Genel

31 Mart seçimlerinin belediyecilikte değiştirdikleri!

Sosyolog Faruk Özcan, 31 Mart Yerel Seçimleri'nin belediyecilikte değiştirdiklerini kaleme aldı. Özcan'ın seçmenlere iyi, yeni(den) seçilen belediye başkanlarına kötü bir haberi var...

Bu yazı için müneccimlik diyenler elbetteki olacaktır ama, seçmenlere iyi, yeni(den) seçilen belediye başkanlarına kötü bir haberimiz var. Seçmenler için iyi haberimizle başlayacak olursak, biraz olsun matematik bilen bir belediye başkanı tarafından yönetilen her belediyenin sakinleri bu dönem belediye başkanlarının hiç olmadıkları kadar çalışkan olduklarını görecekler. Seçilen belediye başkanlarına kötü haberimiz ise, zorlu bir seçim maratonunu geride bıraktıklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar, asıl zorlu maraton şimdi başlıyor. 

Son yılların en çekişmeli seçimi diyebileceğimiz 31 Mart Yerel Seçimleri’ne damgasını vuran mazbata tartışmaları ve kesinleşmesi geciken sonuçlar gibi görünse de, 31 Mart Yerel Seçimleri’ne asıl damgasını vuran, parti(li)lerin sandık mücadelesidir. 

Öyle ki, sandık başında da, il(çe) seçim kurullarında da bir oy için bile nice tartışmalara giren, seçim günü sandık, şimdi de il(çe) seçim kurulu nöbetini bırakmayan partililerin terleri soğumadan yazıyorum, 31 Mart Seçimleri sonrasında artık hiçbir parti(li), kendisinden daha az koşan koşturan belediye başkanının kahrını çekmeyecektir, hem de bir sonraki seçimleri görmelerine dahi izin vermeden. 

2017 yılının son aylarındaki metal yorgunluğu dalgasıyla koltuklarını kaybeden belediye başkanlarına, 2020 yılı ile birlikte dalga dalga yenilerinin eklenmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Kimisi çok kez, kimisi ilk defa belediye başkanlığı koltuğuna oturmuş olsun, istisnasız tüm belediye başkanlarının son yirmi yıldır görev yapan meslektaşlarına kıyasla en fazla çalışacakları bir döneme giriyoruz. 

İstisnasız tüm partilerden seçilen belediye başkanları artık isteseler de istemeseler de, hem varsa önceki dönemlerinden, hem de diğer meslektaşlarından bu dönem daha fazla çalışmak durumunda kalacaklar.  

Olmaz ya, daha yeni seçilmişim, şöyle bi üç ay tebrikleri kabul ederim işe güce sonra bi bakırız diye içinden geçirebilecek belediye başkanlarına buradaki sözüm, sizi artık kendi parti(li)niz bile taşımaz bilin isterim. Değil böyleleri, çok değil bir yıl içinde bir sonraki seçimlerde partisinin üstüne ilave oy getirecek bir başarı gösteremeyenler, bir sonraki seçimleri başkan koltuğunda görmeyecektir. 

Şöyle ki, en erken 31.03.2020’de, en geç 31.03.2021’de, o güne kadar yaptıkları hizmetlerle bir başarı göstermedikleri için umut vadetmeyen belediye başkanlarına metal yorgunu değil, kırık camlar denmesi kuvvetle muhtemeldir. Hangi parti olursa olsun, binasındaki diğer camları tartışmaya açmamak için hemencecik o kırık camı değiştirecektir. Nasıl mı?

´Kırık Cam Teorisi´ ABD´li suç psikologu Philip Zimbardo´nun 1969´da yaptığı bir deneyden ilham alarak geliştirilmişti. Bilindiği üzere Zimbardo, biri suç oranının yüksek olduğu yoksul semte, diğerini de daha yüksek yaşam standardına sahip bir semte plakası olmayan, kaputları da aralık 1959 model birer araba bırakır. Sonrasında da, suç oranının yüksek olduğu semtteki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalanırken, diğerineyse bir hafta boyunca kimse dokunmaz. Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi ´sağ kalan´ otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırmalarını takip eden birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelir. "Demek ki" diyordu Zimbardo, "ilk camın kırılmasına, çevreyi kirleten ilk çöpe ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz. Şöyle ki, bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci de, önce ´tek´ bir pencere camının kırılmasıyla başlıyor. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, diğer camları da kırmaya başlıyor. Ardından daha büyük suçlar geliyor. Bir süre sonra o sokak, polisin bile giremediği bir mahalleye dönüşüyor”.

O yüzdendir ki, partisi için kırık cam olmaktan öteye gidemeyen belediye başkanının gözünün yaşına bakılmayacaktır. Kimse o partide düzeni sağlayan bir otorite olmadığının düşünülmesine artık fırsat vermeyecektir.

Vesselam, ekmek aslanın ağzında dendiği gibi, artık belediye başkanlığı da aslanın ağzında… İnanmayan kaçınılmaz sonunu beklesin!

Peki ama kırık cam olmak istemeyen belediye başkanları ne yapmalı sorusu için de şunu da yazmıştık.

Sosyolog Faruk Özcan
Bursa

 

Tebernüş Kireçci yazdı: 31 Mart 2019 seçimleri emlak piyasasına nasıl yansıyacak?

Yeni müteahhitlik yasası sektör için 'bildiğiniz dünyanın sonu'dur!