Genel

Türkiye'deki binaların yüzde 60'ı risk altında bulunuyor!

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Harp, "Deprem gibi herhangi bir afette yıkılma riski taşıyan binalarımızın oranı yüzde 60tır" dedi

Harp, yaptığı açıklamada, Vandaki depremin ardından bölgede incelemelerde bulunduklarını, özellikle kırsal alandaki durumun içler acısı olduğunu söyledi.

Vanın köylerinde taş toprak karışımı, kısmi kerpiç ve hiçbir mühendislik hizmeti almamış yapıların yıkıldığını gördüklerini ifade eden Harp, "İnsanlar bu yapıların altında yaşıyor. Doğa olayları tabii afete dönüşür. Ercişte yaşanan da budur" diye konuştu. Türkiyenin yapı stoğu konusunda 1999 depremlerinden sonra ulusal ve uluslararası kuruluşların araştırmalar yaptığına işaret eden Harp, şunları kaydetti:

"Ülkemizdeki resmi araştırmalara göre yapıların yüzde 40ı projesiz, yüzde 67si ise projesine uygun yapılmamış ve iskan ruhsatı alınmamıştır. Bunların yüzde 10unun yıkılarak yeniden yapılması, yüzde 30unun da güçlendirilmesi gerektiği üzerine birçok rapor var. Deprem gibi herhangi bir afette yıkılma riski taşıyan binalarımızın oranı yüzde 60tır. Türkiyede yapı envanteri çıkarılıp binaların depreme dayanıklılığı test edilmezse depremlerin afete dönüşmesi kaçınılmazdır. Bunun da en önemli ayaklarından birisi denetim. Eski yapılarda güçlendirme ve yenileme, yeni binalarda ise yapı üretim süreci çok iyi denetlenmelidir. Kamu binalarının da denetime tabi tutulması lazım. En çok zarar görenler bunlar oluyor. Dolayısıyla bu konuda adım atılması şart."

BİNALARAN GÜÇLENDİRİLMESİ

Harp, binaların sağlamlaştırılması gerektiğini belirterek, "Binaların güçlendirilmesi konusu insanların kendi ekonomik gücüne bırakılmamalıdır, devlet bunu fonlarla desteklemeli. İnsanların sağlıklı konutlarda yaşam hakkına kavuşturulması lazım" dedi. İnsanların zorlukla edindikleri konutlardan çıkamadıklarını, olası bir depremde yıkılmaması için dua ettiklerini kaydeden Harp, devlet kurumlarına ait yapıların da durumunun iyi olmadığını, bunların çok az kısmının güçlendirildiğini iddia etti.

Vandaki depremin İstanbul ya da İzmirde olması durumunda kayıpların çok daha fazla olacağına dikkati çeken Harp, "İstanbulda binaların yüzde 70i iskansız. Kaçak yapı oranı da yüzde 40ın üzerindedir. Projesine uygun yapılmayanın haddi hesabı yok. Türkiyenin neresinde olursa olsun bu şiddette bir deprem afete dönüşür, çünkü yapı stoğumuz her tarafta aynı. Dolayısıyla mevcut durum iç karartıcı. İnsanlar da adeta mezarda yaşıyorlar" diye konuştu.

ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Harp, 1999daki depremlerin ardından Deprem Konseyi oluşturulduğunu, 2002de 100 sayfalık rapor hazırlandığı belirterek, şöyle devam etti: "Yapılması gereken her şey orada var. Yıllardır boşu boşuna zaman kaybediyoruz. Bir program halinde uluslararası fonlar ya da bütçeden kaynaklar ayrılıp yapı stoğumuz yenilenmezse Vandaki yıkım yarın başka yerde yaşanacak. Her şeyden önce yapı stoğu belirlenmeli ve envanteri çıkarılmalı. Güçlendirilmesi ve yıkılıp yeniden yapılanması gereken yapılar için acilen kaynak ayrılmalı. Bu konuda uzun vadeli program dahilinde Türkiyenin yapı stoğu iyileştirilmeli. Bunun ötesinde de yapı denetim mekanizması çok daha sağlıklı işler hale getirilmeli. Tüm yapılar, kamu binaları dahil denetlenmeli ve mühendislik hizmeti
 alması mutlaka sağlanmalıdır."

Süratle eyleme geçilmesi gerektiğini, afet yönetiminin ciddi biçimde ele alınmasını istediklerini söyleyen Harp, "Riskin azaltılması için afet yönetim sistemi oluşturulmalı. Bütün bu yapılacaklar onun denetiminde gerçekleşmeli. Bilim insanlarının ve uzmanların içinde olacağı afet yönetimi tarafından alınan kararları birebir hayata geçirilebilecek mekanizma oluşturulmalı. Bunlar yapılmadığı sürece önümüzdeki yıllarda tekrar acılar yaşayacağız" dedi.

AA