Sektörel

Mimaride yeni bir devir!

Yatay mimariyi yaygınlaştıracaklarından bahseden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Ülkemize uzunca bir süredir hâkim olan çirkin, ruhsuz, kimliksiz yapı inşası dönemini sona erdirerek, gelenekle geleceği harmanlayan yeni bir devri başlatmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Beykoz’daki Cam ve Billur Müzesi’nin açılışına katılan Recep Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yatay mimariyi yaygınlaştıracaklarını açıkladı. Erdoğan, “Ülkemize uzunca bir süredir hâkim olan çirkin, ruhsuz, kimliksiz yapı inşası dönemini sona erdirerek, gelenekle geleceği harmanlayan yeni bir devri başlatmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

HARAP KÖŞKLERİ AYAĞA KALDIRDIK

Hürriyet'ten Özgür Altuncu'nun haberine göre;  Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarına şu şekilde devam etti:  “Maalesef ülkemizde bir dönem, ecdat mirasına çok hoyrat davranılmış, nice güzel eserler yerle yeksan edilmiştir. Dolmabahçe’deki harap haldeki mekanları restore ederek, önce Başbakanlık şimdi Cumhurbaşkanlığı hizmetlerinde kullanıyoruz. Beylerbeyi Sarayı takibimizle Meclis Başkanlığı tarafından restore edildi. Daha sonra yine Cumhurbaşkanlığı bünyesinde değerlendirdik. Aynı şekilde büyük bir vefasızlıkla harabeye dönen Yıldız Sarayı Mabeyn Köşkü’nü restore ederek ülkemizin sembol eserlerinden biri haline getirdik. Yıldız Sarayı’nın diğer kısımlarıyla ilgili çalışmalar da yine devam ediyor. Tarabya’daki harap halde bulunan Huber Köşkü ile adeta tamamen yıkılmış olan Çengelköy’deki Vahdetin Köşkü’nü de yeniden ayağa kaldırdık.

YENİ BİR DEVİR BAŞLATACAĞIZ

Ülkemize uzunca bir süredir hâkim olan çirkin, ruhsuz, kimliksiz yapı inşası dönemini sona erdirerek, gelenekle geleceği harmanlayan yeni bir devri başlatmayı hedefliyoruz. Artık pek çok şehrimizde sadece kamunun değil, özel sektörün ve kişilerin de projelerini aynı anlayışla yürüttükleri görüyoruz. Yatay mimariyi yaygınlaştırmak suretiyle, Türkiye’nin çehresini orta ve uzun vadede tamamen değiştireceğimize inanıyoruz.

ÖZGÜRLÜĞÜMÜZDEN UZAKLAŞTIK

Günümüzde dünyasında toplumlar kültürler arasında etkileşim kaçınılmaz bir gerçektir. Ama biz diğer hususlarla birlikte kültür sanatta da sadece kopya çeken, taklit eden durumunda kalarak özgürlüğümüzden uzaklaştık. Bilhassa tek parti döneminde kültürel alanda tamamen taklitçi, tamamen baskıcı, ülkenin ve milletin değerleriyle kavgalı bir zihniyetin esiri olduk. Hiç şüphesiz son yıllarda gayet güzel, takdire şayan kültür sanat ürünleri ortaya konmuş, ilmi faaliyetler gerçekleştirilmiştir. Mesele bunların sınırlı bir alanda kalmış olmasıdır. Hayat boşluk kabul etmiyor. Kendi mimarinize sahip çıkmazsanız, kendinizi gecekonduların, çirkin betonarme binaların arasında bulursunuz.

KAYBOLUP GİDERSİNİZ

Kendi edebiyatınızı, kendi müziğinizi üretemezseniz, küresel dalgaların içinde kaybolup gidersiniz. Türkiye tüm bu felaketleri yaşamış bir ülkedir. Bir süredir dile getirdiğimiz aile, eğitim ve kültür merkezli bir anlayışla medeniyet hedefimizi devralma hedefimizin gerisinde bu tespit yatıyor. Aile ile temeli güçlendirilmemiş; eğitimle kalıcı hale getirilmemiş, kültür sanatla tahkim edilmemiş bir kalkınmanın bizi götüreceği yer zevksizliktir, sevgisizliktir, nobranlıktır, bataklıktır. İrfan ve hikmetle yoğurarak hayata geçireceğimiz atılımlarla, ülkemizi bu tehdidin yörüngesinden çıkartmakta kararlıyız.”

1.500 ESER

Beykoz'da bulunan Cam ve Billur Müzesi 3 bin metrekarelik kapalı alanda, modern müzecilik kriterlerine göre oluşturuldu. Müzede 12 bölüm ayrı bölümde 1.500 eser sergilenecek. Cam sanatının gelişim evrelerinin kronolojik olarak izlenebildiği Beykoz Cam ve Billur Müzesi’nde, Türk camlarının yanı sıra Avrupa’da Osmanlı sarayları için üretilmiş eşsiz eserler de bulunuyor.

Kimliksiz yapı inşaat dönemi sona eriyor!