Genel

Serkan Akın: Teknolojiyi tetkik etmeliyiz!

Mimar Serkan Akın, "Hayatımızı kolaylaştırdığını zannettiğimiz teknolojik şeyleri tetkik etmenin vakti geldi de geçiyor." diyor...

Yenisöz Gazetesi köşe yazarlarından mimar Serkan Akın bu hafta köşesinde "Elektrik hakkında 2" başlıklı yazısına yer verdi. İşte yazının detayları...


Sanayi devrimleri ile hayat ve üretim şekillerimizi değiştiren paganist akıl, ilk önce buharlı motorun buluşu ile insanın yarışamayacağı ve hiçbir şekilde altından kalkamayacağı mekanik bir üretim modelini dünyaya dayattı.

Daha sonra elektriğin bulunmasıyla birlikte mekanik enerjiyi manyetik enerjiye çevirmeyi başardılar ve bu enerji ile tüm makineleri ve motorları çalıştırmaya başladılar.

Böylece insanın yarışacağı sistem daha da güçlü hale gelmişti.

Üçüncü sanayi evresinde ise olmayacak bir şey yaptılar. Elektrik ile çalışan ve adına “computer” dedikleri ve daha sonra PC olan ve bizim Türkçe bilgisayar olarak adlandırdığımız insanlık tarihinin en büyük fitnesini icat ettiler.

Artık her şey elektrik sayesinde dijital hale gelmiş ve tüm hesaplamalar ile planlamalar PC üzerinden yapılmaya başlanmıştı.

Üretime ve tüketime dair her şey sözde bilgisayarlar ile planlanıyor ancak ne hikmetse dünyada açlık artıyor, savaşlar bitmiyor, gıdalar raf ömrü diye paketlenip içine insan sağlığına zararlı bir sürü madde ile dolduruluyordu.

İki büyük dünya savaşı yapılmış, milyonlarca insan mekanik ve dijital olarak üretilen savaş makineleri ile can vermişti.

Ayrıca üretime katılan milyonlarca makinenin ilk olarak çalışması için gereken enerji; sömürü, kölelik, kan ve zulüm olarak kendini göstermekteydi.

Bununla birlikte geleneğe dair var olan ne kadar insani şey varsa tevhidî ve peygamberî olan, hepsini büyük bir zulüm ile ortadan kaldırıyorlar 200 yıldır.    

Ormanlar yok oluyor, denizler ve sular kirleniyor, diller, folklor ve kültürler, elektrikli makinelerin altında inim inim inliyor, endemik bitkiler kayboluyor, hayvan türleri azalıyor.

Hepsi elektrikle kurdukları medeniyette derin hesaplarla planlanan ve her şeyin elektrikli makinelerle üretildiği dünyada.

Şimdilerde bu evrenin dördüncüsü konuşuluyor sürekli.

Artık her şey otonom olarak yapay zekâlarla üretilecekmiş. İnsanlar yerlerinden kalkmadan her şey ayaklarına gelecekmiş. Tüm mutluluklar sanal olarak mümkün olacakmış. Fiziksel, biyolojik ve duygusal alanlarımızı birleştirip yeni bir duruş ve varoluş gerçekleşecekmiş. Adına da singularity demişler.

İlk iki savaşta imparatorlukları yıkmışlar ve İsrail devletini kurmuşlar, muhtemel son savaşta da dinleri, özelde de İslam'ı yok etmeyi planlıyorlar.

Yerine de transhümanizm dedikleri ve insanlığın dönüşüp yeni tanrılarının elektrik sayesinde her şeyi becerebildiklerini zannettikleri sonsuz bir hayattan bahsediyorlar.

Robotlar, yapay zekâ, cinsiyetin yok edilmesi, ailenin ve geleneğin tamamıyla ortadan kaldırılması projeleri arasında.

Ağa babaları petrolden çekileli yıllar oldu. Artık her şeyi güneşten elde ettikleri elektrik enerjisi ve yeni teknoloji piller ile devam ettirmek istiyorlar.

Sentetik deri kaplanmış, pili hiç bitmeyen, doğadan esinlenmiş mekanik sistemli, cloud teknolojisi sayesinde insan eşteşi (benzeri) ile hafıza bağı kurmuş robotların olduğu bir dünya hayal ediyorlar.

Bir de Kiramen Kâtibin meleklerinin her şeyi kaydettiği ve silemeyeceği gibi bir bilgi sistematiği inşa ediyorlar ki adına blockchain diyorlar.

Hayatımızı vazgeçilmez ve geri döndürülemez bir şekilde elektrikle inşa ettikleri, yakıcı bir medeniyete sürükledikleri, her şeyi –accept- diyerek kabul ettiğimiz ve bağımlı hale geldiğimiz dijital evrende değiştirilemez bir şekilde şifrelendiği ve depolandığı bir sistem olan blockchain dediğimizde aklımıza ilk gelen şey bitcoin ki sadece buz dağının görünen yüzü.

Tüm iletişim ve benzeri insani ihtiyaçlarımızın elektrik ile çalışan sanal bir evrende karşılandığı, para, üretim, sağlık, güvenlik, istihbarat, eğitim ve benzeri her konuda tek merkezden kontrol edilebilen tek dünya devletine doğru gittiğimiz, buna dair her şeyin bize güzel ve kolaylaştırılmış gösterildiği bir süreçte üzerimize düşen; %1'in üzerindeki tanrıcılık oynayan %1'lerin gerçek amaçlarının ne olduğunu anlamak ve ona göre tedbir alıp proje üretmektir.

Anlayacağınız elektrik insanı çarpan bir şeydir. Üretmesi, depolanması, iletilmesi, başka enerjilere dönüşmesi kolay anlaşılabilecek bir şey değildir.

Elektronlar protonların etrafında niye döner ve bu dengeli dönüşü bozmak kimin aklına gelmiştir?

Güneş de bir enerji çeşidiyken ve merhametli bir şekilde dünyaya ışırken elektriğin oluşturduğu yakıcı ve manyetize eden enerjisi niçin bu kadar etrafımızı sarmıştır?

Amaçları nedir?

Hayatımızı kolaylaştırdığını zannettiğimiz teknolojik şeyleri tetkik etmenin vakti geldi de geçiyor.

Ancak ne yaparlarsa yapsınlar başaramayacaklar.