Dekorasyon

Fay hattında imar izni ilk değil

lediyenin başvurusu üzerine, Sakarya Akyazı'da fay hattının 150 metre çevresindeki imar yasağı 20 metreye indiriliyor

Gazetelerde haberi görünce, koşa koşa başkanlığa geliyor, “Siz ne yaptınız” diyerek, uzmanlardan hesap sorarken, onlar soğuk kanlı:

“Hiiç, rutin bir çalışma yaptık.”


Haber şu. Belediyenin başvurusu üzerine, Sakarya Akyazı'da fay hattının 150 metre çevresindeki imar yasağı 20 metreye indiriliyor.

İndiren kim? Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı. Bu haberi gazetelerde okuyunca, koşa koşa başkanlığa gelen kim? Başkanın kendisi, Mehmet Ersoy.

Ersoy Yalova Valisi iken, altı ay önce anılan yönetimin başkanlığına atanıyor.

Haberi okuyunca ben de şaşırıyorum, Başkan Mehmet Ersoy'u arıyorum.

ZEMİN VE İNŞAAT

Telefondaki görüşmemizde, uzmanlardan aldığı bilgi ile, Ersoy, “Bu ilk değil ki” diye söze giriyor:

“Daha önce Bolu, Düzce, Maşukiye, Kavaklı'da imar yasağını fay hattının 10 metre gerisine kadar çektik. Bazı yerlerde, mesela Erzincan, Suşehri, Erbaa, Niksar'da hiç tampon bölge yok.”

Tam fay hattı üzerinde, depremin olanca gücüyle vurduğu hat üzerinde, hiç boş alan bırakmadan imar izni vermek.

Başkan Ersoy, kararı idari niteliyor, gerekçe olarak şunu gösteriyor:

“Yasaklı alanların imara açılması için yapılan çalışmalarda, imar planlarının bizim onayımızdan geçmesi gerekiyor. Bu onayı verirken biz iki şeye bakıyoruz. Bir, zemin sağlam mı, iki, inşaat kalitesi ile ilgili teknik rapor. Fay hattına rağmen, zemin sağlam olabiliyor. Bölgenin jeolojik yapısına göre.”

BİLİMSEL ONAY

Fay hattı çevresinde imar izni verilirken, teknik raporlar her sefer jeoloji alanında ün yapmış bilim adamlarıyla da görüşülüyor. Son Akyazı kararında olduğu gibi.

İnsana ilk anda garip geliyor, fay hattında imar izni.

Daha garip gelen, aziz halkımızın bir karşı toprak üzerinde bile imar izni peşinde koşması. Fay hattı, deprem riski filan, onları hiç bir şey durdurmuyor. Gerçi, eğer inşaat kalitesi ve zemin uygunsa, neden olmasın ancak, aziz halkımız bunu daha bilmeden, hırsla imara saldırıyor.

Fay hatlarında daha nice imar planlarına.

Erdoğan, Amerikan sırat köprüsünde

BİR yandan Beyaz Saray'ın nabzını tutuyor ve fakat Amerikan yönetimini ciddi biçimde eleştiriyor. Öte yandan Amerikan politikasının yeni rotasını aktarıyor ve fakat aynı zamanda o rotaya yön veriyor.

Washington Post, Başkan deviren gazete.

İki gün önce Washington Post'ta “Türkiye Ve Erdoğan'ın Sorumluluğu” başlığı ile yayınlanan yazı, Amerika'nın artık Tayyip Erdoğan'dan umudunu kesmekte
olduğunu gösteriyor. Erdoğan'a, bugüne kadar Erdoğan'ı desteklediği için de, Obamaya yönelik sert eleştiriler içeren yazıdan bazı satır başları:

-  “İslami militanlara sempatiyle yaklaşan...” Kim? Tayyip Erdoğan.

-  “Ahmedinejad'ın seçimi kazanması sonrasında, İran'da öldürülen rejim muhalifleri için hiç bir şey söylemeyen...” Kim? Tayyip Erdoğan.

-  “İsrail için soruşturma açılsın, ama IHH ilişkisi de sorgulansın...” Kimin? Tayyip Erdoğan'ın.

-  “Türkiye'de hükümetin antidemokratik uygulamalarına göz yuman...” Kim? Obama.

Ve çok ağır bir cümle:

“İsrail yaptığı hatanın cezasını ödüyor, Tayyip Erdoğan'ın uyguladığı politikanın bedeli olmayacak mı?”

Bu yazı, Obama eleştirilse bile, belli ki, Beyaz Saray kaynaklı. Bundan sonra Tayyip Erdoğan için Amerika artık dik yokuşta.

Katile inanmak

ADAMIN kendisi itiraf ediyor, “yedi TİP'liyi ben öldürdüm”.

Yıllarca hapis yattıktan sonra, Sabah'tan Sevilay Yükselir o katille, Haluk Kırcı ile röportaj yapıyor. Çarpıcı bir röportaj, iyi gazetecilik. Yine de, bir noktayı yadırgıyorum. Soru sorarken, Sevilay Yükselir, “Haluk Bey” diyor. Bir katile, bey, demese de olur, diye düşünüyorum.

Kırcı'nın öne sürdüğü iddia çok çarpıcı. “Abdullah Çatlı, 12 Eylül'de askeri yönetimle pazarlık yapmış, Ermeni operasyonlarına karşı Kırcı'nın idamdan kurtulmasını sağlamış.”

Eğer doğruysa, askeri darbelerin ülkeyi nasıl yönettiğine ilişkin feci bir manzara daha. Darbe hukukuna muhteşem bir örnek. Yanlış ise, o dönemin sorumluları hayatta, herhalde açıklama yaparlar.

Yalçın Doğan/Hürriyet