Kent Haberleri

İstanbul Boğazı'ndaki yalılar hikayeleri ve mimarisiyle dikkat çekiyor!

Boğaziçi'ndeki 366'sı tarihi toplam 600 yalı, İstanbul'un kültürel mirası içerisinde önemli bir yer tutuyor. Araştırmacı-yazar Şimşek: "Şehzade Burhaneddin Efendi Yalısı, Boğazın en pahalı yalısıdır. " dedi.

İstanbul Boğazı'nın incileri olarak nitelendirilen, mimarileri ve hikayeleriyle dikkati çeken tarihi yalılar, kentin kültürel mirası içerisinde önemli bir yer tutuyor. 


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından yayınlanan "İstanbul'un 100 Yalısı" kitabının yazarı Mahmut Sami Şimşek, AA muhabirine yalıların tarihi serüvenleri, mimari özellikleri ve ilginç hikayelerini anlattı.



Şehrin kültür envanterini gün yüzüne çıkarmak amacıyla hayata geçirilen "İstanbul'un Yüzleri Serisi" kapsamında, "İstanbul'un 100 Yalısı" kitabını hazırladığını belirten Şimşek, kitabında Avrupa yakasında Eminönü'nden başlayıp Sarıyer'e uzanan, Anadolu yakasında ise Beykoz-Üsküdar arasındaki tarihi yalıları anlattığını söyledi. 


Osmanlı döneminde yalılara, "suyu yalayan haneler" denildiğini ifade eden Şimşek, yalılarla ilgili bilgi verdi. Şimşek, tarihi yalıların genellikle "harem" ve "selamlık" olmak üzere iki ayrı binadan oluştuğuna dikkati çekerek, yapılarda bunların yanı sıra müştemilat, bendegan dairesi, ahır ve arabalıklar, kayıkhane, kiler, mehtabiye bulunduğunu vurguladı.


Bazı yalılarda "Ya Hafız" yazılı levhalar olduğunu kaydeden Şimşek, "Allahu Teala'nın 'koruyan' anlamına gelen 'Hafız' ismini yalıların alınlıklarındaki madalyonlara yazarak büyüden, yangından, nazardan korunmayı amaçlarlardı. Said Halim Paşa Yalısı'nda ve Mısır Konsolosluğu olarak kullanılan Emine Valide Paşa Yalısı'nda bu yazılar mevcut" ifadelerini kullandı. 


Araştırmacı-yazar Şimşek, Osmanlı döneminde Boğaziçi'nde düzen ve asayişin bostancıbaşılar tarafından sağlandığını dile getirerek, şöyle konuştu: 


   "Müslümanların yalıları en fazla üç kat, gayrimüslimlerinki ise en fazla iki kat olabilirdi. Renkleri bile bir nizamla belirlenmişti. Kırmızı, aşı rengindeki yalılar, devlet erkanı ya da saraya mensup zevatın yalıları idi. Hekimbaşı Yalısı ya da Sadullah Paşa Yalısı gibi. Açık mavi, açık pembe, açık yeşil, beyaz gibi açık tonlu renkler Müslümanların, gri, kahverengi ve duman rengi gibi koyu renkli yalılar ise gayrimüslimlere aitti. Bu kurallara uymayanın yalısına el konulur ve kendisi de sürgüne gönderilirdi. Sürgüne gönderilen şahsın yalısının kepenkleri kapatılır ve yalı sahibinin cezası bitene kadar da açılmazdı. Böylelikle kimin cezalı olduğu da hemen anlaşılırdı. Osmanlıların yalıları genellikle harem ve selamlık olmak üzere iki ayrı binadan oluşur, misafirler selamlıkta ağırlanırdı." 


Osmanlı döneminde semtlerin de paylaşılmış olduğunu anlatan Şimşek, Boğaziçi'nde şehzade, sultan ve hanedan mensuplarının genellikle Beşiktaş, Ortaköy ve Kuruçeşme sahillerini tercih ettiklerini aktardı. Şimşek, sadrazamlar, vezirler ve pan üyelerinin Bebek'te, ilmiye sınıfının Rumelihisarı'nda, gayrimüslimlerin Kuzguncuk'ta, din adamları, yazarlar, şairler ve ilim adamlarının da Beylerbeyi'nde oturduklarını belirtti. 


- Boğaz'ın incisi 600 yalı 

Şimşek, Boğaziçi'nde 366'sı tarihi 600 yalı bulunduğunu, tarihi yalıların Anıtlar Kurulu tarafından korunduğunu aktararak, şöyle devam etti:  


 "Şehzade Burhaneddin Efendi Yalısı, Boğazın en pahalı yalısıdır. Bu sene Temmuz ayında Katar Prensi'ne 100 milyon avroya satıldı. Sultan Hamid, ağabeyi Burhaneddin Efendi'yi çok sevdiği için en sevdiği oğluna da onun ismini vermişti. 'Burhaniye' semtinin ismi de Burhaneddin Efendi'den gelir. Bahçesindeki iki köşkünden başka yalıda balo salonu, yüzme havuzu, kayıkhane, Türk hamamı, müştemilat binası, çamaşırhane, dev bir yemekhane, spor salonları ve 64 odası mevcut. En eski yalı Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı da 1697'de inşa edilmiştir. Anadolu Hisarı'nda bulunan 3 asırlık bu yalının şu anda günümüze tek bir odası gelebildi. 24 odadan oluşan, haremliğiyle selamlığıyla muhteşem bir yalıydı. Bu yalıyı yaptıran Amcazade Hüseyin Paşa bir dönem sadrazam, bir dönem de kaptan-ı derya olarak görev yapmıştı. Boğazı en iyi bilenlerden biriydi, onu bilerek konuşlanıyordu o mekana. Günümüze sadece selamlık kısmının panhanesi kalmış. Şu anda restore ediliyor. En büyük yalı ise şu an Mısır Konsolosluğu elçilik binası olarak kullanılan Emine Valide Paşa Yalısı'dır. 48 odalı yalının rıhtımı 76 metre uzunluğundadır."


Hikayeleri ilginç yalılar arasında Emine Valide Paşa Yalısı'nın da bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, "Mısır Hıpi Abbas Hilmi Paşa'nın annesi Emine Valide Paşa, Osmanlı'da 'Paşa' unvanını alan tek kadındı. Cumhuriyet döneminde, yalısını Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne bağışlamak istedi. Fakat devir teslim sırasındaki resmi yazışmalarda 'Paşa' unvanının kullanılmamasına kızan Emine Valide Paşa, yalısını bağışlamaktan vazgeçti" diye konuştu. 


Said Halim Paşa Yalısı'nın önemini anlatan yazar Şimşek, adını, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın torunu ve eski Osmanlı Sadrazamı Said Halim Paşa'dan alan yalının, 19. yüzyılın son çeyreğinde Yeniköy'de inşa edildiğini hatırlattı. Şimşek, şunları söyledi: 


"Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'na girmesine sebep olan 1915 Türk-Alman ittifakı da bu yalıda yağmurlu bir günde imzalanmıştı. Bahçesindeki iki aslan heykeli sebebiyle 'Aslanlı Yalı' ismiyle de bilinir. Said Halim Paşa'nın vefatıyla, iki oğlu Halim ve Ömer kısa bir süre bu yalıda oturdular. Daha sonra Araplara yazlık olarak kiraya verilen yalıda Kral Faysal uzun süre kiracı olarak kalmıştı. Şu an caddede bulunan birçok dükkan bir zamanlar yalının mutfaklarıydı. Bu mutfakların kapısına şöyle yazdırmıştı Said Halim Paşa: 'Aç olan buyursun'. Said Halim Paşa Yalısı günümüzde düğün, toplantı ve davetlerin vazgeçilmez adreslerinden biri olmuş." 


Yalıların fiyatlarının 8 milyon dolardan başladığını anlatan Şimşek, Afif Paşa Yalısı, Said Halim Paşa Yalısı, Mabeynci Faik Bey Yalısı, Bahai Efendi Yalısı ve Abud Efendi Yalısı'nda bazı dizilerin çekildiğini de belirtti.


Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı: 

"Tarihi yalılar, Osmanlı'dan bütün bir devletin ailesinin minyatürünün günümüze kadar gelebilmiş halidir. Günümüze kadar bu tarihi yalıların renklerinin bile değişmeden aynen korunabilmesi çok önemli. Örneğin dışına klima takılması bu yapıları ne kadar çirkin gösteriyor. Gemi kazaları... Maalesef devasa bir geminin yalılara çarpması söz konusu oldu. Bu kazalara karşı mutlaka önlem alınması gerekiyor." 


AA