Sektörel

Tamer Son'a göre İstanbul'da her konut satılır

Daha önce Adana ve Mersin'de lüks konut yapan Tamer Son, bu bölgeler lüks konuta doyunca İstanbul'a geldi

- Tamer Son, Çukurova Gayrimenkul'ün başındaki isim. İsmini Adanus projeleriyle duyuran Son, aslında Adana ve Mersin'in lüks konut inşaatçılarından biri. Buraların doygunluğa ulaştığını düşününce İstanbul'a iki kardeşiyle birlikte gelen Son, "İstanbul'da yapılıp da satılamayacak konut yok" diyor ve ekliyor: "Hem tecrübemize güveniyoruz hem de bir tarihçi gözüyle İstanbul'a ve inşaatlara bakmama."
Tamer Son ve Çukurova Gayrimenkul ismini, son zamanlarda Adanus Towers ile birlikte duymaya başladık. Zaten, o da iki kardeşiyle birlikte önce Adana ve Mersin'de lüks konutlar yapmaya başlamış. Ama, lüks konutlar... Pazarların doyduğunu düşününce de İstanbul'a, yani kendi deyişleriyle büyük denize açılmaya karar vermişler. Şimdilerde İstanbul'a lüks konutlar yapıyorlar. Gündemlerinde pek çok projeleri var. Özellikle Kartal üzerinde yoğunlaşan Son'u ilginç kılan özelliklerden biri de aslında tarih okuması. Zaten, aslında tarih okumasa, bu kadar başarılı olabileceklerine inanmıyor.

- Sizin hikayeniz nasıl başlıyor?
1966 yılında Adana'da doğdum. Adem Yavuz İlkokulu, Tepebağ Ortaokulu ve ardından Adana Erkek Lisesi'ni bitirdim. Üniversite eğitimimi Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü'nde tamamladım. Okulu bitirdikten sonra tekrar Adana'ya dönerek Final Dershanesi'nde tarih öğretmeni olarak çalıştım.

BABAM PTT MEMURUYDU
- İnşaat işlerine nasıl başladınız?
Aslında inşaattan önce emlak işiyle uğraşıyorduk. Babam PTT'de memuruydu. 1991 yılında emekli olmuştu. Emeklilikte vakit geçirmek için Adana'da emlakçılığa başlamıştı. Ben ve diğer kardeşlerim kendisine yardımcı oluyorduk. Üniversitede okurken bile yaz aylarında emlakçılık yapıyordum.
Sonra bizimkiler inşaata başladı. 1995 yılında Adana'da lüks apartman yapmaya başlamışlardı. Öğretmenlikte gelecek görmedim. Zaten aile mesleğimiz haline dönüşen emlakçılığa başladım. Benim katılmamla birlikte işi çok hızlı büyütük. Kısa sürede 7'si Adana'da, 2'si Mersin'de ve 1'i İstanbul'da olmak üzere toplam 10 şubesi olan Çukurova Gayrimenkul haline dönüştük. Sonra baktık ki, emlakçılıkta komisyonlarla uğraşmak pek de bir iş değil. Zamanla küçüldük. Tüm odağımızı inşaata çevirdik. Şimdilerde emlak ayağımız devam ediyor ama, büyük boyutlu değil. Daha çok arsa ve arazi işleri yapıyoruz.

- İnşaatta ne yaptınız?
Bizim tek odağımız lüks konut oldu. Adana ve Mersin'de şimdiye kadar 20 civarında site yaptık. Yaptığımız konutların adeti binden fazla. Metrekare bazında baktığımızda 300 bin metrekarenin üzerinde. İstanbul normlarında bu 5-6 bin adet 1+1'e eşdeğer. İnce işçiliğini de katttığımızda İstanbul'da 10 bin konut yapan şirketler kadar katma değer yaratmışız. İstanbul'da inşaat yapmak kolay. Ev almak isteyenler bir çok şeyin farkında değil. Ama Adana'da ev almak isteyenler çok titiz ve hassas. Detayları çok ciddi gözden geçiriyorlar.

- Siz de Adana'yı bıraktınız, İstanbul'a yerleştiniz…
Adana'yı bıraktığımız doğru değil aslında. Orada hala proje yapacak kadar arsa ve arazimiz var. Ancak, Adana'da talep sınırlı. Bu talebi karşıladık. Şimdi büyük denizlere açılmak için hazırız. Büyük denizlere açılma zamanımız gelmişti. Orada bilgi birikimimizle burada çok ciddi iş yapacağımızın farkındayız. İstanbul'da yeniyiz. Ama inşaatta yeni değiliz… Çok ciddi bir deneyim ve bilgi birikimimiz var. Bu olunca iş yapmak çok kolay.

KARDEŞİM ENKA'DAN ARSA ALDI
- Peki İstanbul'da ne yapıyorsunuz?

İstanbul'da işlerimizi şimdilik kardeşim Cihangir Son yönetiyor. Şarık Tara'dan Kartal'da 7 bin 500 metrekare arsa aldı. Sonra etrafındaki arsalarla birleştirdi 10 bin metrekareye çıkardı. Şimdi bu arsa üzerinde Adanuspark projesini inşa ediyoruz. Toplamda yaklaşık 50 milyon TL'lik bir proje. Kartal'ı gerçek anlamda lüks site ile tanıştıracağız. 2011 yılı Mart ayında tamamlandığında ne kadar iyi bir iş yaptığımız ortaya çıkacak.

- Arsayı Şarık Tara'dan mı aldınız? Bizzat kendisi mi sattı?
Yok. Enka'dan aldık. Ama kardeşim aldıktan sonra Şarık Bey ile tanıştı ve çok samimi oldular.

- Peki İstanbul'da başka ne var gündemde?
Yine Kartal'da eniştem Cafer Kara ile birlikte Adanus Towers'ı yapacağız. 230 rezidansın yer aldığı 32 katlı bir proje. O da çok iddialı bir proje olacak.
 
- Bir gününüz nasıl geçiyor?
Sabahları 07.30'da kalkıyorum. 09.00'da ofisteyim. Akşamları 19.00'a kadar çalışıyorum. Cumartesi-pazar günlerini kendime ve aileme ayırıyorum.

- Ya çocuklarınız?
İki oğlum var. Berk 9 yaşında ilköğretim okuluna gidiyor. Mert ise 1.5 yaşında.

İSTANBUL'DA YAPILIP DA SATILAMACAK KONUT YOK, AMA ADANA DA...
- Güney ile İstanbul'u karşılaştırırsanız ne farklar var?
Mersin'de yazlık piyasası doyuma ulaştı. Yeni yazlık yapsanız bile satma şansınız zayıf. Adana'da ise lüks evleri metrekare bazında ucuza satmanız gerekiyor. Bu da para kazandırmıyor. Bir gayrimenkul geliştiricisi şirket için ikisi de doğru adres değil. İstanbul ise çok farklı. Binalar çok yaşlı. İnsanlar yeni eve taşınma konusunda istekli. İyi projeler yaparsanız satma sıkıntınız yok. Kazanç açısından baktığınızda sürüm yapma şansınız var. Hızlı satış önemli bir avantaj… Adana'da ne kadar iyi bir marka olursanız olun, İstanbul kadar iyi satamazsınız… İstanbul'da yapılıp da satılamayacak konut yok. Tabii Adana'nın en büyük avantajı kirayı yıllık almanız. Durum böyle olunca Adana konuta yatırım yapanlar açısından çok daha cazip…

TARİH OKUMASAM BU KADAR İYİ SİTELER YAPAMAZDIM
- Tarih eğitiminin üzerine emlak ve inşaat işleri zorlamadı mı?
Hayır. Tam tersine. Bana çok iyi bir katkısı oldu. Yaptığım her bina ve siteyi bir medeniyet olarak görüyorum. Hatta bana kalsa adlarını bile medeniyetlerden seçeceğim. Ama kardeşlerim frenliyor… Tarih, inşaatı daha ciddiye almamı ve kalıcı binalar yapmamı öğretti. İnşaat ise tarihin ne kadar önemli olduğunun farkına varmamı sağladı. Tarih okumasaydım, bu kadar iyi siteler ve binalar yapamazdım. Tarih öğretmeni olarak kalsaydım, tarihi bugünkü anladığım kadar iyi anlamazdım.

- Siz, böyle konuşunca tüm tarih öğretmenleri de inşaatçı olmaya kalkışacak..
Yok, öyle değil tabii. İnşaat o kadar da kolay bir iş değildir… Ciddi emek ve çaba ister. Bizim en büyük şansımız üç kardeş olmamız ve emlakçılıktan işe başlamamızdı… Emlakçılıktan başlamasaydık bu kadar iyi işler yapamazdık. Bu kadar büyüyemezdik. İnşaatta hammadde, arsa ve arazidir. Biz hammadde yataklarını ele geçirerek işe başladık. Hammaddeyi ucuza mal etmeyi başardık.

- İstanbul'da hammadde yataklarına ulaşabildiniz mi?
Henüz değil. Kardeşim Cihangir o işe çok kafa yoruyor. Umutluyum. Adanuspark'ın arsasının çoğu bizim. Adanus Tower'ın arsasını almayı çok istedik. Paramız da hazırdı. Arsa sahibi satmadı. Üzülerek de olsa kat karşılığı yapmak zorunda kaldık. İstanbul'da kalıcı olmanın yolu arsa ve arazi yatırımlarından geçiyor. Bunun farkındayız. Hedefimiz tamamıyla kendi arsa ve arazilerimizin üzerinde proje yapmak. Şimdi tüm rotamız bu.
Tebernüş Kireçci