Sektörel

Türkiye'de önceliği işlev olan yapılar inşa edilmeli!

Türkiye deprem bölgesinde yer alan bir ülke, Bu sebeple yapı stoklarının depreme dayanıklı hale getirilmesi ve depreme dayanıklı konutların inşa edilmesi gerekiyor. Türkiye'de önceliği işlev olan yapılar inşa edilmeli...

Türkiye'de deprem çok boyutlu konuşulmalı. Önceliği işleve veren, kökünü Türk kültüründen alan yeni mimari yapı anlayışı benimsenmeli.

Sözcü Gazetesi köşe yazarı Soner Yalçın, bugünkü köşesinde Türkiye'deki yapı stokunu ve yapı stokunun depreme karşı nasıl yenilenebileceğini kaleme aldı.

İşte Soner Yalçın'ın 'Önce işlev sonra biçim' başlıklı yazısı...

Depremi çok boyutlu konuşmalıyız.

Ne dedi Cumhurbaşkanı Erdoğan: -“İzmir'deki depremde evleri yıkılan vatandaşlarımıza inşallah en kısa sürede yenilerini yapıp teslim edeceğiz.”

Erdoğan'a, “Bauhaus nedir” diye sorsam; “ev ve benzerleriyle ilgili her türlü ihtiyaç malzemesinin satışının yapıldığı alışveriş mağazası” derdi herhalde…

Kuşkusuz doğru ama yanıtını aradığım bu değil!

“Bauhaus” bir mimari yaklaşım adı… Bauhaus aynı zamanda biçimden çok işlevselliğe önem veren yenilikçi tasarım okuluydu…

Daha sağlam/ çelik konstrüksiyonlu, uzun süreli kullanılabilecek binalar inşa etmeyi amaçlayan bir grup solcu mimar tarafından Almanya'da 1919'da kuruldu… Kurucusu Walter A. G. Gropius (1883 – 1969) on yıl okulu yönetti. Her yapı bir tasarım gibi modern olsa da aynı zamanda maliyeti düşük, dayanıklı, fonksiyonel-pratik/kullanışlı ve mübalağalı değil sade-süssüz olmalıydı. Bu amaçla… Kentsel yapılaşmaya dair sorunları tasarladığı kitlesel sosyal konutlarla çözmeye çalıştı.

Dessau'daki Torten mahallesi, Karlsruhe'deki Dammerstock mahallesi ve Berlin'deki Siemensstadt siteleri gibi… Doğmakta olan yeni yüzyılı “konstrüksiyon çağı” ilan etti. Bauhaus şiarını “Yeni Birlik: Sanat ve Teknoloji” olarak açıkladı.

Konuyu açmama izin veriniz; konu deprem çünkü:

BOLŞEVİK YAHUDİ YUVASI

İsviçreli mimar Hans Emil “Hannes” Meyer (1889 – 1954) Bauhaus Okulu'nun ikinci müdürü oldu. Felsefesi şuydu: 

Mesele sadece yeni mimarlık stili yaratılmakla sınırlı değildi. Binalar düşük maliyetli, kullanışlı, uzun yıllara dayanıklı ve kolektif sosyal ihtiyaçları karşılayacak şekilde tasarlanmalıydı.

Marksist Meyer, belediye başkanı tarafından görevden alındı. O da bazı Bauhaus öğrencisiyle Sovyetler Birliği'ne gitti; kentsel projeler üretti, işçi evleri yaptı. Bugün hâlâ dimdik ayakta duruyor bu yapılar…

Bauhaus Okulu iktidara gelen Naziler tarafından “Bolşevik Yahudi Yuvası” diye kapatıldı. Yaptıkları binaları ruhsuz buluyordu zaten Hitler!

Bugün… 

Bauhaus binalarının tümü UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde. Bauhaus akımının öğretisi ve öğrencilerinin eserleri hâlâ stil-biçim ve teknik olarak dünyada belirleyici niteliğe sahip. Evet, Bauhaus akımı sadece 14 yıl faaliyet göstermiş olsa da, yapı tasarım açısından kimliğinin tesirini sürdürüyor.

Almanya'nın mimari kültür alanında en önemli ihraç ürünü olarak değerlendiriliyor…

Ya biz? Her sallantıda yıkılan, hiçbir üslubu olmayan, çevresel faktörleri dikkate almayan binalar yapmayı sürdürüyoruz…

Önceliği işleve veren, kökünü Türk kültüründen alan yeni mimari yapı anlayışı geliştirmeliyiz.

Depremi çok boyutlu konuşmalıyız…

İstanbul'da olası depremde 500 bin konut riskte!

Konut tercihinde yeni dönem: Depreme dayanıklı mı?