Genel

Taksim The Marmara Oteli baştan sona yenilendi!

Taksim Meydanı'nın simgelerinden biri olan The Marmara Oteli baştan sona yenilendi. Nahide Büyükkaymakçı'nın semazenlerden esinlendiği camdan derviş heykeli, otelin en dikkati çeken bölümlerinin başında geliyor

Kentlerle Özdeşleşmiş bazı binalar vardır, tasarruf hakkımız olmasa da kendimizi onlar hakkında söz sahibi hissederiz. İstanbul'da Taksim Meydam'nın simgelerinden biri olan The Marmara Oteli de bu yapılardan biri.

1970'li yıllarda Etap Marmara olarak kapılarını açan, daha sonra The Marmara olan otelin giriş katındaki uzun yıllar siyaset ve sanat dünyasının buluşma noktası olan kafesinin bu söz sahibi olmada payı büyüktü.

1977'de 1 Mayıs olaylarında çatısından ateş edilmesi, 1994'te kaf enin içinde patlayan bombalarla Onat Kutlar ve Yasemin Cebenoyan'ın hayatım kaybetmesi gibi üzücü olaylarla otel, toplumsal hafızaya çıkmamak üzere kazındı. Müdavimleri Marmara Cafe'yi terk etmediler ama zaman içinde yaşanan değişimlerle o büyü bozuldu.

İki yıl kadar önce geçmişe sünger çekmek istercesine kafe tümden kapatıldı. Yerine Doors Grubu'nun günümüz kafe/brasserie anlayışının en iyi temsilcilerinden biri olan Kitchenette zincirinin bir şubesi açıldı.

Geleneksel ve modern

The Marmara Oteli sağ kolunu kaybetmiş gibi küçülse de, dekorasyonunu, logosundan döner kapısına, resepsiyonundan yemek salonlarına günümüz trendlerine uygun olarak tümden yenilemiş.

1970'lerin modern otelinde bu kez Osmanlı kültüründen esinlenerek eski ve yeni harmanlanmış. Dekorasyonda Osmanlı renkleri kullanılmış.

Otelin genel müdürü Ata Eremsoy, Değişimi müşterilerin talep ettiğini, her ne kadar Taksim'in bir parçası olsalar da bunun değişmeyecekleri anlamına gemlediğini' söylüyor. "Biz standartlarımızın çıtasını konaklayan misafirlerimizin beklentileri ve istekleri doğrultusunda yükselttik" diyor.

Otelin yenilenme projesinin arkasında Amerikalı, çok ünlü bir iç mimari tasarım firması olan Wilson Associates'in Singapur ofisinden dünyaca ünlü mimar Dan Kwan var.

Resepsiyonda 'tutku ve aşk'

Dan Kwan, otelin her bölgesini renklerle adlandırmış. Lobi, resepsiyon, restoranlar, toplantı salonları eskiden duvarlarda asılı duran kaftanların içindeki renkler ve desenlerden esinlenerek dekore edilmiş. Genel olarak gece mavisi, nazar boncuğu rengi, toprak renkleri, siyah ve kırmızı kullanılmış.

Resepsiyona ünlü mimarın' 'Tutku, aşk ve arzuyu simgeliyor" dediği kırmızı renk hâkim. İnsanın ya seveceği ya da nefret edeceği bu bölümde kırmızı, beyaz renkler ve 19.yüzyıl Osmanlı mobilyalarından esinlenen aksesuarlar kullanılmış.

Mimar bu konuda çok iddialı olsa da resepsiyon bölümünün son yıllarda birçok farklı ülkede benzerlerini gördüğümüz düzenlemesi ve kırmızı-beyaz birlikteliği çok klişe duruyor. Kısacası resepsiyon ve çevresi otelin genel renklerinde ve tarzında yakalanan harmoniyi bozuyor.

Sıra Taksim Meydanı'nda

Yenilenen otelin en can alıcı ve göze çarpan objesi şüphesiz Nahide Büyükkaymakçı'nın semazenlerin dönüşünden esinlenerek yaptığı, lobide yer alan camdan heykel. Bir fanus içindeki 600 kiloluk cam derviş özellikle akşamları ışıklandırıldığında hem içerden hem de dışarıdan son derece ihtişamlı görünüyor.

Derviş heykelinin yanı sıra otelin lobisindeki Osmanlı büfesi, döner merdivenlerin iki yanındaki lambalar ve restoran bölümündeki içi altın, dışı nazar boncuğu camlar da sanatçıya ait, Bir zamanlar fitness yapanların Taksim Meydanı'nı seyrettiği ikinci kat, çok isabetli bir kararla boydan boya camlı bir terasa dönüştürülmüş. Taksim'in, İstiklal Caddesi'nin ruhuna uygun sokak yemekleri konsepti uygulanan açık mutfaklı Tutti Restaurant ve Tutti Teras otelin yeni cazibe merkezi olacak gibi görünüyor.

Şimdi sıra Taksim Meydanı'nın 15 milyonluk kente yaraşır bir biçimde düzenlenmesinde. Şu anda meydanda kaderi belli olmayan AKM dışında keyifle seyredilecek, bakılacak hiçbir şey yok...
Radikal/Müge AKGÜN