Genel

Türkiye'deki konutlar depreme ne kadar dayanıklı?

Türkiye İMSAD Başkanı Fethi Hinginar, Türkiye’deki 20 milyon konutun en az yüzde 45'inin dayanıksız olduğunu açıkladı.

Türkiye’nin 16 yıl geçirmiş olmasına rağmen hâlâ depreme dayanıklı olduğunu söyleyemediklerini vurgulayan Türkiye İMSAD Başkanı Fethi Hinginar, Türkiye’deki 20 milyonluk konut stokunun en az yüzde 45’inin deprem dayanımı ve güvenlik açısından yetersiz olduğunu söyledi.


"Deprem insanlığın kaybına neden olur"


“Depremler her şeyden önce en değerli varlığımız olan insanlarımızın kaybına neden olmaktadır” diyen Hinginar, şöyle konuştu:

“Ayrıca, ekonomiye de büyük yük getirmektedir. Unutmayalım ki, ülkemiz topraklarının yüzde 66’sı birinci ve ikinci derecede deprem bölgelerinden oluşmaktadır. Nüfusun yüzde 70’i, büyük sanayi yatırımlarının yüzde 75’i deprem riski altındadır. Bu nedenlerle deprem riskini azaltmak maliyet değildir, ülkenin afetlerden kaynaklanan önemli mali kayıplarından tasarruf ve paha biçilemez olan geleceğimize yatırım yapmaktır.”


Hinginar, güvenli yapılaşma için yasal düzenlemelerin öncelikli şart olduğunu dile getirdi. 1999 yılından bu yana deprem riskinin azaltılması çalışmaları kapsamında çeşitli mevzuat çalışmaları yapıldığını söyleyen Başkan Hinginar, bunların en önemlilerini;  Zorunlu Deprem Sigortası düzenlenmesi, Yapı Denetimi Kanunu, Afet Sigortaları Kanunu, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunlar şeklinde sıraladı. Başkan Hinginar, bu kapsamda Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı 2023’ün (UDSEP 2023) en önemli çalışmalardan biri olduğuna işaret etti.


"Bina yönetmeliğine ihtiyaç var"


Güvenli yapılar konusunda alınması beklenen acil önlemlerin tamamlanıp işlerlik kazanmadığını belirten Hinginar, şöyle devam etti:


“Türkiye İMSAD olarak, deprem riskinin azaltılmasında en önemli eksikliklerden birinin hâlâ ‘deprem dayanımı yetersiz binaların yapılması’ olduğunu gördük. Bunun önde gelen nedeni tasarım, malzeme seçimi, üretim, uygulama ve denetime ilişkin kurallar dizisinin yetersizliğidir. Başka bir deyişle mevzuat eksikliği ve karmaşasıdır. 

Depreme ve tüm doğal afetlere dayanıklı, sürdürülebilir, güvenli yapıların inşası için öncelikle inşaat sektöründeki yönetmelik ve teknik standartlar arasındaki ilişkiyi güçlendirecek, yönetmelik eksiklerine ve karmaşasına son verecek, ülkemize özgü bir Bina Yönetmeliği’ne acilen ihtiyaç bulunmaktadır.


Bina yapımıyla ilgili tüm yönetmelikleri konsolide edecek böyle bir yönetmeliğin hazırlanmasına sivil insiyatifin de katkıda bulunması için harekete geçtik. Meslek odalarımız,  üniversitelerimiz ve ilgili sivil toplum örgütlerimizin biraraya geldiği Ulusal Bina Yönetmeliği Platformu’nu (UBYP) oluşturduk. Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın İdris Güllüce’nin de yapılmasını öngördüğü gibi, bu platformun ilk çalıştayı önümüzdeki ekim ayında Ankara’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ilgili kamu kurumlarının da katılımıyla düzenlenecek.” 


Milliyet