Genel

Türkiye'de ısı yalıtımı 200 bin konutta uygulanıyor!

Türkiye'deki mevcut binaların yüzde 90'ı yalıtımsız durumda bulunuyor. Yalıtım kendi içerisinde türlere ayrılırken, Türkiye'de ısı yalıtımının büyüklüğü 9 milyon metreküpe ulaşıyor

Türkiye'deki mevcut binaların yüzde 90'ı yalıtımsız durumda bulunuyor. Yalıtım kendi içerisinde türlere ayrılırken, Türkiye'de ısı yalıtımının büyüklüğü 9 milyon metreküpe ulaşıyor. Sektörde uygulayıcı firma sayısı 1000'in üzerindeyken yaklaşık 100'ün üzerinde de şirket faaliyet gösteriyor. Isı yalıtımı her yıl 200 bin yeni konutta ve 200 bin mevcut konutta uygulanıyor. Kış aylarında meydana gelen ısı kayıplarını ve yaz aylarında ısı kazançlarını azaltmak için yapılan ısı yalıtımı, doğalgaz ve enerji faturalarına da olumlu yansıyor ve az aylarında klima kullanımına bağlı elektrik enerjisi tüketimini neredeyse yarı yarıya azaltıyor. Binalardaki yalıtımla enerji tasarrufu yapmak daha az para harcamak ve daha sağlıklı yaşam alanları elde etmek mümkün olurken, ısı yalıtımı yapılan binalarda yüzde 60 enerji tasarrufu sağlanıyor.

Bina maliyetinin yüzde 5i

Isı yalıtım maliyetlerinin sanıldığı kadar da yüksek olmadığını belirten Çolak, şöyle konuştu: "Isı yalıtım, bina maliyetinin yüzde 3'ü ile yüzde 5'i arasında değişiyor. İnşaat aşamasında ısı yalıtımı yapılmış bir binada birçok avantaj sağlanıyor, işletme maliyetlerinin yanı sıra ilk yatırım maliyetleri de azalıyor. Isı yalıtımına yapılan yatırım, sağlanan yüksek enerji tasarrufu ile bir kaç yıl içinde kendini amorti ediyor."

Kayıtdışı sorunu yaşanıyor

Türkiye'de yalıtım sektörünün büyüme yolunda büyük fırsatlara sahip olduğunu belirten Ode Yalıtım Genel Müdürü Bülent Çolak, "Ancak her sektörde olduğu gibi yalıtım sektörünün de gelişimini engelleyen önemli sorunlar var. Bu sorunların başında haksız rekabet ve kayıt dışı üretim geliyor. Her yıl büyüyen yalıtım sektöründe, büyümeden daha fazla payı, kayıt dışı üretim yapan firmaların aldığını görüyoruz. Bunu önlemek içinde sektör içi denetimin artırılması ve daha güçlü yaptırımların olması gerekir. Bunun yanı sıra ürün kalitesinde sürekliliği ve performans değerlerini ölçen laboratuvarların sayıca azlığı ve kalite kontrol sisteminin olmaması yalıtım uygulamalarında beklenen kalitenin düşmesine yol açıyor. Bunu önlemenin yolu Tebar gibi kalite laboratuvar etkilerinin artırılması ve yayılmasıdır. Bir diğer sorun ise, yalıtımın ısı, su, ses, yangın olmak üzere 4 ayağı olmasına rağmen sadece "ısı yalıtımı" olarak algılanmasıdır. Çözüm olarak pazarlama faaliyetlerinin buna göre yapılması gerekiyor.

Yönetmelik yeni binalarda yalıtımı zorunlu hale getirdi

Türkiye'de yalıtım bilincinin yeni yeni oturmaya başladığını belirten Ode Yalıtım Genel Müdürü Bülent Çolak, "İsı yalıtımı', Isı Yalıtım Yönetmeliği, Enerji Verimliliği Yasası, Binalarda Enerji Performansı (BEP) gibi destekleyici unsurlarında etkisiyle zorunlu hale geldi ancak tüketicide yalıtımı pahalı ve lüks olarak algılama gibi bir önyargı vardı. Bu nedenle yasa ve yönetmelikleri destekleyici teşvik paketlerinin arttırılmasının pazarı daha olumlu bir noktaya taşıyacağını öngörüyoruz. Binalarda Isı Yalıtım Yönetmeliğinin devreye girmesiyle birlikte yeni binalarda yalıtım zorunlu hale geldi. Ayrıca yönetmelik gereğince mevcut eski binaların tadilatla yenilenen ve ilave edilen kısımları da artık enerji verimli olarak projelendirilmek zorunda. Bu şekilde pazar büyüdükçe, bunun doğal sonucu olarak üretim ve satış önemli ölçüde yükselme gösteriyor. Bu durum aynı zamanda renovasyon pazarım büyütüyor. Enerji verimliliği açısından önemli rol oynuyor" dedi.

Dünyadan pay almak yerine yakın ülkelere gidiliyor

ODE Yalıtım Genel Müdürü Bülent Çolak yalıtım malzemelerinin hacimce çok yer kaplaması ve navlun ücretlerinin yüksek olması nedeniyle Türk yalıtım sektörünün dünya pazarlarından pay alamadığını belirtti. Çareyi başka ülkelere gitmekte aradıklarını dile getiren Çolak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sektör de zorunlu olarak yakın ülkelere gidiyor. Yakın lokasyon olan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yaşanan gerginlikler 2011 yılındaki ihracat hedeflerinin gerisinde kalmamıza yol açacaktır."
Mert Temizkan/Hürriyet