Sektörel

Turgay Tanes: Konut üreticileri SPK'ye tabi olmalı!

Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı olan Ceren Kumbasar, İş GYO Genel Müdürü Turgay Tanes ile röportaj gerçekleştirdi. Tanes, inşaat şirketlerinin halka açık olması gerektiğini belirtti.

Sizce sektörün en büyük sorunu nedir? Biz nerede, neyi, yanlış ya da eksik yapıyoruz?

 

Ben bir konut projesine girdiğimde ve insanlara ev sattığımda diyelim ki 300 dairelik bir proje, ben aslında 300 tane insanla ortaklık kuruyorum ve bu insanlar ömür boyu biriktirdikleri paralarını adeta hisse senedine yatırır gibi yatırıyor ve sizin bitirmenizi bekliyor. Siz aslında halka açık bir şirket sayılmalısınız. Ve halka açıklığın gereğini yapmalısınız. Bilançolarınız şeffaf ve net olmalı kârda mısınız zararda mısınız, ne aldınız ne sattınız bilmeli herkes. Ulaşabiliyor musunuz halka açık olmayan firmaların bilançolarına. Hele de böyle bir sürü şirket çıkıyor, bilmem ne grup, bilmem ne holding diye kuruyorlar, açıp internetten girerek bu firma bundan önce neler yapmış, kaç tane proje yapmış, kaçını teslim etmiş, kaç para alacağı var, görebüiyor musunuz? Hayır. Ama GYO'ların her şeyi ortada. Peki, bu kadar önemli halka açık sektörde bu derece halka açıklık olmadan, sermaye piyasası kanunun mevzuatı olmadan bir müteahhitlik belgesiyle bu işi yapıyorduk ama şimdi müteahhitlik yapıyoruz diyen bir sektör olabilir mi? 


Yapılması gereken 


250-300'den fazla konut yapan firmaları halka açamıyorsanız bile Sermaye Piyasası Kanunu'na tâbi hale getirin. Bir mercii bu adamlardan bildirim istesin. Bilançosunu ayda bir göndersin, yaptığı projelerle ilgili fizibilitesini göndersin eğer fizibilite denilen şeyden haberleri varsa. Kaça aldı, kaça sattı kaç para kâr edecek, ne zaman bitirecek. Bütün bilgilerini bilanço kâr zararlarını, mal varlıklarını, öyle grup, holding gibi süslü isimli bütün şirketleri SPK'ye tâbi tutsunlar. Bu kadar basit. 


Sektör açısından 2015'i kısaca değerlendirdikten sonra, 2016'yı nasıl görüyorsunuz? 


2015 baktığımızda seçimlerin olduğu dönemler olmasına rağmen, çok iyi sonuçlar aldık, özellikle konut sektöründe. Şimdi geriye dönüp baktığımda 2012'de yedi yüz altmış bin konut satılmış, 2013'te müthiş bir sıçrama oluyor, o katma değer vergisi mevzuları falan var birtakım teşvikler, bir milyonluk barajı 2013'te aşıyor ilk olarak, sonra 2014'te yüzde l'lik bir artışla bir milyon yüz altmış binle falan geçti, geçen yıl 2015'in ortalarında ben hangi TV programına gitsem, nerede konuşsam bu sorulduğunda ben 2015 sonunu her şeye rağmen seçim ve karışıklıklara rağmen bir milyon üç yüz bini bulabiliriz diye söylüyordum. 


Siyasetten ve seçimden bağımsız olarak şuna bakıyordum, insanlar bütün bu dalgalanmalara, hem sınır ötesinde hem Türkiye'nin içinde olan karışıklıklara rağmen böyle dönemlerde gayrimenkul ve konut güvenli bir limandır. Daima elle tutabileceğiniz, paranızı yatırabileceğiniz, her gün görebileceğiniz bir yatırım aracı. Bir kâğıttan, çok hızlı dalgalanan döviz gibi hisse senedi gibi bir yatırım aracından daha sağlam geliyor Türk insanına, Brezilya gibi, Tayland gibi, Hindistan gibi ülkelerin de tüketici eylemi tasarrufunu konut üzerinden yapmaya eğilimli. 


Son olarak İş GYO projelerinden bahsedelim isterim.


Şu anda biz 4 ayrı proje yapıyoruz. Son yıllarda Tuzla bölgesine çok yoğunlaştık. Bir teknoloji operasyon bölgesi yaptık İş Bankası’na ve ödül aldık. Onun yanında başka karma bir proje yaptık yine ödül aldık. Tuzla’da dördüncü bir arsa aldık onda da biz tek başımızayız. Farklı modeller yapıyoruz. İstanbul Finans Merkezi’nde biliyorsunuz başladık. Ege Perla İzmir projemiz yıl sonu itibarıyla teslim edeceğimiz karma bir proje. Satışlarımız devam ediyor. Yüzde altmış beş-yetmiş civarında satış gerçekleştirdik. İzmir’de mimari anlamda ses getirecek bir proje. İzmir’de özellikle alışveriş merkezinden bahsetmek lazım. İstanbul’da Kanyon’un yaptığı etkiyi katlayarak İzmir’de yapacak bir proje geliştirdik. Bildiğiniz bütün AVM projelerinden güzel bir proje olacak. İzmir’de biz öncüyüz yatırım anlamında. Akıncı birlik gibi gittik İzmir’de dört beş yıl yatırım yaptık. Şu anda Manzara Adalar Kartal da, Inİstanbul Topkapı NEF ile devam ediyor. Finans Merkezi’nde inşaatımız devam ediyor. Finans Merkezi’nin mimari tasarımı bütünlüklü olarak tasarlandı yabancı firmalar tarafından. Ulaşımı, bütün donatıları her şeyi planlandı. Kamu bankaları geliyor. Sektör firmaları da var. Şu an itibarıyla İstanbul’un Londra olma yolunda temel taşlarından biridir Finans Merkezi.


Mevzuat.. mevzuat..


Finans Merkezi’nin Anadolu Yakası’nda olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Ben Anadolu Yakası’nda yapılmasını çok destekliyorum. İstanbul’u düşün, sanatın, tarihin, kültürün, müziğin, tasarımın, sanayinin başkenti tek tip olmaz. Bir şehir bunu karşılamaz. Türkiye büyük bir araba ise bunu önüne tek bir at konulamaz. Tek İstanbul bunu kaldıramaz. Türkiye’nin bir potansiyeli var. Küçük Avrupa ülkeleri gibi bir şehir üzerinden gidemez. Bu arabanın önüme üç dört tane at konulması lazımsa bunlardan birisi de İzmir. İzmir İstanbul’un yükünü hafifleten bir yer olmalı. Finans Merkezi’ne gelince her şeyin başkenti İstanbul ise finansın da başkenti olmalı. Ama hepsini Avrupa Yakası’nın üzerine yıkmamak gerek. On beş milyon nüfusun on milyonu Avrupa’da beş milyonu Anadolu’da. Oraya yapılması önemli. Aksi takdirde Avrupa Yakası’nı bitirirdiniz. Büyük yatırımlar, körfez geçişi, üçüncü köprü ta İzmir’e kadar Anadolu Yakası’yla birleştirirseniz, Batı Marmara ve Kuzey Ege ile birleştirirseniz yıllardır bildiğimiz bölge anlayışından tamamen farklı yatırımlar geliyor akla. Ama Finans Merkezi’nde sadece bu planlamaların düzgün olması yetmez. On yıl evvel, on iki yıl evvel finans merkezi kuran Dubai bugün bir yerlere geldi. Ama nasıl geldi? Sermaye hareketlerinde teşvikler ve serbestiyle. Orada çalışacak, iş yapacak firmalara vergi avantajı, orada çalışacak profesyonellere vergi sigorta avantajı sağlandı. İslami faizsiz finans enstrümanlar orada bu teşviklerden yararlanarak varoldu. Örneğin Dubai’de yapılan vergi teşviklerinin tez zamanda anlaşılır şekilde Ataşehir Finans Merkezi için açıklanması gerekiyor. İnşaatlar yükselmeye başlayacak vergi güzel olacak, fiziki olmayan mevzuat yatırımı da yapılırsa İstanbul hakikaten bir Finans Merkezi haline gelebilir. Bu da mevzuatı ayarlanırsa çok ciddi talep oluşan bir merkez haline gelir. Uzun vadede her türlü özelliği olabilir.



Ceren KUMBASAR/Cumhuriyet