Mimarlık

Dünya mimarisinde nasıl bir trend var?

Yurt içi ve yurt dışında yüksek ölçekli projelerin mimarı olan Gökhan Avcıoğlu, gelişmekte olan ülkelere ayrıca önem veriyor.

Milliyet Gazetesi'nden Duygu Erdoğan bugünkü ''Duygusal Sohbetler'' köşesinde  mimar Gökhan Avcıoğlu ile gerçekleştirdiği röportajı yayınladı. İşte  Duygu Erdoğan'ın röportajı... 

Türkiye’nin önemli projelerinde imzası bulunan mimar Gökhan Avcıoğlu, aynı zamanda ekibiyle birlikte dünya merkezlerinde de konumlanmış durumda. Yurt içi ve yurt dışında yüksek ölçekli projelerin mimarı olan Gökhan Avcıoğlu, gelişmekte olan ülkelere ise ayrıca önem veriyor. ‘Bizim için Ortadoğu’dan daha büyük şans’ diyen Avcıoğlu, Türk geliştiricilerin ve devletin finasman gücü ile Afrika bölgesindeki Çin hakimiyetini de kırmak istiyor. GAD Vakfı ile öğrenciler yetiştiren Avcıoğlu, 2 yıl sonra ise bir okul açmak için çalışıyor. Avcıoğlu ile Nişantaşı’nda katlı otoparktan çevirdikleri ofislerinde bir araya geldik.

1-) Burası daha  önce bir katlı otoparktı sanırım...

Evet. Tüm bölge ofislerimizi tek çatı altında toplamak isterken bu binaya denk geldik. Kendimiz için çok güzel bir iş yaptık.

Çok yoğunsunuz...

Uzun zamandır işlerimizi yurt dışını odağa alarak yaptığımız için çalışmalarımızda hiç düşüş olmadı. İçeride bir yavaşlama var ama ben bunu bir fırsat olarak görüyorum.

2-) Nasıl bir fırsat?

Bu yavaşlama sayesinde konut geliştiricilerin, yatırımcıların yurt dışında da önemli fırsatları görebileceklerini, uzak kıtalara kadar gidebileceklerini düşünüyorum. Çok kaliteli bir yapı ve tasarım hayatımız olmasına rağmen bunu kendimize saklıyoruz. Yanı sıra ihracata ihtiyacımız var ise, bu da tam anlamıyla bir ihracat. Yanı sıra sizin başka insanları tanımanız, başka insanların sizi tanıması sistemi de geliştirir. Belki bilmediğimiz bir şey var, öğreniriz. Belki öğretiriz. İçeride ihtiyaçları karşılarken, dışarıda da önemli pazarlar olduğunu unutmayalım.

Siz zaten çok önemli işlerle başka ülkelerdesiniz...

Evet ama biz her türlü zaten gidiyoruz. Çalışıyoruz. Önemli işler yapıyoruz. Ama bunun sürdürülebilir olması lazım. Sadece sen ben değil. Ben tüm sektör paydaşlarının arkalarına devletin de gücünü alarak buralara gitmesini istiyorum. Maddi manevi bir destekle, özellikle genç ve gelişime açık firmalar, Türk tasarımcısını, mimarını alarak gelişmekte olan ülkelerde önemli işler yapabilirler. Mesela biz bir yerden bir proje aldığımızda Türk üreticileri, önde olduğumuz malzemeleri; seramiği, taşı, mermeri ve diğer ürünleri tercih ederek buradan götürüyoruz. Ülkemizdeki çözüm ortaklarını tercih ediyoruz.

3-) Nasıl mümkün olabilir?

Bizim dünyada 5 noktada ofisimiz var. Kendimiz bu işi zaten yapıyoruz. Mesela Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde kurulacak TOKİ gibi, Emlak Konut GYO gibi bir sistemle ve mesela Eximbank’ın da kullanılabileceği şekilde hareket edebiliriz.

Bizim Karadağ’da, Budapeşte’de projelerimiz var. Polonya’ya, Çekya’ya bakıyoruz. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, Türkiye için çok şans sunan ülkeler. Ben bunu Ortadoğu’dan daha fazla şans olarak görüyorum. Sadece buralarda Türk geliştiricilere güvenin yeniden kurulması lazım. Arkamıza önemli bir finans gücü alarak gittiğimizi bilmeliler. Genç ve dinamik gruplar bunu kendilerine bir vazife edinerek dışarıda da iş yapmalı. Mesela Afrika var. Buralara gitmek istiyoruz ama Çin çoktan hakimiyet kurmuş.

4-) Yurt dışına hangi sistemler sunulabilir?

Dünyada kat karşılığı sistemini bilmeyenler var. Yine hasılat paylaşımı sistemi çok az. Mesela geliştiriciler bununla gidebilirler.


5-) Dünya mimarisinde nasıl bir trend var?

İnsanların konutla aralarındaki ilişkileri değişiyor. Dijital teknolojiyle beraber, yan komşunuzun kim olduğunu bilmezken, Kanada’daki arkadaşınızla görüşüyorsunuz. İnsanları daha küçük ama sosyal anlamda geliştiren, bir araya getiren projeler tercih ediliyor. İnsanın doğal yaşam alanı 500 metrelik etrafında dönüyor. Ama bunu görmezden gelip işleri öyle zorlaştırdık ki, aynı sitede oturan arkadaşını görmek için yarım saat yol gidiyorsun çünkü aradan otoban geçiyor. Yaya yürüyemiyor. Şehir kurgusu insanları arabalaştırdı. 

6-) Nasıl değiştirebiliriz?

Öyle yerler var ki, ekonomisi İstanbul ile yarışamaz ama mesela Budapeşte’de bir sokakta inşaat varsa size inşaat izni vermiyor. O sokakta yaşayanlara saygısından. Bu algıları değiştirecek en güçlü şey ise şehircilik ve mimari. Artık çok gelişmiş elektronik aletler kullanan insanlara konut yapıyoruz. Lüks çok değişti. Büyük bir ev ya da son model bir araba değil artık.

‘Önceliğim turizm olurdu’


7-) Dünyadaki ‘Türkiye’ algısı nasıl desteklenebilir?

Türkiye’de ben olsam önceliği turizme veririm. Türkiye’nin turizmin her alanında eli o kadar güçlü ki. Dünyada bir tane daha örnek çok az. Bir de yurt dışında şunu gözlemliyorum; bir iş yaparken eğer olumlu bir yaklaşımla karşılaşıyorsam o insanın Türkiye’ye daha önce gelmiş olmasından kaynaklanıyor. Ters bir şey ya da nötr bir durum ise görürsem de onu Türkiye’ye davet ediyorum.

‘Mimari başarılı ama şehircilikte sınıfta kalıyoruz’

8-) Şehircilik ve mimari gelişimin önünde engel mi var?

Evet, İmar Kanunu. Sıfır bir sistemden başlamak lazım. Yepyeni bir sayfadan. Türkiye kendi kendine yabancılaştı. Niye yabancılaştı? İmar Kanunu yüzünden. İmar Kanunu diyor ki; ona bakma, burdan geçme, şunu yapma. Bunu kötüye kullanacaklardan korkmayalım. Onları eğitelim.

Mesela ben İmar yönetmeliğini anlamıyorum. Ben anlamadığım için kimse de anlamıyor. Bunu sanıyorum bir tek yerel yönetimler anlıyor. Türkiye mimaride çok başarılı. Şehircilikte sınıfta kalıyor.

Gökhan Avcıoğlu kimdir?