar bu işlere. Şu korkuları var: Kendi ahlaksızlıklarının başka insanlarda olduklarını zannediyorlar. Benim yerimde olsalar demek ki, 5 dükkân deyip 15 tane yapacaklar! “Kamulaştırılsın” diyorlar… Ben vatandaşın ödediği vergiyle bazılarının kaprislerinin ve hülyalarının yerine getirilmesine karşıyım. Eğer bu insanlar gerçekten ülkelerini seviyorlarsa 4 dernek birleşsin, para toplarsın, desinler ki, “Biz burası için şu kadar para topladık, buyrun kamulaştırın kardeşim!” Buradaki tepki tamamen ekonomik: Benim yok, senin de olmasın! Benim bu mantığı anlamam mümkün değil maalesef. Bütün bu konuşanlara dönüp “sen ne yaptın” dediğinde cevap var mı? Yok. Benim yaptığım yapılar belli. Onları yapan biri olarak geriye dönüp daha kötüsünü, spekülatifini yapacak halim yok. Benim gönlümden geçen her zaman daha iyisini yapmak. Bir dostumun çok sevdiğim bir tabiri var: “500 metreciler” der böyleleri için. Cihangir'den kalkar Nevizade'ye Nevizade'den Cihangir'e. 500 metre içinde bütün İstanbul'daki sirkülasyonu.



GÖZÜN ÜSTÜMDE OLSA NE OLUR!


Burası arkeolojik sit alanı falan değil. Elle mi kazacaklar burayı? Arkeoloji Müzesi'ne suç duyurusunda bulunmuşlar, oradan gelmişler, kurul kararında Arkeoloji Müzesi'nin denetiminde kazı yapılacağı yazmıyor ki. Yani vaveyla koparıyorlar da işte “gözümüz üstünüzde” mesajı veriyorlar. Üstünde olsa ne olur gözün? Anladığın bir şey mi? Benim zaten gözüm üstünde Narmanlı Han'ın. Ben binalarımı yalnızca bitene kadar yapmam, yaşadığı müddetçe ona bakarım. Çivi dahi çaktırtmam habersiz, gelirler sorarlar. Ben 2-3 ay da bir giderim yaptığım yerlere. Durumlarına bakarım. Ben ölene kadar da bu böyle olacak. Bir bedel karşılığı değil üstelik.



TANPINAR'IN HATIRASI YAŞAYACAK


Burada yaşayan Ahmet Hamdi Tanpınar, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Aliye Berger gibi sanatçıların burada yaşadığını belirtmek için hatıra plaketleri koyacağız. Ancak sanatçıların hangi odalarda kaldığını tespit edemedik maalesef… Yalnız o yıllarda Türkiye'nin değerlerinin nerelerde yaşadığını görseniz utanırsınız 6 metrekare bir oda, camlar gazete kâğıtlarıyla kaplı, tuvaletler müşterek kullanılıyor falan…



AĞAÇLARI BEKÇİ KESMİŞ


Narmanlı Han'ın bekçisi de yalan söylüyor. Sözde Aliye Berger'i, Bedri Rahmi'yi, Tanpınar'ı görmüş. Nasıl görecek Allah aşkına, bekçinin yaşı belli, bu insanların vefatı belli! Ayrıca içerdeki ağaçların dallarını kesip kesip odun niyetine yakmış bu adam.



Yeni Şafak



Haber Radikal Gazetesi'nde şu şekilde yer aldı...


Koruma Kurulu'nun onay vermesinin ardından İstiklal Caddesi'nin en eski yapılarından biri olan Narmanlı Han'a iş makineleri girdi.  Beyoğlu Kent Savunması'nın  "tarihin pervasızca yok edildiği" gerekçesiyle yaptığı başvuruya 'Sorumluluk proje mükellefinde' yanıtı verildi.



Beyoğlu Kent Savunması, Narmanlı Han’da yürütülen restorasyon projesi kapsamında hanın bahçesinde iş makinalarıyla çalışma yapılarak hanın duvarlarının tahrip edildiğini İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne ihbar ederek projenin durdurulmasını istedi. İhbarı değerlendiren kurul ise proje uygulama sorumluluğunun proje müellifine verildiğini belirterek topu projenin mimarına attı.

İstiklal Caddesi'nin en eski yapılarından biri olan Narmanlı Han 1831 yılında inşa edildi. Narmanlı Han 1880 yılına karar Rus elçiliği, ardından 1914 yılına dek Rus hapishanesi olarak kullanıldı. Aliye Berger, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Bedri Rahmi Eyüboğlu başta olmak üzere birçok yazar ve sanatçının eserlerini ürettiği han için 2015 yılında restorasyon projesi hazırlandı. Proje  16.06.2015 tarihinde İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanınca 19 Ocak’ta restorasyon için ilk çalışmalara başlandı.


KURUL: SORUMLULUK PROJE MÜELLİFİNDE


Restorasyonun başladığı 19 Ocak’ta kepçelerin hanın bahçesine girdiğini ve  hanın duvarına zarar verdiğini savunan Beyoğlu Kent Savunması üyeleri, Narmanlı Han’daki iş makinalarının fotoğraflarını İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ileterek ihbarda bulundu. İhbarda, “Tarihi han içerisine devasa iş makinesi sokulmuş, han duvarları tahrip edilerek avluda bulunan ağaçlar kesilerek  çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca han içerisinde iş makinesi ile kazı başlamıştır. Bütün bu süreçte han tamamen dışarıya kapatıldığı için ancak Sofyalı Sokak üzerinde bulunan ofisimizin penceresinden görülebildiği kadarıyla aktarılmıştır. Narmanlı Han gibi bir kültür varlığına pervasızca zarar verenler ile ilgili gerekli denetimlerin yapılmasını ve yasal yollar kullanılarak inşai faaliyetin acilen durdurulmasını talep ederiz.” İfadesi kullanıldı. Başvuruyu inceleyen kurul cevap yazısında, “Kurulumuzun 16.06.2015 tarih ve 3512 sayılı kararı ile İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, Asmalımescit Mahallesi, 1 pafta, 310 ada, 1 parselde kayıtlı tescilli taşınmaz kültür varlığına ilişkin hazırlanan restorasyon projesinin uygun olduğuna, uygulama sorumluluğunun proje müellifince üstlenilmesine karar verildi” ifadelerini kullanarak topu projenin mimarına attı.


NARMANLI HAN KAMULAŞTIRILSIN


Restorasyon projesi kapsamında tarihi hanın iç duvarlarının yıkılarak yerine cam kuleli cephe eklenmek istendiği ve projenin tarihi hana zarar vereceğini savunan Beyoğlu Kent Savunması üyesi avukat Eren Can sözlerine şu şekilde devam etti: “uygulanmak istenen restorasyon projesi binanın cephesi dışında binanın hiçbir şeyini korumayı öngörmüyor.  Projeye tamamıyla içi boşaltılmış, tüm taşıyıcı sistemi ve çatısı değiştirilmiş, İstiklal caddesine bakan kütlenin çatı katı büyütülmüş ve mevcut bodrum katları iptal edilmiş bir Narmanlı Han oluşturmayı ön görmektedir. Binanın içinin boşaltması demek binanın tüm taşıyıcı sistemini değiştirmek, döşemeleri kaldırmak, bu döşemelerle birlikte tavan bezemelerini, döşeme kaplamalarını, iç duvarları, ,kapıları vs. yok etmek demektir. Kısacası bu durum tarihi binayı sadece bir kabuğa indirgemek anlamına gelmektedir. Biz bu yüzden uygulanmak istenilen restorasyon projesine karşı çıkıyoruz. Biz Narmanlı Han’ın kamulaştırılmasını istiyoruz. Mevcut restorasyon projesi Narmanlı Han’ı soylulaştıran bir projedir. Proje bitiminde hanın içinde lüks restoranlar açılacak. Bunun yerine geçmişte olduğu gibi Narmanlı Han odalar şeklinde ucuz kiralar karşılığında yazarlara ve sanatçılara kiraya verilebilir.” 




İdris EMEN/Radikal