Kripto Paralar

Türkiye, kripto paraya kapılarını kapattı mı?

Son zamanlarda sık sık gündeme gelen kripto paralarla ilgili tartışmalar bitmiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kripto paralarla ilgili olarak ‘Onlara karşı ayrı bir savaşımız, ayrı bir mücadelemiz var’ sözleri yeni bir tartışma başlattı. Peki Türkiye, kripto paraya kapılarını kapattı mı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mersin ziyareti dahilinde 17 Eylül 2021 tarihinde Türkiye’nin farklı bölgelerinden gençlerle buluştu.

Sputniknews'ten Turan Salcı'nın haberine göre, ziyaretler esnasında bir genç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, “Benim sorum, kripto parayla alakalı. Geçtiğimiz günlerde Merkez Bankası, Dijital Türk Lirası platformu kurdu. Bu kararla acaba Türkiye kripto paraya mı açılmayı planlıyor? Biz açıkçası, gençler olarak ailelerimize bu konuda cevap veremiyoruz. Sizin bu konudaki fikirlerinizi merak ediyoruz” şeklinde bir soru sordu.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “Bir defa bizim bu kripto paraya açılma diye bir derdimiz kesinlikle yok. Onlara karşı ayrı bir savaşımız, ayrı bir mücadelemiz var. Onlara da böyle bir prim zaten asla vermeyiz. Vermeyeceğiz de. Biz şu anda bu konuda kendi asli hüviyeti olan paramızla yola devam edeceğiz” şeklinde yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözü AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım'a bırakması üzerine, Binali Yıldırım da “Kripto para maalesef mağduriyetlere de kapı açıyor. Dolayısıyla çok ciddi denetime ihtiyaç gösteren bir şey. Bir nevi hayali bir geleceğe yönelik satış yapılıyor ve ondan sonra bunun kötü örneklerini gördük, mağdur olanları da gördük. İleride takdirinizle bu istismarları, yanlışları önlemek için devlet olarak, hükümet olarak bazı düzenlemeler yapmak gerekebilir. Onunla ilgili çalışmalar başlatıldı” yanıtını verdi.

Sputnik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklamalarını Eski ABD Merkez Bankası (FED) Araştırma Direktörü Erkin Şahinöz ve kripto para üzerine çalışmaları ile bilinen Avukat Tevfik Kerem Bilen’e sordu.

Eski ABD Merkez Bankası (FED) Araştırma Direktörü Erkin Şahinöz, kripto para sürecini şu şekilde anlattı:

“Kripto paralar Bitcoin ile birlikte hayatımıza 2009 yılında girdi. İlk Bitcoin hayatımıza girdikten sonra birçok kripto para daha çıktı. Ondan sonra da Ethereum ile birlikte Blokzincir 2.0 projeleri geldi. Bitcoin aslında ödeme sisteminin merkeziyetsizleşmesiydi, Ethereum’la birlikte merkeziyetsiz finans, merkeziyetsiz web gibi durumların oluşmasını sağlayacak müthiş bir platform oluştu. Bu dünya adeta çığ gibi büyüyor. Bir tarafta regülasyonlar ile bu alan denetlenmeye çalışılıyor ki çok zor. Diğer yandan da mevcut geleneksel finansal sistem burası ile bütünleşmeye çalışıyor. Yatırımcılar bu alana yatırım yapmak istiyorlar o yüzden yatırım kuruluşları müşterilerine kripto para ürünlerini de alıp satabilecekleri birtakım fonlar oluşturuyor. Bir yandan bazı ülkeler resmi para birimi olarak kabul etmeye hazırlanıyor. El Salvador etti, Ukrayna ve bazı Latin Amerika ülkeleri bunun ön hazırlıklarını yapmaya başladı. Birkaç sene sonra bu yeni dünyadan çıkmış şirketleri dolayısıyla yeni ekonomiyi konuşuyor olacağız.”

Türkiye’nin bu tutumu nasıl yorumlanmalı?

Türkiye’nin bu tutumu nasıl yorumlanmalı? Eski ABD Merkez Bankası (FED) Araştırma Direktörü Erkin Şahinöz konuyla ilgili olarak şunları dile getirdi:

“Dünya genelinde ülkeler, kripto paraya farklı bakış açısı ile yaklaştılar. Kimi ülkeler bunun potansiyelini, getireceği sermayeyi, sağlayacağı beyin göçünü gördü. Kripto para dostu bir ortam oluşturmaya niyet ettiler. Kimi ülkeler ise daha yasaklayıcı politikalarla ilerliyor. Dolayısıyla Türkiye kendini biraz daha ikinci tarafta konumlandırıyor. Hatta bunu ödeme yöntemi değil bir hisse senedi gibi bir varlık olarak tanımlıyor. Zaten en son çıkan yönetmelikte kripto para ifadesi yerine kripto varlık ifadesi kullanıldı. Bu zaten baştan ülkemizde hiçbir şirketin herhangi bir ürünü, bir malı, bir hizmeti kripto para karşılığında satamayacağının resmi olarak duyurulmasıydı. Türkiye açısından blokzincir’i kaçırmak demek bunun ülkemize kazandıracağı sermayeyi de kaçırmak demek. Piyasa dostu bir ekosistem oluştursak dünyadaki zekayı ve sermayeyi buraya çekiyor olacağız. Dolayısıyla Türkiye’nin daha kucaklayıcı bir yaklaşım sergilemesini tercih ederim.”

‘Ben kabul etmiyorum’ demesi mümkün mü?

Ülkemizin kapılarını kapalı tutsa da blokzincir teknolojisinin önce şirketleri zorlayacağını kaydeden Eski ABD Merkez Bankası (FED) Araştırma Direktörü Erkin Şahinöz şöyle konuştu:

“Çünkü tedarik zincirini blokzincir üzerinden yöneterek verimliliğini tavana çıkarmış dünya devleriyle veya uluslararası rakiplerle mücadele edilemeyeceği ortaya çıkınca, zaten zorunlu hale gelecek. Hemen hemen her sektörün buna geçmek zorunda kalacağı birkaç yıllık süreyi konuşuyoruz. Dolayısıyla şirketler böyle bir yapının içerisine gireceklerse, ülkenin de makro bakış açısıyla buna uzak durması, ‘ben kabul etmiyorum’ demesi mümkün değil. Yoksa olay hep şuraya geliyor: ‘Efendim büyüdük mü küçüldük mü?’ Ya büyümek küçülmek değil, mesele ‘kalkındık mı kalkınmadık mı’ meselesi. Bu ülke halen bir kilo ihracatını 1 dolara satıyor. Bu ne kadar üzücü bir durum. Rakiplerimiz 1 kilo ihracatını 4-5 dolara biz niye 1 dolara satıyoruz. Yani bizim ürünümüzün niye kimliği yok, niye markası yok. Niye katma değerimiz az. Bunları düşünmemiz lazım. Çünkü en iyi uygulamalar konusunda gerideyiz. Bunu blokzincir özelinde çok daha iyi düşünmemiz gerekiyor.”

‘Kripto paraların bir hukuki nitelendirilmesi yapılması gerekli’

Son zamanların gündem konuları arasında yer alan kripto para konusunda bir sorun da Türkiye’de bu konuyla ilgili yasal düzenlemelerin eksik olması.  Kripto para üzerine çalışmalarla dikkat çeken Avukat Tevfik Kerem Bilen, “Kripto paraların şu anda hem bu varlık alım satım yapan borsaların hem yurt içi hem yurt dışı borsaların Türkiye'de şu anda yerleşik olarak bir denetimi yok” şeklinde konuşarak şunları dile getirdi:

“Bu denetimin yapılabilmesi için öncelikle devlet tarafından bu denetimin nasıl yapılacağıyla alakalı bir kanuni düzenleme yapılması gerekiyor. Yani öncelikle aslında kripto paranın bir hukuki nitelendirilmesinin yapılması gerekiyor. Aslında bununla alakalı bir nitelendirme bizim de taraf olduğumuz bir davada hâkim tarafından yapıldı. Fakat bu hâkim tarafından yapılan nitelendirme herhangi bir bilimsel bir altyapıya dayandırılarak yapılmadı, o hakimin kendi görüşü oldu. Ve şu anda da zaten üst mahkemede bununla alakalı itirazımızı taşıdık ve hala dava devam ediyor. Orada kripto varlıkların alakalı emtia veya kıymetli evrak gibi nitelendirebileceğini söyledi. Bunun bir hukuki nitelendirmesi yapılması lazım. Bu bir döviz gibi mi görülmesi lazım, yoksa bir hisse senedi gibi mi, bir emtia gibi mi, bir kıymetli evrak gibi mi, ne gibi görüldüğünün belirlenmesi lazım.”

Kripto paralar komisyonda

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, geçtiğimiz Mayıs'ta, kripto para raporunu hazırlamış ve TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’na sunmuştu. Sunulan bu raporda, son zamanların gündem konuları arasında yer alan kripto paraların asli değerinin olmadığı ve değerinin çok oynak olduğu ifadeleri yer aldı.

Raporla ilgili önemli açıklamalar yapan Avukat Bilen, “Meclisteki çalışma bu kazancın vergilendirilebilmesi ile alakalı. Nasıl vergilendirilebilir? Devlet bu yönde nasıl bir kazanç elde edebilir? Çünkü kayıt dışı olduğu için şu anda herhangi bir gelir vergisi alınmıyor” dedi.

 

Bitcoin 40 bin doların altına düştü!

Pandemide kripto paralara olan ilgi katlandı!